STWD 34 – Büyük İkramiye

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm

Çevirmen: Alpariz

(ÇN:Bingo)

Spica nın beklediği gibi, mağara içinde maceracılar için tasarlanmış çok sayıda ayı tuzakları ve çukur tuzaklar vardı. Ancak Yuuto nun sıra dışı yetenekleri sayesinde onlar bir şakaymış gibi kaçınıp mağaranın arkasına doğru ilerlediler.

Daha ileri gittikçe Koboldlar ile dövüşlerin sıklığı artmıştı. Koboldlar bir grup olarak iyi iş çıkarıyorlardı, diğer canavarlarda pek görülmeyen bir şeydi bu, ama onlar Yuuto için sadece yemdiler. Bir grup karınca bir fil için neyse bir grup Kobold da Yuuto için oydu.

…………….

“Spica, Kobold patronun kokusunu alabiliyor musun?”

“Evet. Ben onun sadece az ileride olduğunu düşünüyorum. Onun kokusu çok güçlü hale geldi.”

Spica nın koku duyusu mükemmeldi. Yuuto nun yalnız başına ve sadece güç ile patronu izlemesi mümkün olmazdı.

“Hmm ……? Bu garip görünüyor. Koku kesinlikle orada, ama……”

Spica bir çıkmaza denk gelmişti, sorgulayıcı bir görünüşü vardı, ama Yuuto zaferden eminmiş gibi gülümsedi.

“Böyle bir yerde, her zaman gizli bir kapı olur.”

Güçlü bir tekme ile önündeki duvarı kırdı. Yuuto nun beklediği gibi, duvarın kırık yerinden küçük bir gizli oda görülüyordu. Oda içinde değerli eşyaların olduğu bir hazine yığını vardı.

(Beklendiği gibi ……! Bunlar maceracı ekipmanlarından çok daha iyiler.)

Onlar Koboldları gördüklerinden beri, Yuuto da böyle bir durum olduğu önsezisi vardı. Ricardo kuşattıkları Yuuto ya “Eşyalarını bırakmasını” söylemişti. Bunun onların çalışma biçimi olduğu belliydi ve onlar daha önceden pek çok kez bu yöntemi kullanmıştı. Bu nedenle Yuuto maceracılardan alınan eşyaların mağarada bulunma ihtimalinin yüksek olduğunu düşünmüştü.

“Efendim. O görünür olmasa da, Kobold patronun kokusu o köşeden geliyor.”

“Ah. Pekala. Onu görebiliyorum.”

Ricardo Rodiaz
Irk Kobold
Meslek Şef
Eşsiz Yetenek Şeffaf

Muhtemelen onun eşsiz yeteneği şeffaf sayesindeydi. Onun vücudu görünmüyordu, ama Yuuto <<Şeytan Gözler>> ile Ricardo’nun vücudunun üzerinde olan durum ekranını görebiliyordu.

“Ah. Ricardo. Teslim olmaya ne dersin?”

Yuuto soruyu sorduğunda, Ricardo şeffaflığını iptal etti ve ortaya çıktı. Ricardo onun şeffaf becerisinin işe yaramadığını fark edince en kısa sürede dogeza yaptı.

“Kaybettim! Beni yendin! Ben …… bu odadaki tüm hazineleri sana vereceğim. Bu nedenle …… sen benim yoldaşlarımın yaşamasına izin verir misin?”

“Hmm. Senin yoldaşlarının hayatı seninkinden daha mı değerli?”

“Evet. Benim bu bölgedeki Koboldlara, onların şefi olarak, göz kulak olma sorumluluğum vardır.”

“Anladım. Amacım sadece hazinedir. Bana karşı düşman değilsen, sana saldırmayacağım.”

“……Özür dilerim. Sana minnettarım.”

Ricardo hüzünlü bir bakışla başını düşürdü. Yuuto gözlerini mağlup generalden önündeki hazineye kaydırmıştı. O odanın ortasındaki büyük bir varilin içine baktı.

“Oh! Spica. Şuna bak! Dağlar kadar nadir eşya var!”

Yuuto heyecanla haykırdı.

“Kuhahaha! Geber! Boktan velet!”

Ricardo, belinden bıçağını çıkarıp isimli bir canavardan beklenen muazzam bir hız ile Yuuto nun sırtına doğru atlamıştı.

“Efendim! Arkanda!”

Spica bağırdığı anda, Yuuto bir döner tekme ile Ricardo’nun kafasını ezdi.

“Bugo!”

Ricardo’nun vücut mağaranın duvarına çarptığında, mağara sanki bir deprem meydana gelmiş gibi sallandı. Parçalanmış kafatasının beynine saplanması sonucunda, Ricardo anında ölmüştü. Kraliyetlerin şövalyelerinin bile korktuğu bir [İsimli Canavar] için düşünülemez bir sondu.

“Usta …… sen canavarın sözünü tutmamasını bekliyor muydun?”

“Eh, biraz.”

Yuuto dövüş ustası olduğu için, o rakibe karşı sırtını döndüğü zaman, ne derlerse desinler, saldırı olmayacak varsayımında asla bulunmazdı.

“Neden olduğunu sorabilir miyim?”

“Peki …… bu adamın mükemmel bir lider olduğunu görmek çok kolay.”

“……?”

Spica Yuuto nun sözleri üzerine şaşkınca bakmıştı.

“Eğer Koboldların bakış açısından düşünürsen anlayacaksın. Bizim  sadece hazineyi alıp ayrılacağımızın hiçbir garantisi yoktu, değil mi? Yani sözel(sözlü) bir söze güvenmeyerek bizi öldürmeye çalışması daha akıllıca olurdu.”

“……Ah.”

“Sonunda, onların barış içinde yaşaması için, bizi ortadan kaldırmaları gerekiyordu. Yani tabii ki sözünü tutmayacaktı. Ben bunun korkakça olduğunu da düşünmüyorum.”

Yuuto nun ses tonu, sakin ve soğukkanlıydı.

“Aksine, onun bakış açısından, kötü olan benmişim gibi görünmüyor mu? Yoldaşlarını korumak kötü değildir. Lider olarak bu onun sorumluluğu değil midir?”

“………..”

Yuuto sözleri Spica yı derinden etkilemişti. Onda, Spica bir  <<Halka önderlik edebilecek>> birini bulmuştu.

(Belki …… …… Efendimin kaderi bu sıkıntılı zamanlara bir son vermek, 「Kral」 olmaktır, ve bu onun bu dünyaya çağrılma nedenidir…)

Kalbinin atışlarını bastırması mümkün değildi, çünkü bütün bu olaylar sayesinde, Spica Yuuto nun gizli olasılıklarını bulmuştu.

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm