SH Bölüm 6: Gerçeklik

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm

Çevirmen: Kkraus

Merkezi Kıta, yeni çağın tüm kıtaları arasında üçüncü en büyük kıta olarak kabul edildi. Aynı zamanda en müreffeh/refah kıtaydı. Yaklaşık 1,668,000 kilometrelik alana yayılmıştı. Hua Xia İmparatorluğu ile kıyaslanınca 16 kat daha büyüktü. Yatay ve dikey olarak kıta son derece geniş bir bölgeye yayılmıştı.

Merkezi Kıtada 3 birincil seviyeli şehir, ikincil seviyeli şehirler ve birçok üçüncül seviyeli kasabayı içeriyordu. Ancak şehir ve kasabaların bulunmadığı alanlarda ise yaşayan mutant ve boyutsal canavarlar olduğundan dolayı oraları iskan etmek mümkün değildi.

Şanslı Rüzgar Kasabası bu kasaba sınıflı şehirlerden biriydi. Bu şehir Merkezi kıtanın kuzey sınırlarında yer almaktaydı. Tüm kuzey kıyıları okyanusla temas halinde olduğu gibi coğrafyası oldukça sert, iklimi oldukça soğuk ve bu alan sıklıkla tsunamiler tarafından vurulurdu. Aynı zamanda Merkezi Kıtanın pek de müreffeh olmayan bu şehri aynı zamanda Li Yunmu’nun yaşadığı yerdi.

Bu gün, Şanslı Rüzgar Şehrinde mezun olan liseli öğrencilerin görücüye çıktıkları zamandı. Çünkü bu gün yüksek eğitim sınavlarının halka açıklandığı gündü

Aynı zamanda bugün bütün öğrencilerin hayatlarını değiştirecekleri gündü. Sonuçta testlerin sonucunu almak dışında yapılacak olağanüstü başka bir sınav daha vardı. İnsanlar onu “Akış Testi” olarak nitelendiriyorlardı. Aynı zamanda “Ejderha Sıçrayışı” olarak bilinirdi ve bu test her yıl bugün yapılırdı. Bir kişi başarılı olduysa, altın kapı üzerinden atlayarak bir ejderhaya dönüşen sazan balığı gibi gelecekleri sınırsız olacaktı.

Akış Testi adından da anlaşılacağı üzere birisinin akış enerjisini uyandırıp uyandırmadığını kontrol işlemiydi. Bu gün İttifak, tüm yüksek okullardan tüm liselere, bu sınavı titizlikle yürütmeleri için komisyonlar yollayacaktı.

Eğitimini bitiren herkes bununla yüzleşmek zorundaydı. Bazıları sevinçten ağlamak üzereyken, çoğu kişi doğal olarak testten vazgeçmiş ve kaderlerini kabul etmişlerdi. Çünkü Ejderha Sıçrayışı testi öylece çok çalışarak geçebileceğin kolay bir test değildi önemli olan istenilen sonuçları alıp alamayacağındı.

Her zaman, teste başvuranlar üçe bölünürlerdi. Birinci sınıflar Savaş Tanrısı Birliklerine katılanlardı. 18 yaşının altında akış enerjisinin bir izini bile uyandırabilenler hatta hafif bir reaksiyon olsaydı bile hepsi askeriyeye girebilir ve Savaş Tanrısı birliklerine tavsiye edilirlerdi. Onlar gerçekten uyanmış olmasalar bile, akış enerjisi izi üretebilmiş olmaları hepsinin büyük askerler olacağı anlamına geliyordu.

Buna en güzel örnek ise Li Yunmu nun babası Li Zhongmin idi. O gerçekten farklıydı, savaşçıların ve Savaş Tanrısı birliklerindeki askerlerin pozisyonu, sıradan askerlerle kıyaslanınca epey yüksekti.

İkinci sınıfı yarım uyanmış olanlar oluşturuyordu. Yarı uyanmışlar adlarından da anlaşılacağı üzere, akış enerjisinin eşiğinin yarısına kadar uyandırmış kişilerdi. Yarı uyanmış kimseler gerçek bir uyanmış akış öğrencisi olarak kabul edilmezlerdi, ama onlar Savaş Tanrısı birliklerindeki askerlerle kıyaslandıklarında çok daha korkunçlardı. Dolayısıyla yarı uyanmış akış gelişimcileri askeriyeye girmeye tavsiye edilecekler ve doğrudan subay olacaklardı ki bu konum Savaş Tanrısı birliklerinden daha yüksekti.

Üçüncü kısım ise uyanmış olanlardı yani doğrudan akış enerjisini uyandırabilenler, bu sınıf hakkında bir şey söylemeye gerek yoktu. Onlar doğrudan İttifakın ayrıcalıklı hiyerarşisine girer ve birçok maddi fayda ve sıradan bir insanın ömrü boyunca göremeyeceği ayrıcalıklar elde ederdi.

“Ah Mu, sonunda gelebildin, iyi misin?”

Aslında, Li Yunmu’nun Akış Testine yapabileceği hiçbir şey yoktu bugün buraya gelenlerin yüzde 99’u sadece yüksek eğitim sınav sonuçlarına bakmak için gelmişlerdi. Li Yunmu sınıfına girdiği anda, sıra arkadaşı Zhang Kai onu endişeyle karşılamıştı.

Birkaç gün içinde, Göksel Bulut Şehrindeki Alan C’de bulunan ordu kampının mutant ve boyutsal canavarlar tarafından saldırıya uğradığı haberi tüm sınıfa yayılmıştı. Sonuçta Şanslı Rüzgar Şehri kuzey sınırında bulunan küçük bir kasabaydı ve tüm sınıf Li Yunmu’nun babasının Savaş Tanrısı birliklerinde olduğunu biliyordu.

Hatta Li Yunmu bir şey söylemese bile, insanların çoğu bilgiyi er geç elde ederlerdi bu yüzden gizlemenin hiçbir faydası yoktu.

“Hala iyi, babam nispeten daha şanslıydı ve hayatı için kaçtı bu nedenle bende iyiyim.”

Li Yunmu bütün sınıfın bakışları üstündeyken başını salladı ve koltuğuna oturdu; Li Yunmu büyük ölçüde olgunlaşmıştı özellikle babasının başına gelen son olaylarla birlikte kişiliği büyük ölçüde değişmişti.

O yavaşça sınıf arkadaşlarının tepkilerini görebilmek için onların üstünde gezdirdi, tüm gördüğü ise acıma, sempati, neşe, alay ve bazıları onun içine düştüğü talihsizliğe gülüyorlardı. Kalbini bir kasvet sarsada bir şey söylemedi. Belki de bugün okul bittikten sonra yolları ayrılır ve onların yolları gittikçe birbirlerine uzaklaşacaktı.

“En azından baban iyi……”

Zhang Kai şu anda ne diyeceğini bilemiyordu, ama hafifçe Li Yunmu’nun omzuna vurdu ve derin bir iç geçirdi.

Daha sonra öğretmen gelerek herkesin sonucunu tek tek okudu.

Hiçbir süpriz olmadı, Li Yunmu’nun sonucu sadece ortalamaydı, bu sonuç sadece bir üçüncü sınıf bir not olarak kabul edilebilirdi. Bu sonuç tamamen beklenen bir şeydi hatta kampüsten ayrıldıktan sonra vasat bir destek işine girebilirdi, onun için düşük seviyede bir gözetmen olmak bile çok zordu.

Eğer Li Yunmu’nun babası kazayla karşılaşmamış ve hala Alan C’nin kaptanı olsaydı, belki biraz parayla askeriyeye girebilirdi. Belki boyutsal bir kristal alabilmek için yeterli parayı toplayabilir ve Savaş Tanrısı birliklerine girebilmek için bir şansı olabilirdi, ama şimdi……. onun birçok yakın arkadaşı ondan gittikçe uzaklaşmaya devam ediyordu.

Çünkü herkes babasının tek kurtulan olduğunu biliyordu, sorumluluk almaktan kaçınması çok zordu ve o muhtemelen askeri mahkemede yargılanacaktı. Ayrıca ,iki bacağını kaybetmesiyle hayatına yeni bir sayfa açması da imkansızdı.

“Hadi gidelim, onlara aldırma.”

Zhang Kai Li Yunmu’nun omuzlarına hafifçe vurarak onu dışarı sürükledi.

Li Yunmu ciddi bir şekilde, “Bekle. Kai, ben hala Ejderha Sıçrayışı testine girmek istiyorum.”

Aynı zamanda bir duygu kalbinde belirmişti, bu kardeşi oldukça iyi biri gibi görünüyordu. Babasının kazsından sonra ailesinin neler kaybedeceğini umursamayarak onun yanında durmaya devam ederek gerçek bir kardeş olduğunu göstermişti, bu açıdan hayatına bir başka başarısızlık eklemediği için mutluydu.

Çok fazla arkadaşa ihtiyaç duymuyordu, hatta bir tane gerçek bir arkadaşı olsa bu bile büyük bir şans kabul edilirdi. Yaşamındaki yükseliş ve düşüşlerinde Li Yunmu bunu farketmişti.

“Enerji Testi mi ? Test olacak neyin var? Limitlerimizi bilmiyormuşsun gibi.”

Zhang Kai zorla gülümsedi.

“Hala denemek istiyorum.”

Şu anda Li Yunmu son günlerde yaşadıklarını en iyi arkadaşına nasıl anlatabileceğini bilmiyordu. Sonuçta son günlerde yaşanan olaylar o kadar tuhaftı ki, birine gerçekleri söylese bile belki kimse ona inanmazdı.

“İyi, sonuçlar aynı olacak olsa bile test girmek iyi olabilir, hadi gidelim sana eşlik edeceğim.”

Tüm sınıf arkadaşlarının şaşkın bakıları arasında lisedeki İttifak ofisine doğru yürüdüler. Bugün Akış testinden sorumlu kişi oradaydı.

Bu sene mezun olan 15 sınıftan en fazla 100 kişinin akış enerjisitestine katılması bekleniyordu çünkü Şanslı Rüzgar Şehri küçük ve fakir bir yerleşim yeriydi, burada o kadar zengin veya muhteşem insanlar yaşamıyordu.

Sıradan insanlar kendi hallerinden memnundu, ne diye gidipte bir testte kendilerini rezil edeceklerdi ki? Bu sene de aynıydı, seçilecek olan insan sayısı cidden az olacaktı.

“Şuraya bak! Li Yunmu Ejderha Sıçrayışını deneyecek? İnanılmaz, bu gördüklerim gerçek mi? Ne zamandan beri akış enerjsi belirtileri görmeye başlamış acaba?”

“Haha, sadece sorun çıkarıcak, karizmasını dert bile etmiyor. Ona inanabiliyor musun? Babasının sorunu onu tamamen köşeye sıkıştırmış .

“Haha, Ejderha Sıçrayışını parkta yürümek zannediyor, sanki her isteyen yapabilirmiş gibi.”

Bir insanın bilmesi en elzem olan şey haddi olmamasına rağmen, çoğu kişi onunla dalga geçmeye devam ediyordu.

Bütün bu olanlara rağmen, herkes Li Yunmu’nun kendini rezil etmekte hala kararlı olduğunu görünce, insanlardan küçük bir grubu bu işin sonunu görmek için onu takip ettiler.

Herkes uyanış testinin çoktan başlamış olduğu İttifak odasına doğru yürümeye başladı.

“Hey, şu çocuk Li Yunmu değil mi? Sakın bana seninde bugün olacak olan uyanış testi içi geldiğini söyleme? Haha, iyi şaka olurdu!”

Girdiğinde tanıdık bir yüz ona alaycı bir bakış attı.

Li Yunmu’nun hafızası doğru hatırlıyorsa onun adı Qian Fei idi. Şanslı Rüzgar Şehrinin en zengin ailelerinden birinin çocuğuydu. Görünüşe göre o da bugün teste gelmişti. Ailesi ona yardım edecek olan boyutsal kristali almak için bir servet harcamış olmalı.

Tabi hali hazırda Qian Fei nin adamakıllı bir enerji akışçısı olması için babasının ekonomik hüneri yetmeyecekti, bu ancak onun bir enerji akışından bir çizgi çekmesine yetebilirdi.

“Kendi işine bak. Annene lanet olsun, ittifak testi almana nasıl izin verdi?”

Zhang Kai öfkeyle yanıtladı.

Li Yunmu onunla uğraşmadı. Önceden olsa çoktan kavgayı başlatmış olurdu bile. Küçük bir kasabadan böyle küçük bir zengin ailenin mensubuna karşı, Li Yunmu ‘in ona herhangi bir tepki vermesine gerek yoktu. İttifakın şimdiki gücü ve prestiji Li Yunmu’nun babası için değersizdi.

Ama Li Yunmu buna gerek olmadığından dikkate almamıştı çünkü kendi gerçekleriyle konuşuyorlardı. Bugünden sonra Li Yunmu, bütün Şanslı Rüzgar Şehri halkına Li Zhongmin’nin bile artık geçmişte kaldığını gösterecekti…..onun oğlu, Li Yunmu, bugün buradaydı.

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm
error: Content is protected !!