Rebirth Of The Thief – Bölüm 29 “Düzen’in Kitabı”

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm

Oyalanmayı bırak! Acele et ve Meteor’u yap artık!」Nie Yan sesli sohbetle durmadan kafa ütüledi.

Meteor’u yapmak on saniye sürüyor! Bitirdiğim zaman iş işten geçmiş olur!」Tang Yao endişeli bir şekilde cevapladı. Büyüyü yapmayı bitirmeden örümceklerin altında ezileceğini tahmin etti.


Umrumda değil, yapmaya başla! Hadi, acele et!

Tang Yao dişini sıktı ve Tılsımı kırdı. Adasını savurduktan sonra Meteor’u yapmaya başladı. Çok geçmeden büyük miktarda ateş esansı onun bulunduğu yerde toplanmaya başladı.

Ateş esansı toplandığı gibi sadece ışık saçan alevin saldığı ısı bile etrafın sıcaklığını arttırmaya yetmişti.

Tang Yao, Nie Yan yirmiden fazla örümceği peşine takmış geçitten geçip kesişme noktasına gelirken sadece izledi. Örümcekler kesişme noktasına devasa bir dalga gibi ilerlerken Nie Yan Tang Yao’nun çekildiği dar geçidin içine koştu. Geçit o kadar dardı ki sadece bir örümcek zar zor girmeyi başarabildi ancak bunu yaparak kendi arkasındaki örümceklerin geçide olan bağlantılarını koparmış oldu.

“Sarsıntılı Darbe!” Nie Yan arkasına döndü ve önde liderlik eden örümceğin kafasına saldırarak sersemlemiş duruma girmesine ve arkasındaki örümceklerin de hareketlerini durdurmalarına sebep oldu.

Sekiz saniye… yedi saniye… altı saniye… beş saniye…

Zaman ilerledikçe Tang Yao’nun arkasında yavaşça toplanan ateş esansı git gide yoğunlaşmaya başladı.

Çoğu zaman, yapmak için bir hece seti gerektiren büyüler aynı zamanda oldukça geniş alan kaplayan büyülerdi. Nie Yan’ın bilgi ve tecrübesine göre Elementalistlerin ve Gizemli Büyücülerin Seviye 0’ken öğrenebilecekleri tek alan etkili yetenek Meteor’du ve bu yetenek çok sayıda canavarı aynı anda öldürme konusunda oldukça etkiliydi. Ancak bin tane Elementalist ve Gizemli Büyücü toplasan bile içlerinde Meteor yeteneğine sahip birini bile bulmak çok zor olurdu.

Üç saniye geçtikten sonra örümcek sersemlemiş durumdan çıktı ve hemen Nie Yan’a doğru fırladı. Buna karşılık olarak Nie Yan hançerini kaldırdı ve Kaya Örümceği ile çarpışmaya başladı. Örümceği sıkıca yerinde tuttu ve saldırılarından herhangi birinin Tang Yao’ya ulaşmasını engelledi ve böylece büyünün kesilmesini engellemiş oldu.

On saniye—bu sürenin uzun yada kısa olması kişinin bakış açısına bağlıydı. Ancak işin aslı, birden ona kadar saydığında bu anın öylece geçiverecek olmasıydı.

Transa girmiş gibi Tang Yao asasını kaldırdı ve kendinin bile anlamını bilmediği garip bir hece dizisi okudu. Büyüyü yapmayı bitirince devasa bir ateştopu göten düştü.「Boom!」Ateştopu örümcek grubuna çarptığı gibi sağır edici bir patlama yankılandı. Darbe sırasında ateştopu her yöne alev çiçekleri saçan bir gibiydi. O parıltı saçan çiçekler yere indikleri anda hemen sönmemişlerdi. Onun yerine yanmaya devam etmiş ve patlamaya yakalanmış örümceklere her saniye belirli bir hasar vermiştiler.

「Ciyak! Ciyak!」Yirmi civarı örümcek acı içinde çığlıklar attıkları sırada çalkantılı bir durum içindeydiler. Nasıl bir durum içinde olursalar olsunlar gene de Nie Yan ve Tang Yao’nun saldırılarını engellemeyi başaramamıştılar.

Demek her şeyi çoktan hesaplamış. Tek seferde bu kadar örümceği aggrolama cesaret etmesine şaşmamak gerek.

Nie Yan ve Tang Yao’nun canavarları böyle kesebilmelerinin tek nedeni bu kesişim noktasının eşsiz şeklini avantajlarına kullanıyor olmalarıydı. Bu taktiği kullanıp büyük bir düşman grubunun üzerine ateştopu yağdırmak açık arazide yapılsaydı ölüme sürünmekten başka bir ley olmazdı. Normalde Meteor’un yarattığı yıkım bunun gibi dar alanlarda son derece kısıtlı olurdu. Ancak görünüşe bakılırsa mağaranın içindeki kesişim noktası bu tür büyüleri yapmak için oldukça uygundu.

Tang Yao elinde olmadan Nie Yan’a daha fazla hayranlık duymaya başladı. Onun böyle taktikler düşünebiliyor olması…

Bir saniye sonra başka bir ateştopu gökten yağdı ve yere çarptıktan sonra patladı.

Darbe üzerine alevler çevreye yayıldı.

Üç tane daha devasa ateştopu birbiri ardına gökten yağdı. Meteor tarafından vurulan örümceklerden altısı doğrudan ezildi, on altısı yanma hasarının devam eden alan etkisi sonucu ölümüne yandı ve geri kalanlar ise ya ölüyor ya da ölümün kıyısındaydılar. Meteor’un yok edici kapasitesi gözlerinin önünde kendini açıkça göstermişti.

Tang Yao önüne yığılmış Kaya Örümceği cesetlerine boş boş baktı. Tüm bu yok edişe tek başına sebep olmuştu, bu; kendisini inandırmakta zorlandığı bir gerçekti.

“Nie Yan… Bunun hepsini gerçekten ben mi yaptım?” Tang Yao aptalca sordu. Anca devasa miktardaki tecrübeye baktıktan sonra bunun gerçek olduğuna inandı. Az önce o güçlü Meteor büyüsünü yapan kişi gerçekten de kendisiydi.

“Niye öyle boş boş bakıyorsun? Hadi, geri kalan örümceklerin işini de halledelim,” Nie Yan gülümsedi ve dedi.

“Manam bitti.” Tang Yao zar zor renk kalmış mana çubuğuna baktı. Hala birkaç tane Gizemli Füze yapabileceği kadar manası vardı ancak Alev Patlaması gibi bir şeyi yapamazdı.

Tang Yao’nun sözlerini dinledikten sonra Nie Yan bir şeyi hatırladı: Meteor devasa miktarda mana harcayan bir büyüdü. Tang Yao’nun onu yapabilmesi bile zaten kendi başına etkileyiciydi. Başka büyüleri yapabilecek kadar manasının kalmasından bahsetmeye gerek bile yok!

Mana tüketiminin yananında Meteor ayrıca ucuz olmayan Tılsım da gerektiriyordu. Bu yüzden eğer Tang Yao canavar keserken bu büyü kullanmaya devam edecek olsaydı çok geçmeden çulsuz kalırdı.

Nie Yan kalan Kaya Örümceklerinden birinin üzerine atıldı ve öldürmek için Ölümcül Vuruş’u kullandı. Bunu takiben o ve Tang Yao çabucak kalan örümcekleri temizlemeye başladılar.

Çok geçmeden yirmi civarı örümceğin her biri sonuyla karşılaştı ve yere yığıldı. Nie Yan cesetlerin yanına yürüdü ve toplamı üç bakırı bulan ganimeti topladı. Sonucunda bir tane bile ekipman parçası düşmemişti. Nie Yan tecrübe çubuğuna baktı: o kadar Kaya Örümceğini öldürdükten sonra yüzde üç daha yükselmişti.

“Bu bölgedeki tüm canavarları temizledik. Hadi biraz daha derine gidelim,” Nie Yan önerdi. Böyle bir şekilde grup olarak canavar kesme anca arada bir yapılabilirdi çünkü canavarla bu taktiğin kullanılmasını sağlayacak kadar hızlı canlanmazlardı.

“Ne!?Neden daha derine gidiyoruz ki?” Tang Yao şaşırmış bir şekilde sordu.

“Mağaranın derinlerinde mutlaka yapmam gereken bir şey var. Ayrıca mağaranın içindeki manzara da bayağı mistik,” Nie Yan gizemli bir şekilde gülümseyerek yanıtladı. Bu mağaranın içine varınca Nie Yan belli belirsiz onunla ilgili eşsiz bir şeyi hatırlamıştı.

Kaya Örümceği Mağarası’nın en sonunda bir kaynak vardı. Bu kaynak sadece derin olmakla kalmıyor ayrıca yüzeyinin altında birbirini kesen ve birbirine dolanmış bir çok güçlü akıntı barındırıyordu. Bu akıntıların var olma nedeni kaynağın bir yeraltı gölüne bağlı olmasıydı. Gölü geçtikten sonra kendini her türlü egzotik tıbbi bitkinin bol miktarda yetiştiği gözden uzak bir koya ulaşmış olarak bulurdun. Ancak bu koyda çok daha değerli başka bir şey bulunuyordu. Sayısız oyuncunun sadece rüyalarında görebilecekleri bir şey: Düzen’in Kitabı’nın kopmuş bir parçası.

Oyunun tarihi bilgisinde Düzen’in Kitabı ve Karmaşa’nın Kitabı Koalisyon Dönemi’nden (873–1235) beri elden ele aktarılmış iki tane ilahi nesneydi. Beş veya altı yüz yıl geçmesine rağmen bu iki kitabın efsanesi yayılmaya devam etmişti. Nasıl ortaya çıktıkları ve yazarlarının kim olduğu gibi tam bir gizemdi.

Düzen ve Karmaşa dünyanın iki kanununu temsil ediyordu.

İki kitabın her biri toplamda altı cilt ve otuz altı bölümden oluşuyordu. Bu iki kitap dünya boyunca yayılmış iki belirgin ve karşıt gücü temsil ediyordu.

Efsaneye göre eğer biri tüm sayfaları bir araya getirip Düzen’in Kitabı’nı tamamlarsa Düzen Tanrısı’nı canlandırabilecek ve akıl almaz bir güç kazanacaktı. Dahası Düzen’in Kitabı’nı elinde bulunduran kişi Aydınlık Taraf’ın Yüce Papa’sı olacak ve kıtadaki tüm Kutsal Tapınakları kontrol edebilecekti. Diğer yandan eğer birisi Karmaşa’nın Kitabı’nı tamamlarsa, büyük bir yıkıcı güç kazanacak ve Düzen’in Kitabı’nın sahibinin baş düşmanı olan Karanlığın Hükümdarı olacaktı.

Düzen’in Kitabı ve Karmaşa’nın Kitabı iki efsanevi varlıklardı.

İlk altı bölüm ortaya çıktığında Viridian ve Satreen İmparatorluklarının uzun tarihini gösteren bir film oynamıştı.

Düzen’in Kitabı’nın ilk cildinin altı bölümü şunlardı: Adalet Bölümü, Erdem Bölümü, Cesaret Bölümü, Bilgelik Bölümü, Uyum Bölümü ve Özgürlük Bölümü.

Bu alt bölüm altı kişinin eline düşmüştü. Bu altı kişinin her biri Aydınlık Taraf’ta en iyi yüz içinde koltuğa sahip uzmanlardı. Adalet Bölümü, Cesaret Bölümü ve Bilgelik Bölümü’nün sahipleri sırasıyla birinci koltuk üçüncü koltuk ve altıncı koltuklardı. Böylelikle ikisi arasındaki ilişki Düzen’in Kitabı’nın bölümlerinin toplum tarafından ilahi varlıklar olarak kabul görmesine neden olmuştu.

Düzen’in Kitabı’nın her bir bölümünün büyük bir kudrete sahip olduğu doğruydu ancak ortada bir sorun vardı: Oyuncuların kişisel depolarında saklanamıyorlardı. Bu nedenle oyuncu onları kendi üzerinde taşımaya zorlanmış oluyordu. Bir bölümün sahibi tüm altı bölüme birden sahip değilse başka bir oyuncu tarafından öldürüldüğünde bölüm her zaman düşerdi. Bu yüzden Düzen’in Kitabı için savaşlar ve ölümler neredeyse sonlanmazdı.

Adalet Bölümü, Cesaret Bölümü ve Bilgelik Bölümü en sonunda üç yüce loncanın liderlerinin eline düşmüştü. Diğer bölümlerin sahipleri de büyük güçler kazanmıştılar ancak ne zaman yola çıksalar hep dikkat çekmekten kaçınmıştılar. . Ayrıca bölümün gücünü başka oyuncuların önünde kullanmaktan kaçınmıştılar. Buna rağmen Nie Yan gene de Düzen’in Kitabı’ndan bu bölümlerin gücüne daha önceden videolardan tanık olmuştu.

Adalet Bölümü’nün sahibi Melek Loncası’nn başkanı, Elf ırkından Şeytan Avcısı—Angyi Tianshi’ydi. Bir keresinde on altı Aydınlık Şövalye çağırarak yüzden fazla düşmanla yüz yüze gelmiş ve galibiyetle ayrılmıştı. Bir kişi yüzden fazla oyuncuyu yenmişti. Bu olay daha sonra efsaneye dönüşmüştü.

Bilgelik Bölümü’nün sahibi Kutsal Yargılama’nın lonca lideri, Kutsal Büyücü—İmparator Katili’ydi. Yasak Büyü Gözalıcı Parıltıyı kullanıp üç yüz kurukafayı yok ederek yaşayan ölülerin istilasına dayanmış ve böylece bir efsane yaratmıştı.

Cesaret Bölümü’nün sahibi Kutsal İmparatorluk Loncası’nın lonca lideri, Vahşi Savaşçı—Uykucu Tilki’ydi. Bir lonca sırasında düşman saflarına tek başına dalmış ve her birkaç adamında bir düşman öldürerek iki yüzden fazla düşmanı tek başına öldürmüştü. Önüne çıkan her şeyi katletmişti.

Nie Yan bunları düşününce istemsizce heyecandan yanmaya başladı.

<< Önceki Bölüm I Tanıtım I Sonraki Bölüm >>

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm