Rebirth Of The Thief- Bölüm 52 “Einpat’ın Flütü”

Önceki Bölüm

Bölüm 52- Einpat’ın Flütü

2 elfte arkasını dönüp doğruca vadinin çıkışına doğru koştular. Sanki bir çift tavşan gibi çeviktiler lakin en az tavşanlar kadar da zayıftılar, sadece yüz küsür oranında canları vardı. Tek bir büyü onları öldürmeye yeterdi.

‘’Kaçacağını mı sanıyorsun? Rüyanda görürsün!’’ Yaydan çıkmış ok gibi Nie Yan hızlıca arkalarından onlara doğru uçtu.

Grubun geri kalanı da onu takip ederek kovalamacaya başladılar.

Şu anda Yu Lan’ın grubu çoktan yolu kapatmıştır.

Elfler tam olarak uzaklaşmadan önce vadinin girişinde durduruldular. Yu Lan ve ekibi önlerine çıkmış ve özgürlüklerine giden tek yolu tıkamıştı.

Elfler kaçmak için sahip oldukları son umudu da kaybetmiş oldular!

İki elf birbirlerine baktılar ve uçurum kenarına doğru koşmaya başladılar. Uçurumun kenarına ulaşmalarına 3 metre kala Nie Yan arkalarında belirdi ve aniden havaya doğru zıpladı. Elleri ile uzandı ve elflerden birini ayağından yakalamayı başardı. Sonrasında sol elini açıp İpek İplik Yüzüğü ile ağ oluşturdu. Ağın diğer elfin ayağına dolanması ile ağı hızlı bir şekilde çekti ve o iki elfi uçurumun ucundan uzağa doğru fırlattı. [Çarpma!] Yere çok sert bir şekilde çarpan vücutları yerde bulunan tozu yukarıya kaldırdı.

Nie Yan’ın zeka puanı ve zıplama mesafesi aşırı yüksek olduğu için karşısındaki elflerin ona karşı hiçbir şansı yoktu.

Kısa bir süre sonra takımın geri kalanı da geldi ve elflerin etrafını sardılar; büyücüler, elfleri büyü yağmuruna tutmak için asalarını kaldırdılar.

‘’Ryeehgh… Ryeghkh…’’ Elfler yalvarırcasına bir ifade ile konuştular.

‘’Bekleyin! Onları şimdilik öldürmeyin.’’ dedi Nie Yan heyecanlı bir şekilde.Önceki hayatında oyuncuların Einpat’ın Flütünü düşürmesi için sadece bu iki elfi öldürmesi gerekirdi. Einpat’a flütü geri verdikleri zaman zindana devam edebilirlerdi. Lakin hiçbir zaman elflerin savaşmayıp hayatları için yalvardığı bir duruma denk gelinmemişti.

Önceki hayatında, bu zindanın başarım yüzdesi %75 arasındaydı. Oyun başlayalı 10 yıl geçmesine rağmen hiç kimse bu zindanı %100 şeklinde tamamlayamadı. Şu anda bile o iki elfin geri kalan %25’i hakkında önemli bir bilgi verebileceği konusunda emin değildi.

Önceki hayatında level 4 ikenki karakteri ile şimdiki karakteri karşılaştırılamazdı bile. O zamanlar, o sadece ortalamanın altında seviyeye sahip bir oyuncuydu, bronz seviye bir seti bile yoktu. Efsanevi Cesurluk’un Bölümü’nden bahsetmeye gerek bile yoktu. Kısacası zeka puanı ve zıplama mesafesi şimdiki karakterine göre çok yetersizdi. O kara elfleri yakalamayı bırak onlara yetişmesi bile imkansızdı. Bu yüzden o zamanlardaki takımlar ,kendisi de içinde olmak üzere, sadece dağ geçidinin uçlarına doğru onları büyü ile havaya uçurabilirlerdi.

Patates çuvalı gibi kıvrılmış vücutları ile iki elf yerde yığılmış Nie Yan’a canlarını bağışlayacağı düşüncesi ile yalvarırcasına bakıyorlardı. Elfler, Nie Yan’ın bilmediği antik bir dil ile konuşuyorlardı, Elf dili. Fakat bakışlarından ve vücut dillerinden anlaşıldığı kadar ile bağışlanmaları için yalvardıkları anlaşılıyordu.

‘’Burada Elfçe konuşabileniniz var mı?’’ Nie Yan arkasını dönüp takımına sordu.

Etrafındaki takım arkadaşları birbirlerine bakıp kafalarını sağdan sola doğru salladılar. Tek bildikleri dil oyunun herkese verdiği İmparatorluk’ta konuşulan genel dildi. Elfçe mi? Anlamayı geç daha varlığını bilen yoktu.

Nie Yan bir süre düşündü. Eğer kimse Elfçe bilmiyorsa bu iki kara elf ile konuşmak imkansızdı.

Kendi dil menüsüne bir göz attı. Şu an için sadece Ortak dil, Ejderha dili, Antik Ortak dili ve Kasate Devleri dili vardı. Aniden şöyle düşündü, Eğer bu elfler antik ırktan ve uzun ömürleri var ise belki diğer dilleri de anlayabiliyorlardır?

‘’Zavallı ve kırılgan kara elfler, niye buraya geldiniz?’’ Nie Yan ejderha dili ile konuşarak sordu.

Nie Yan hecelerine derin tonlar katarak konuştu. Sesinin tonu etrafındakileri ürküttü. Lakin sonradan onun sadece  farklı bir dili konuştuğunu fark ettiler.

Ejderha dilini duyunca iki elf acayip korktu hatta Nie Yan’a baktıklarında korkudan tir tir titremeye başladılar. Elflerden diğerine göre daha cesur olanı ona şaşkınlık ve dikkat ile bakmaya devam etti. Sonunda yeterince cesareti toplayıp Nie Yan’ın ayaklarına kapanıp ayaklarını öptü ve sonrasında geri çekilip konuşmaya başladı.

Elf’te Ejder dilini konuşarak konuştu.’’Çok yaşa Ejderha Tanrısı. Benim adım Vasa Rhine. Efendim affınıza sığınarak sormak istiyorum… siz, insan kılığına bürünmüş bir ejderha mısınız?

Yakın Karanlık Çağ zamanlarında, kara elfler diğer ırklardan farklıydı. Ejderhalar tarafından köleleştirilmiş diğer ırklar yani insanlar, yüksek elfler ve cüceler gibi ırklar gibi onlara özgürlük için başkaldıran ırklardan olmamış. Kültürleri ve inançları Ejderhalar’a yönelik olmaya devam etmişti. Şu anda bile dünyanın köşe bucakların da gizlilik ile yaşayan bu varlıklara saygı ve sadakâtleri sonsuzdu.

Nie Yan rahatladı. Ejderha dilini bilen insanların sayısı bir elin parmaklarını bile geçmezdi. Bu kara elf o kadar korkmuştu ki onu ejderha sanmıştı. Bu yanlış anlaşılmayı kendi avantajıma kullansam harika olur!

‘’Dediklerin doğrudur! Çok yaşa Ejderha Tanrı! Vasa Rhine, bana kendimi tekrar ettirtme. Neden buraya geldin?’’ diye sordu Nie Yan ejderha dili ile konuşarak.

‘’Efendim, bizim Drow Kara Elf Kabilemiz Hilton Kalesi’nde çok ezici bir mağlubiyet aldı. O karmaşa sırasında dostum ve ben düzlüğe doğru ilerledik ve ormandan kaçtık.’’ Vasa Rhine cevapladı.

[Ç.N: Drowlar elflerin yan ırklarından bir tanesi. Sanırsam bunlar Kara + Drow yani hibrit ırktan.]

‘’Hmm? Vasa Rhine… Yani sen ve arkadaşın Hilton Kalesi savaşından kaçan savaş kaçaklarısınız!’’

‘’Efendim, bizler savaş kaçakları değiliz! Naçizane ben ,Vasa Rhine, cesur ve korkusuz savaşçıyımdır. Kabilemiz için bilgi toplamaktayız. Sabah olduktan sonra 3 gün içerisinde kabilemiz Hilton Kalesi’ne tekrar saldıracak. O zaman, Vasa Rhine savaş alanına geri dönecek!’’

Vasa cesaret ve kararlılık ile konuştu.

[Sistem: Yeni görev alındı! 2 elf kafasını Hilton Kalesi’nden Kavrote Bey’e getir ve onu Drow kabilesinin saldırısına karşı bilgilendir.]

Kollara ayrılan görev çizgisi! Bu harika bir keşif oldu. Lakin Nie Yan dıştan sakin ve toplu bir görünüm göstermeyi başardı. Her şey normalmiş gibi Vasa Rhine ile konuşmaya devam etti. Karşısındaki için ise Vasa Rhine Nie Yan’ın ejderha olduğuna inandığı için Nie Yan’ın sorduğu her soruya hiçbir şekilde gizli saklı olmadan cevap veriyordu.

Nie Yan kara elfler ile değişik bir dil ile konuşmaya devam ederken takım arkadaşlarının kafasında soru işaretleri oluşmaya başlamıştı. Ne hakkında konuşuyorlardı? Kara elfler Nie Yan’dan  neden korkuyora da benziyorlardı? Herkes şaşırmıştı. Nie Yan ne zaman diğer dilleri konuşmayı öğrenmişti?

‘’Vasa Rhine, Treantların bakıcısı benim arkadaşım olur. Bana flütünü çaldığın konusunda bilgilendirdi. Söyle bana, sana nasıl bir ceza bahşedeyim?

Nie Yan’ın dediklerini duyduktan sonra Vasa Rhine sürekli secdeye yatarak(Gerçekten) ve yalvararak bağışlamasını istedi bu sırada da flütü Nie Yan’a verdi.

Flüt siyah vernikle kaplıydı dışı da kaplumbağa kabuğu desenleri ile kaplıydı. Nie Yan incelediğinde flütün çok basit ve süsten uzak olduğunu gördü.

Daha sonra özelliklerine bir bakış attı.

Einpat’ın Flütü (Görev Eşyası)

Gereklilik: Level 0

Açıklama: Treant bakıcısı tarafından kullanılan flüt. Etrafındaki Treantları etkiler.

Özellikleri: İrade +20, Güç +20, Refleks +20, Can +300. Etrafındaki Treantların gücünü %50 düşürür.

Sınırlamalar: Sadece Treant Ormanı’nda kullanılabilir.

Hata yok, aradığımız flüt bu. Nie Yan flütü envanterine koyduktan sonra takım sohbet kanalından emri verdi. [Öldürün onları!]

Etraftaki büyücüler asalarını kaldırıp büyülerini söylemeye başladılar. Şaşırtıcı bir şekilde iki kara elf direnmediler ve başları yere doğru dayalı vaziyette kalmaya devam ettiler. Hareketsiz ve sessiz bir şekilde ölümlerini beklediler.

[Boom! Boom! Boom!] Büyüler elflerin kafalarına doğru yağmaya devam etti. Hasar almalarına rağmen sıkıca boyunları bükük bir şekilde durmaya devam ettiler. Can barları sıfıra düştükten sonra anca duramayacak vaziyette kaldılar. Cansız vücutları yere yapıştı. Hafif bir şekilde pat diye düşmeleriyle küçük bir toz süzmesi oluşturdular.

[Sistem: Kara Elf kafası elde ettiniz. Miktar:2]

‘’Tamamdır, işimiz bitmiştir. Harika! Öldükten sonra bir parça Savaşçı çizmesi bile düşürdüler. Aranızda kimin alacağına karar verin. Treant Kralı’nı kesmeye gideceğiz sonrasında.’’ Nie Yan duyurdu. Bu tarihte ilk defa bu zindanın muhteşem başarı yüzdesi ile bitirilişi olacak. O iki kara elfi yakalamak gerçekten güzel süprizleri yanında getirdi.

‘’Nie Yan, o kara elfler ile aranızda ne geçti? Senden korkuyor gibiydiler? Onlara saldırırken bile onlar bize karşı koymadılar.’’ Yao Yao, Nie Yan’a doğru yürürken sordu.

Takımın geri kalanı da Nie Yan’a meraklı bakışlar attı. Yu Lan bile ona odaklanmaktan kendini alamadı.

Önceki Bölüm