Rüya Okulu – Bölüm 5 : İlaç

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm
Amy yanından geçip giden insanlara aldırış etmeden okulun bahçesine açılan giriş kapısının önünde duruyordu. Karşısında dikilen koca okuldan gözlerini ayırmadan ilerlemeye başladı. Okul bahçesinde ilerlerken bir an durdu ve yüzünü gökyüzüne çevirdi. Sonsuz mavilik göğü kaplarken Amy rüyasındaki mor gökyüzünü anımsadı, derin bir iç çekti ve okula doğru ilerlemeye devam etti. Önceki okulunu seviyordu ama özlediğini söyleyemezdi. Lisenin yeni senesini başka bir okulda geçireceği için mutlu olduğunu itiraf etmeliydi. Yeni arkadaşlar edinmek onu her zaman heyecanlandırmıştı. Bu düşünceler içerisinde okul bahçesinde toplanan kalabalığa karıştı. Her şube okulun bahçesinde sıra olmuş bekliyordu. Küçük sınıflar meraklı gözlerle etrafı seyrederken Amy sırasını bulmaya çalıştı. Nick ile aynı sınıfta olmayı isterdi çünkü sınıfındaki herkes birbirini tanırken çok yalnız hissedecekti. Onlara alışana kadar tanıdık bir yüz fena olmazdı. Sırasının olduğu yere geldi ve parlak siyah saçlar hemen dikkati çekti. “Nick?” diye geçirdi içinden. Uzun boy parlak siyah saçlar… Bu o olmalı diye düşündü ama yüzünü görmeden onun yanına yaklaşmak istemedi. Sonuçta uzun boylu ve siyah saçlı bir sürü kişi vardı o olmayabilirdi. O sırada çocuk hissetmiş gibi arkasını döndü ve Amy ile gözleri buluştu. Bu Nick’ti. Amy heyecanlanmıştı hızlanarak Nick’in yanına geldi.
“Merhaba” Nick’in yüzünde samimi bir gülümseme vardı.
“Merhaba” Amy de samimi olmasını umarak gülümsedi.
Herkes sıraya geçmişti. Geniş bahçeden hafif bir uğultu yükseliyordu. Biraz sonra okulun önünde Lucas belirdi. Adam rüyasındaki gibi gür bir sesle herkesi susturdu.
“Merhaba sevgili gençler. Sizleri aramızda görmekten mutluluk duyuyoruz. Ben okul müdürünüz Lucas Lyndon. Bu sene sizlere ben eşlik edeceğim, sağlıklı ,mutlu ve…”birkaç saniye duraksadı ve gözleri Amy ile buluştu. “Unutulmaz bir yıl olmasını diliyorum.”
Amy bir an adamın gözlerinde büyük bir duygu seli gördü. Belki zihni ona oyun oynuyordu. Böyle olmasını umdu ve Lucas’ın sırıtan yüzüne bir kez daha baktı. Gözleri kaybettiği bir şeyi bulmuş gibi parlıyordu ama bu parıltı mutluluk parıltısı değildi bu parıltı üzüntü doluydu.
İlk ders matematikti. Amy Nick’in yanındaki sıraya oturmuştu. Sınıfları dört katlı binanın üçüncü katındaydı. İkisi de bu sene transfer olan öğrencilerdi.Öğretmenleri sınıfa girince ikisini de tahtaya çıkardı ve kendilerini tanıtmalarını istedi. Amy ve Nick sessizce denileni yaptı.
“Merhaba ben Amy Blue. Ailemin işi nedeniyle buraya transfer oldum. Umarım iyi geçiniriz.” Yüzüne samimi bir gülümseme yerleştirdi ve ona bakan meraklı gözlerin Nick’e kaydığını gördü.
“Merhaba ben Nick Sky. Aynı şekilde ailemin işi dolayısıyla buradayım. İyi geçinelim.”Nick gülümsemekten çok komik bir şey görmüş gibi sırıtıyordu. Ders başladı,yerlerine oturdular.
Nick Amy’e döndü ve eğilerek kulağına fısıldadı.
Amy Nick’in sıcak nefesini hissedince ürperdi. Yakınında olması onu utandırmıştı.
“Okuldan sonra konferans salonunda unutmadın değil mi?”
Geri çekilerek Amy’nin kızaran yüzüne baktı.
“Evet.”
Amy derin bir nefes aldı ve oturduğu cam kenarından dışarı baktı. Lucas rüyasında onlara konferans salonunda buluşmaları gerektiğini söylemişti ama detayları vermemişti.
Amy dışarıyı seyrederken okulun kapısının önünde pahalı bir araba gördü. Bir çocuk arabadan iniyordu. Uzun boyluydu ve görebildiği kadarıyla güneşte parlayan altın sarısı saçları vardı. Okulun ilk gününden geç kalmıştı ama çocuğun bunu umursamadığı belli oluyordu.
“Şu çocukta kim?”
“Duydun mu?… Evet o şirketin başkanının oğlu.”
“Çok zengin olmalı şu kıyafetlere baksana.”
“Şşşt sessiz ol bizi duyacak.”
“O çok yakışıklı model falan mı?”
“…”
Abel arabadan inmiş okula doğru ilerliyordu. Etrafındaki meraklı gözleri görmezden geldi. “Her zamanki gibi…” diye geçirdi içinden. Fısıltılara aldırış etmiyordu ama yüzünde ukala bir gülümseme belirmişti. Alıştığını kabul etmeliydi. Her zaman göz önündeydi ama bu onlardan nefret etmesini engellemiyordu. Onunla sırf parası için arkadaş olmak istiyorlardı. Onunla güzel bir yüzü olduğu için konuşuyorlardı. Onlar gerçek Abel’ı tanımıyorlardı. Abel da tanımalarına izin vermiyordu. Okul binasına girdi ve sakince ilerlemeye devam etti. Geç kalmıştı ama umursadığını söyleyemezdi. Zengin olduğu için ona laf söylemeye cesaret edemeyeceklerini biliyordu. ” Paranın gücü…” diye düşündü.
Abel bu düşünceler içerisindeyken bir kız arkasından ona çarptı. Abel kolunu tuttu ve kıza öfke dolu bir bakış attı.
Kızın acelesi vardı ama Abel’ın kızgın suratını görünce duraksadı ve gülümsedi.
“Çok özür dilerim…Zil çaldı gitmeliyim.”
Abel şaşırmıştı. Kız ona hayranlıkla bakmamıştı ya da ondan korkmamıştı. Sadece gülümsemişti.
Abel istemsiz olarak sırttı. ” Belki…”diye geçirdi içinden “Gerçek Abel Rose’u tanıyacak birileri karşısına çıkabilirdi.”
Nick yanındaki boş sıraya bakıp surat astı. Amy nerede kalmıştı? O sırada Amy’nin tanıdık yüzünü gördü. Saçları terden yüzüne yapışmış nefes nefese kapının önünde bekliyordu. Öğretmenleri daha derse girmemişti. Amy derin bir nefes aldı ve Nick’in yanına oturdu nefesini düzene sokmaya çalışıyordu.
“Neden bu kadar yoruldun?”
“Dışarıda annemi gördüm cüzdanımı unutmuştum onu getirmeye gelmiş.”
Amy hala soluk soluğaydı.Pencereden dışarı bakarken annesini görmüştü ve…” Sarı saçlı çocuk.” diye düşündü. Merdivenlere doğru koşarken ona çarpmıştı değil mi? Amy’nin vücudunu bir utanç dalgası kapladı. Ondan özür dilemişti ama öfke dolu bakışını düşününce bu yeterli miydi? Düşününce yapabileceği başka bir şey yoktu, kendini doğru şeyi yaptığına ikna etti. Biraz sonra öğretmenleri derse girdi ve tüm sınıfa sessizlik hakim oldu.
Ders bitmişti. Sınıf yavaşça boşalırken Amy Nick’in kitaplarını toplamasını seyrediyordu. Yüzüne huysuz bir ifade takınmıştı.
“Hadi Nick, kaplumbağalar bile senden hızlı.”
Nick dudaklarını büzerek ona baktı. “Merak etme konferans salonuna geç kalmayacağız.”
Amy iç çekti. Endişeliydi sadece bir şeylerin garip olması onu rahatsız ediyordu.
Nick toparlanmasını bitirdikten sonra sınıfın kapısında bekleyen Amy’nin yanına geldi ve birlikte konferans salonuna indiler. Salon Amy’nin hatırladığı gibiydi ve yine ön sıraları dolduran çocukları gördü.
Lucas sahneye çıkmış ve yanında laboratuvar önlüğü takmış iki adam vardı.Bu sefer salondan daha fazla uğultu yükseliyordu herkes Lucas’ın yanındaki adamlardan rahatsız görünüyordu.
“Tekrar hoş geldiniz.” Bu sefer sesi uğultuları bastıramamıştı bu yüzden ellerini çırptı ve salonun sessizliğe bürünmesini bekledi.
“Merakınızı anlıyorum ama lütfen açıklamama izin verin. Normal hayatta olduğu gibi Rüya okulunun da kuralları olduğunu belirtmeliyim okula geç kalmamanız için sizleri tam gece yarısında uyutan bir ilaç enjekte edeceğiz. Ölü Ruh şu sıralar güçsüz ve gücünü kazanana kadar saldırmayacağını düşünüyoruz. Tahminimizce bu dinlenme durumu bir hafta sürecek. Bu süre boyunca sizlerden rüyalara nasıl girmeniz gerektiği gibi temel konuları işlemeliyiz. O yüzden kimsenin geç kalmasına müsaade edemeyiz. Çok fazla zamanımız yok. Umarım sizler de elinizden geleni yaparsınız. Size güveniyoruz.”
Bu konuşmadan sonra laboratuvar önlüklü adamlar çocukları tek sıra haline soktu ve kollarına yeşil renkli bir sıvı enjekte ettiler. Herkes sessizdi. Kimse bunun zehir olacağını düşünmemişti.
Amy tereddüt etmişti ama özel güçler söz konusu olunca düşüncelerini bir kenara bıraktı.Yapmak istediği şeyler vardı.
Amy yeşil sıvının kolunda ilerlediğini görürken başı dönmeye başladı. Doğru bir karar mı vermişti? Bir gürültü salonda yankılandı, Amy bir kızın yere yığıldığını gördü. Gözleri Nick’i arıyordu ve hemen ardından büyük bir gürültü daha koptu. Amy Nick’i yerde görünce kalbi hızla çarpmaya başladı ve sözleri boğazında düğümlendi.
“Nick?”
Bayılmadan hemen önce Lucas’ın sesini duydu.
” Merak etmeyin vücudunuzun alışması uzun sürmez.”
Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm