IGE Bölüm270: İki Mesele

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm

Bölüm270: İki Mesele

 

Ses ne çok yüksek ne de çok sessizdi fakat tüm Gururlu Gökyüzü Merkezi boyunca yayılmıştı. Konuşan kişi onların yanında gibiydi.

 

Ding Li kaşlarını çattı.

 

İşleri sürdüren kişi kesintiye uğratılmıştı. Bu özellikle öfkelendirici bir meseleydi.

 

Fakat ses bir numaralı Xian Köşkünden çıkmıştı o kızdırılmamalıydı. Bunun yerine bir numaralı Xian Köşküne doğru gülümsedi: “Zhaoge söylemek istediğiniz bir şey mi var?”

 

Ding Li ona Savaş Tanrısı Lu demeden Zhaoge demişti belki de o statüsünün Lu Zhaoge’den daha yüksek olduğunu göstermek istemişti.

 

Bir numaralı Xian Köşkünün içinde.

 

Gümüş bir sis tarafından örtülü olan kişinin kimliğinin farkına varılmıştı yani o Youyan Sınırı Savaş Tanrısı Lu Zhaoge idi.

 

Lu Zhaoge Ding Li’nin kışkırtmasına en ufak bir dikkat göstermeden ana oturma alanında oturuyordu. Sesi bronz bir çan gibiydi: “Bugün burada her yerden gelen olağanüstü kahramanlar var bu toplantı Kar İmparatorluğunda büyük bir olay olarak sayılabilir. Dövüş toplantısı gerçekten başlamadan önce benim dövüş arkadaşlarıma söylemek istediğim iki mesele var… ”

 

Lu Zhaoge konuştuğunda elini kaldırdı ve parmağı havaya deldi.

 

Keskin bir kılıç gibi görünen gümüş bir ışık parmağından atıldı.

 

Bu ışık havada yüzlerce metre yükseğe fırladı. Hava dalgalanmaya başladı. Soluk bir kapı herkesin önünde yavaşça açılmaya başladı.

 

“Son akşam birileri İmparatorluğun bir askeri subayını pusuya düşürmeye ve Beyaz At Kulesini yok etmeye cüret etti. İmparatorluk öfkelendi ve ordu araştırmak için uzmanlar gönderdi. Sonunda bu pisliğin yerini bulduk. Savaşan Ruh tarikatı sorun yaratmaya cüret etti. Hmph, bu kişi uzun zaman plan yapmış ve kaçmak için Mekanlararası Formasyona sahipti. Fakat İmparatorluğun takibinden nasıl kaçabilir?”

 

Lu Zhaoge’nin sesi sürekli bir numaralı Xian Köşkünden çıktı.

 

Birisi soluk kapının içindeki bir figürü görebilirdi.

 

Bambu kadar ince orta yaşlı bir adam soluk kapının içindeydi. Onu bağlayan altın renkli Formasyon prangaları vardı. Dağınık kül grisi saçları rüzgâr tarafından her tarafa savruluyordu. İlk bakışta solmuş bir korkuluk gibi görünüyordu fakat onu çevreleyen soluk siyah bir sis vardı. Cennetten inen dev ayaktan yayılan aura ile tamamen aynıydı.

 

Arkasında onu her iki taraftan da sıkı sıkıya tutan iki adet altın zırhlı muhafız vardı.

 

Kötücül orta yaşlı adam deli gibi mücadele etti. Sürekli olarak özgürlüğünü kazanmak isterken vücudunda titreşen bir okyanus gibi bir güç yayıldı. Ancak altın renkli Formasyon prangaları onu sıkıca yerinde tutuyordu. Bu garip Formasyonlar tüm yeteneklerini kısıtlayan görünmez bir enerjiye dönüştü.

 

Fakat öyle olsa bile Gururlu Gökyüzü Merkezindeki herkes günahkâr, gri saçlı orta yaşlı adamın gücünü açıkça hissedebiliyordu.

 

Bu gerçek bir zirve düzey uzmandı.

 

Birçok insanın kalbi çılgınca gümlemeye başladı.

 

Diğer Xian Köşklerindeki insanların yüzlerinde çeşitli ifadeler vardı.

 

Başta alaycı bir ifadesi olan Ding Li tamamen farklı bir ifade sergiliyordu. Orta yaşlı adamı gördüğü anda gözbebekleri boyunca bir anda ortadan kaybolan aşırı bir şok titreşti. Yanındaki Li Qiushui’ye bakmak için döndü. Li Qiushui’nin bakışları geri dönmezken ifadesi sakindi.

 

“Kara Rüzgâr Yaşlı Kartal!”

 

Parlak Ay Gölünün yanında ki insanlar şokla nefes verdiler.

 

[Kara Rüzgâr Yaşlı Kartal] tarikat dünyasında her zaman gizemli olan Acı Deniz aşamasında ki bir varlıktı. O herhangi bir tarikata ait değildi ve çok nadir olarak ortaya çıkardı. Herhangi bir ailesi ya da arkadaşı yokmuş gibi her zaman yalnız davranırdı. Onun nereden geldiğini çok az insan biliyordu. Fakat yaptıklarının acımasız ve uğursuzdu. Örgütleri ve aileleri tamamen yok etmekten güneşin altında her kötülüğü yapmaktan hoşlanıyordu. Bu on yıl içinde arkasında bu canavarın izleri olan birkaç şok edici trajik olay olmuştu.

 

Tarikatlar birkaç kez bu canavarı avlamak için bir araya gelmişti fakat o sonunda kaçmayı başarmıştı.

 

Beyaz At Kulesini yok eden gizemli uzmanın kim olduğunu düşününce o bu canavardı.

 

Bu yaşlı canavarın İmparatorluk ile herhangi bir çatışması olduğu hiç duyulmamıştı fakat o Savaşan Ruh Tarikatının bir parçasıydı.

 

Yüzlerce yıl önce Savaşan Ruh Tarikatı Cennet Adası alanında ünlü ve güçlü bir tarikattı. Önemli başarıları varken çok az insan onu provoke etmeye cesaret edebiliyordu. Daha sonra Kar imparatorluğunun ordusu tarafından tamamen ezilmişti. Bu tarikatın neredeyse tamamı savaşta ölmüş ve onların tarikatı tamamen yok edilmişti. Yani [Kara Rüzgâr Yaşlı Kartal] Savaşan Ruh Tarikatının kalıntılarından biriydi…

 

Bu orta yaşlı adamın geçmişini duyduktan sonra insanlar daha da hayrete düştüler.

 

[Kara Rüzgâr Yaşlı Kartal] gaddarlığıyla meşhurdu fakat aynı zamanda ihtiyatlılığıyla da meşhurdu. Açıklanamayacak kadar bir araya gelen tarikatlardan kaçmayı başarmıştı. Buradan onun ne kadar güçlü ve akıllı olduğu anlaşılabilirdi. Bu sefer Youyan ordusuna karşı harekete geçmeyi dikkatli bir şekilde planlamış ve aniden Beyaz At Kulesini yok etmeye çalışmıştı. Başardığı anda uzaklara kaçmıştı. Fakat on dört saatten az bir zamanda Youyan ordusu tarafından ele geçirilmişti…

 

Bu…

 

Kar İmparatorluğunun İmparatorluk ailesinin ve Youyan ordusunun gücünü düşünmek bile insanları titretmek için yeterliydi.

 

“İmparatorluğu kışkırtmaya cüret edenler ölür!”

 

Lu Zhaoge’nin sesinde en ufak bir duygusal dalgalanma izi yoktu.

 

Fakat herkes bu sesin içinde onları titreten bir tavır duymuştu.

 

Ölür kelimesi söylendiğinde…

 

Havası boyunca yayılan trajik ulumalar sanki hayaletlerin yankılanan çığlıkları gibi görünmüştü.

 

Altın renkli Formasyon prangaları sarı renkli bir alev gibi parlak altın bir ışık yaydı. Ve [Kara Rüzgâr Yaşlı Kartal] bedenini yaktı. Bu yaşlı Acı Deniz aşama uzmanı her yer yanıyormuş gibi tamamen alevlerle kaplanmıştı. Derisi, eti, organları ve kasları yavaş yavaş yutuldu ve en sonunda bu altın alevler onun gözlerini bile yakmaya başladı.

 

“Ahhhhhhhhhhh… ”

 

Trajik bir feryat havaya yayıldı.

 

Gerçek bir zirve düzey uzman bin yıllık ömre sahipti. Birçok insanın gözünde güçlü ve yenilmez bir figürdü. Fakat o göz açıp kapayınca kadar bir kül yığını haline gelmişti.

 

Sayısız afallamış bakışın altında altın zırhlı muhafızlar geri çekildi ve loş kapının oradan kayboldular.

 

Bunu takiben loş kapı da yavaş yavaş ortadan kayboldu.

 

Havadaki her şey normale döndü.

 

Sanki hiçbir şey olmamış gibiydi.

 

Gökyüzünden bir kül yığını düştü. Rüzgârla ayrıldı, saçıldı ve çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük hale geldi.

 

Dövüş Toplantısı başladıktan sonra tezahürat etmelerine engel olamayan Jianghu insanları şu an kabaran bir kar fırtınasının içindeymiş gibi üşüyorlardı. Bir aptal bile [Kara Rüzgâr Yaşlı Kartalı]avlamak ve öldürmek için yapılan düzenlemelerin imparatorluğun bugün buradaki bütün uzmanlara kaslarını göstermesi olduğunu anlayacaktır.

 

Sadece bir gecede ünlü bir Acı Deniz aşama uzmanı yakalamış ve öldürmüşlerdi. Bu tür bir güç kesinlikle tarikatların sahip olmadığı bir şeydi.

 

Xian Köşklerindeki büyük tarikatlardan gelen varislerin ve kıdemlilerin bile ciddi bir yüzü vardı.

 

İmparatorluğun bu kadar hızlı bir şekilde hareket etmesi normların çok üzerindeydi.

 

Geçmişte birçok olay gerçekleşmişti ama hiçbirinde böyle bir tepki verilmemişti. Onlar İmparatorluğun şiddetli tepkisinin öfkeli vahşi bir kaplan gibi olacağını düşünmemişlerdi.

 

Bu kadar şiddetli davranmalarının nedeni bu konunun Ye Qingyu ile ilgili olması olabilir miydi?

 

Bundan çıkarılabilecek birçok bilgi vardı.

 

“İkinci meseleyse bu buluşmayı kullanarak Youyan ordusunun Öncüllerinden birisi Olan Ye Congyun’u öğrencim olarak kabul ettiğimi İmparatorluğa duyurmak istememdir.” Lu Zhaoge hala gümüş sis tarafından sarılıydı bu nedenle kimse onun gerçek görünüşünü göremiyordu.

 

Bu da son derece şok edici bir olaydı.

 

Lu Zhaoge’nin bir öğrenciyi kabul ettiği meselesi yavaş yavaş yayılmaya başlamış olmasına rağmen bu haberi insanların çoğu hala bilmiyordu.

 

Youyan Sınırı Savaş Tanrısının statüsü çok yüksekti.

 

Tarikatlarda bile ünlü ve güçlü bir uzman olarak kabul edilirdi. Bu yıllarda hiç bir öğrenci almamıştı fakat bugün bir öğrenciyi kabul etmeyi düşünmüştü. Bu Ye Congyun ne tür bir insandı ki Youyan Savaş Tanrısının takdirini kazanmıştı.

 

Onlar ellerini kenetleyen ve Lu Zhaoge’un önünde secde eden genç bir subay gördüler. O saygılı ve dürüst bir şekilde ustasına teşekkür ederek eğildi.

 

Herkes birdenbire anladı.

 

Yani o kişiydi.

 

O anda sayısız bakış Ye Congyun’a odaklandı.

 

Küçük subay sanki bu bakışları fark etmemiş gibi görünüyordu. O öğrenci usta törenini gerçekleştirdikten sonra Lu Zhaoge’nin arkasında durdu.

 

“Güzel, Yaşlı Ding devam edebilirsin.”

 

Lu Zhaoge bu iki konu hakkında konuşmayı bitirdiğinde bir ışık ışınına dönüşerek bir numaralı Xian Köşkünden kayboldu.

 

Belli ki onun Dövüş İttifakı toplantısına çok fazla ilgisi yoktu.

 

Savaş Tanrısının mirasçısı olan, Ye Congyun köşkün yanında durdu. O bakışlarını çevirmezken sırtı bir mızrak kadar düzdü. Onun bir uzmanlık havası vardı. Birçok insan onun nereli olduğunu, kim olduğunu ve yeteneğinin ne olduğunu tahmin etti. Onun sayısız insanın hayalini kurduğu bir talihi yakaladığını düşününce.

 

Ding Li bir numaralı boş Xian Köşküne baktı. Kalbinde öfkelenmesine engel olamıyordu.

 

Lu Zhaoge’nin tavrı ve eylemleri Jianghu ve tarikatlardaki herkesin yüzüne tokat atmış gibi hissettirmişti.

 

O bunu takiben Jianghu insanlarının moralini yükseltmek için bir konuşma yaptı. Aşağıda yer alan kalabalık onun sözlerine hiç dikkat etmiyordu çünkü henüz duydukları iki haberin etkisinden kurtulamamıştı. Onun zihninde hayal ettiği ateşli ve tutkulu sahne ortaya çıkmadı. Temiz hava ve güneş ışığı altında Parlak Ay Gölünün yanındaki her şey biraz yapmacık görünüyordu.

 

On numaralı Xian Köşkü hala boştu.

 

“Jianghu’nun meseleleri Jianghu da çözülecek. Bu günlerde Youyan Sınırı ve dışında birçok büyük olay meydana geldi. Tarikatlar arasında sürtüşmeler oldu. Jianghu insanları düşmanlıklar yaratan insanlar var. Daha önce Youyan Sınırının kaotik hale gelmesini engellemek için herkes kendini bastırmıştı. Bugün Parlak Ay Gölünün Su Işını Arenasında tüm sıkıntılarınızı çözebilirsiniz.”

 

Ding Li’nin sesi yuan qi’nin yardımıyla tüm Gururlu Gökyüzü Merkezi boyunca yankılandı.

 

Bu Dövüş İttifakı toplantısının en önemli açıklamalarından biriydi.

 

Dövüş sanatlarında yarışmak ne zaman olursa olsun dövüş uzmanlarının kanını kaynatan bir olaydı.

 

Bitirmeden önce bile.

 

Xiu.

 

Parlak Ay Gölünün ortasındaki Su Işını arenasına bir figür indi.

 

O yas kıyafetleri giyen bir kadındı. Son derece genç görünürken yas kıyafetlerİ kaba görünüyordu. O beyaz bir yas örtüsü tutuyordu. Onun ifadesi öfkeliyken şöyle dedi: “Ben Xuan tarikatından dul Liu Ying’im. [Youyan’ın Yaprağının] ortaya çıkmasını istiyorum biz böylece kinimizi çözebiliriz.”

 

Sesi yüksek değildi.

 

Fakat gölün çevresindeki herkesin açıkça duyması için yeterince yüksekti.

 

Herkesin kalbi titremişti.

 

O başlamıştı.

 

Yani böyleydi.

 

Bu kadının meydan okuduğu ilk kişi doğal olarak son zamanlarda Jianghu insanlarının kanıyla yıkanan, Ye Qingyu idi.

 

Fakat hala on numaralı Xian Köşkünde hiç kimse yoktu.

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm