IGE Bölüm249: Bu sahte bir hap

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm

Bölüm249: Bu sahte bir hap

 

Mağaza sahibi Sui şaşırmadan edemedi.

 

İki [Mistik Cennet Hapının] arkası son derece gizemliydi. Onun temel hap sanatları perspektifinden bakıldığından muhtemelen sahteydiler. Fakat o bu gün ne olduğunu bilmiyordu—Bekli de o gizemli kişinin aurasından etkilemişti. Bu onun kısmen inanmasına ve karargâha mesaj göndermesine neden olmuştu. O biraz sakinleştikten sonra zaten kararından pişman olmaya başlamıştı.

 

Fakat mesajı göndermişti ve bunun geri dönüşü yoktu. Mağaza sahibi Sui kendini sadece olacak şeylere karşı hazırlayabilirdi.

 

O bu konunun Yüz Bitki Salonunun dahi Hap Ustası Lin Qingyi’nin kulağına ulaşacağını düşünmemişti.

 

Gözleri yukarı doğru meyilli olan bu yeşil giysili genç adamın bilgin gibi bir havası vardı.

 

Diğer insanlar Lin Qingyi’nin arkasını bilmiyordu fakat Mağaza sahibi Sui onun kim olduğu konusunda çok netti.

 

Bu Lin Qingyi İmparatorluk ailesinin bir numaralı Hap Ustasının en genç gerçek öğrencisiydi. Söylentilere göre ustası tarafından çok seviliyordu. Çok ünlü değildi ve bunun sebebi sadece yakın zamanda ortaya çıkması ve henüz meşhur olmamasıydı. Onun ünlü olması sadece zaman meselesiydi.

 

Dahası Lin Qingyi Yüz Bitki Salonunun içinde tüm taraflardan son derece yüksek bir değerlendirme almıştı. O Yüz Bitki Salonunun içinde en güçlü hap gelişimcisi olarak kabul edilmişti.

 

Mağaza sahibi Sui genel merkezin buraya birisini göndereceğini düşünmüştü fakat gönderdiği mesajından dolayı Lin Qingyi gibi birinin ortaya çıkmasını asla hayal etmemişti.

 

Bu yüzden Mağaza sahibi Sui kalbinde büyük bir korku hissetmesine engel olamamıştı.

 

O daha fazla bir şey söylemeden dört kişiyi üçüncü kattaki özel odaya götürdü.

 

“O kişi satılması için buraya iki [Mistik Cennet Hapı]bıraktı. Bu kişi birini test için kullanabileceğimizi ve diğerini de satabileceğimizi söyledi.” Mağaza sahibi Sui hapları özel olarak muhafaza ettiği yeşim kutudan çıkardı. O bugün sadece ölü bir ata canlı bir at gibi davranabilir ve onu iyileştirmeye çalışabilirdi – Bu kötü durum için elinden gelenin en iyisini yapabilirdi. O gün meydana gelen her şeyi Lin Qingyi’ye ayrıntılı olarak anlattı.

 

Lin Qingyi sessizce pamukla kaplanmış sandalyeye oturdu.

 

Onun uzun ve beyaz parmakları hafifçe kendi ellerini okşuyordu. Umutlu bir parlaklık onun gözlerinde titreşti.

 

“Eğer gerçekten bu kişinin söylediği gibiyse o zaman bu [Mistik Cennet Hapı] gerçekten çok korkutucu.” Formasyonlu yeşim kutuyu alan Lin Qingyi derin bir nefes aldı. o yavaşça yeşim kutuyu açtı.

 

“En?”

 

Lin Qingyi’nin kaşları gerginleşti.

 

Onun gözlerindeki bütün parlaklık ortadan kayboldu.

 

… … … …

 

“En?”

 

Beyaz At Kulesinin dördüncü katındaki sessiz odada.

 

Lu Zhaoge başındaki kukuletayı çıkardığında yorgun gözlerinde bir şaşkınlık izi parladı.

O Ye Congyun ile Ye Qingyu’ya bakarken gözlerinde bir kafa karışıklığı izi göründü.

 

Ve Ye Qingyu neredeyse aynı anda şokla düşük bir nefes verdi.

 

O Lu Zhaoge’nin bir ay içinde böyle görüneceğini asla hayal etmemişti. Bedenindeki bütün deri kurumuş bir nehir gibi mandalina rengi bir hapa benziyordu. Onun figürü orijinal cazibesi ve karizması olmaksızın bocalıyor ve sendeliyordu.

 

Ye Qingyu Lu Zhaoge’nin o günkü savaşta aldığı yaralanmaların başlangıçta tahmin ettiğinden çok daha ciddi olduğunu anladı.

 

Şu anda Liu Siufeng ve diğerleri odayı dışarıda sessizce koruyordu.

 

Sessiz odada sadece Lu Zhaoge, Ye Congyun ve Ye Qingyu vardı.

 

Dışarıdan Beyaz At Kulesinde hiçbir değişiklik yokmuş gibi görünüyordu. Fakat gerçekte bu sadece dışarıdan baktığında öyleydi. Lu Zhaoge şimdiki durumdayken Liu Siufeng ve diğerleri herhangi bir risk almaya cesaret edemediler. Çeşitli savaş kamplarının ana komutanları dışında her yerde gizlenmiş uzmanlar ve muhafızlar vardı.

 

“Ben kandamlasının özünün yaklaşık konumunun Sınır Lordu konağının Kuzeybatı yönünde olduğunu hissetmiştim. Bu Senin Beyaz At Kulenin konumu. Ben bu kandamlası özünün Marki Ye’nin elinde olduğunu hayal etmemiştim. ”

 

Lu Zhaoge bir gülümseme atarken hızlıca sakinleşti.

 

Onun duruşu sakin ve nazikken gözlerinin içinde sükûnet vardı. O zirve halinde olmasa da yine de bir kişinin baskı hissetmesine neden olan bir gücü vardı. Bu onun gelişiminden kaynaklanmıyordu. Bunun nedeni onun böyle yüksek bir pozisyonda bulunurken kazandığı ruhani varlığıydı.

 

Ye Qingyu çokta şaşırmamıştı.

Çünkü bu kandamlasının [Youyan Sınırı Savaş Tanrısına] ait olduğunu zaten tahmin etmişti.

 

Lu Zhaoge’nin kelimeleri onun şüphelerini doğrulamıştı.

 

Ye Qingyu Lu Zhaoge’nin görünüşünü ve durumunu gördükten sonra bugün neden buraya geldiğini hafif bir şaşkınlıktan sonra anlamıştı. Ye Qingyu’nun anlayamadığı tek şey Lu Zhaoge’nin kan özünün yerini yaklaşık olarak algılayabilirken onu aramak için neden şimdiye kadar beklediğiydi.

 

Ancak mesele bu noktaya geldiğinden artık saklayacak hiçbir şey kalmamıştı.

 

Ye Qingyu düşüncelerini bir sıraya soktu ve her şeyi baştan sona hiçbir şey bırakmadan tekrar anlattı.

 

Lu Zhaoge Yanındaki Ye Qingyu hikâyeyi bitirdiğinde kafasını salladı onun ne şaşkınlık ne de şok olmuş gibi bir ifadesi vardı. Bir gülümsemeyle. “Yani böyle oldu. Kim benim yaralanmalarıma hiçbir tedavi bulamazken Marki Ye’nin böyle bir yolu olduğunu düşünürdü ki. Cennetler gerçekten benim yaşamımı terk etmedi. Eğer mümkünse Marki Ye’den bana yardım etmesini ve yaralanmalarımı iyileştirmesini isteyebilir miyim?”

 

[Youyan Sınırı Savaş Tanrısının] tutumu son derece kabulleniciydi ve o en ufak bir tereddüt ya da duraksama göstermemişti.

 

Ye Qingyu başını salladı. “”Komutan Lu’nun yaralarını tedavi edebilmek benim için onurdur. Fakat yüzde yüz başarma gücüne sahip değilim bu yüzden bunu sadece deneyebilirim. Ben kandamlasındaki garip gücün sadece ufak bir kısmını rafine ettim. Vücudunuzdaki güce kıyasla çok büyük bir fark var…”

 

Ye Qingyu’nun körü körüne kendine güvenmiyordu.

 

Lu Zhaoge gülümsedi ve konuştu. “Sadece emin ol ve elinden gelenin en iyisini yap. Ben tüm sonuçlara katlanacağım.”

 

Ye Qingyu rahat bir nefes verdi.

 

Dışarıda.

 

Liu Siufeng’i bekleyen insanların yüzlerinin her tarafında endişe yazılıydı.

 

Bu komutanlar kan okyanusu ve ceset dağlarından yürüyerek çıkan figürlerdi. Onların dövüş kalbinin ve bilgeliğinin kusursuz olduğu söylenebilirdi ve sayısız yaşam veya ölüm durumu yaşamışlardı. Gökyüzü çökse bile onlar sakinliklerini kaybetmez ve duygularını dışarı göstermezlerdi.

 

Fakat nihayetinde bugün ki durum çok özeldi.

 

Herkes açıkça anlıyordu.

 

Lu Zhaoge’nin bu dememeye dayanıp dayanamayacağı sessiz odadaki iki kişiye bağlıydı.

 

Lu Zhaoge kan özünün yönünün Beyaz At Kulesinde olduğunu doğruladığında herkes çok şaşırmıştı.

 

Başlangıçta hepsi Beyaz At Kulesinde saklanan eşsiz bir uzman olduğunu düşünmüştü.

 

Fakat sessiz meditasyon odasının kapısı açıldıktan sonra içerideki insanlar beklenmedik bir şekilde Ye Congyun ve Ye Qingyu’ydu.

 

Hayal ettikleri eşsiz gizli uzman mevcut değildi. Ye Qingyu’nun kendisi önemli bir dâhiydi fakat Liu Siufeng ve diğerlerinin Lu Zhaoge’nin kan özünü iyileştirebileceğini düşündüğü bir kişi değildi. Lu Zhaoge’un varlığını bile algılayamadığı eşsiz bir usta değildi.

 

Ye Congyun’a gelince Liu Siufeng onu daha önce görmüş ve kimliğini tanımıştı. Bir bakışta ne kadar güçlü olduğunu söyleyebilirlerdi. Ruh Pınarı aşamasında bile olmayan bir dövüş sanatçısının eşsiz bir uzman olması daha da imkânsızdı.

 

Şu anda meditasyon odasının kapısı tamamen mühürlenmişti.

 

Liu Siufeng ve diğerleri içerde ne konuşulduğunu bilmiyordu.

 

Onlar sadece eğer durum umdukları gibi ilerlemezse yeminli kardeşlerinin, kalplerindeki tanrının gerçekten de ölme olasılığının olduğunu biliyorlardı. [Youyan Ordusu] için bu bir kıyamet felaketine eşitti.

 

O anda—

 

Sessiz odanın kapısı açıldı.

 

Herkesin kalbi zıpladı.

 

Ama dışarı çıkan kişi, Ye Congyun idi.

 

Genç askeri subay herkesin dikkatli incelemeleri altında yeniden doğmuş gibi bir dinginlikle yürüyordu. Arkasından hafifçe kapıyı kapattı ve saygıyla kalabalığa doğru döndü. Ağzını açtı. “ Marki Ye Sınır Lordunun yaralanmalarını şu anda tedavi ediyor. Bunun ne kadar uzun süreceği bilinmiyor. Sınır Lordu herkese sabırlı olmasını söyledi.” “ İçerde ne oluyor?” “O gerçekten Ye Qingyu mu? O gerçekten tedavi edebilir mi?…”

 

Hiç kimse soru sormasına engel olamamıştı.

 

Ye Congyun herkese saygıyla bakıyordu. Herkesin beklentili bakışlarını görünce.”Sınır Lordu Lu çok fazla şey söylememe izin vermedi. Subaylar, lütfen sabırla bekleyin.”

 

… … … …

 

“Bahsettiğin [Mistik Cennet Hapı] bu mu?”

 

Lin Qingyi bir ejder gözü büyüklüğündeki yeşim yeşili hapları şüphe dolu bir ifadeyle inceliyordu.

 

[Hap Mantrasına] göre: Haplar, Cennet ve Dünya’nın bitki özünü içerirdi. Hafif bir yuan qi kokusu birikimi olmalıydı… Her hap koku, görünüş ve ebatlarına göre sınıflandırılabilirdi.

 

Başka bir deyişçe koku bir hapı sınıflandırmak için büyük bir etkendi.

 

Lin Qingyi uzun süredir ustasını takip ediyordu ve farklı türde çok sayıda hap görmüştü ve onları farklı türdeki kokularına göre sınıflandırmıştı. O daha önce birkaç kez efsanevi Ruh Hapları da görmüştü ve bir hapın etkilerini ve sınıflandırmasını değerlendirmede mükemmel bir yeteneğe sahip olduğu söylenebilirdi.

 

Fakat önündeki ejderha gözü büyüklüğündeki iki yeşim benzeri hap kutu açıldığında hiçbir tıbbi koku yaymamıştı. Onlar iki ölü yeşim taş gibiydi; Bu onun böyle bir şeyi gördüğü ilk seferdi.

 

Elini uzatıp [Mistik Cennet Hapına] dokundu. Onlar soğuktu

 

“Doğu değil, doğru değil…” Lin Qingyi başını salladı. “Ne olursa olsun bütün haplar ateşle rafine edilir ve ateş niteliği kazanır. Bu yeşime dokunduğumda ılık hissettirmeliydi fakat bu hap buz gibi soğuk… Bu… Hiçte hap gibi gözükmüyor, bir Yin nesnesi olabilir mi?”

 

O bu sözleri söylediğinde Mağaza sahibi Sui’nin aslen gergin olan kalbi anında dondu ve göğsü içeri çöktü.

 

Lin Qingyi’nin arkasından gelen diğer üç kişinin de beklentileri de tamamen kaybolmuştu.

 

Lin Qingyi [Mistik Cennet Hapını] tekrar yeşim Formasyon kutusuna koyarken başını salladı. Onun iyi olan ruh hali ortadan kayboldu. Koltuğuna otururken mağaza sahibi Sui’ye bir bakış attı. “Bundan sonra herhangi bir mesaj göndermeden önce onaylaman gerekiyor.”

 

O zaten bu konuda daha fazla değerlendirme yapmak istemiyordu.

 

Hapları inceleme konusunda kendine güveni tamdı.

 

Mesajı aldığında ki beklenti ve şaşkınlık tamamen hayal kırıklığına dönüşmüştü.

 

Bu doğru, bu dünyada nasıl böyle canavarca ve doğaüstü bir hap olabilirdi.

 

Kendi ustası, hap sanatlarıyla bile böyle mükemmel bir hap yaratamazdı.

 

Lin Qingyi bu yüzden [Mistik Cennet Hapı] denilen hapın sahte bir hap olduğundan tamamen emindi.

 

Sahte hap denilen şey insanların özel yöntemlerle yaptığı hap gibi görünen bir maddeydi. Gerçek olanı taklit etmek için kullanılabilirdi. Bazı ahlaksız hap ustaları bu tür sahte haplarla ismini yayıp kar elde etmeye çalışırdı.

 

Bu nedenle [Mistik Cennet Hapını] yaratan kişinin üçüncü sınıf bir dolandırıcı olduğu kesindi.

 

Çünkü o sadece hapın korkutucu özellikleri olduğu hakkında yalan söylememişti aynı zamanda bu hapı oluşturmak için kullandığı yöntem de çok düşük sınıftı. Yüz Bitki Salonunun bir numaralı dâhisi olarak gerçekten yüzlerce mil uzaklıktan aceleyle buraya gelmişti.

 

 

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm