IGE Bölüm242: Sen iyi bir asker değilsin

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm

Bölüm242: Sen iyi bir asker değilsin

 

Öndeki amiral gemisinin pruvasının üzerinde yuvarlak figürlü birisi duruyordu. Kıpkırmızı uzun bir cüppe giymişti ve kan kırmızısı bir pelerini vardı, o sağ avcunu hafifçe kaldırmıştı. Elinde iki çelik top dönüyordu. Bir kişi uzakta olsa bile bu çelik topların hareketlerinin sesini duyabiliyor gibiydi.

 

O [Youyan’ın Kasabı] Liu Siufeng idi.

 

O bizzat mı gelmişti?

 

Ye Qingyu çok şaşırdı.

 

O Sang Fusheng’in geri dönmesini ve Liu Zongyuan’ı ya da Wen Wan’ı bularak burada bulunan belgeleri almak ve hapsedilen kişileri serbest bırakmak için on ya da daha fazla askeri getirmesini umuyordu. Onlar bu kanıtların kullanılması için elverişli bir an olduğunda açığa çıkaracaklardı. O Liu Siufeng’in ordudaki bu büyük figürün bizzat gelmesini beklemiyordu.

 

Gemi hiçbir ses çıkarmadan gökyüzünü parçaladı.

 

Onlar cennetlerden inen savaşçılar gibiydi.

 

Şafağın ışığı gökyüzünün sınırlarında ortaya çıkarken binlerce dağ ve nehrin üzerinden geçti.

 

Yukarıdan gelen amiral gemisi ve dağınık bulutlar bu şafak ışınıyla aydınlandı ve kan kırmızısı her yeri boyadı. Saklanması zor bir öldürme arzusu atmosferi oluştu.

 

Ye Qingyu aniden gülümsedi.

 

Çünkü Wen Wan ve Liu Zongyuan’ın Liu Siufeng’in solunda ve sağında olduğunu görmüştü.

 

Yeni bir savaş zırhı giyen Sang Fusheng onların arkasında duruyordu.

 

Ye Qingyu bu figürleri gördüğünde çok daha rahatladı.

 

Özellikle Muhteşem figür Liu Siufeng ortaya çıktığından. Ye Qingyu aniden yalnız başına savaşmasının ödüllerini kazandığını hissetti. Sonunda önemli bir arkadaş kazanmıştı onunla omuz omuza durabilir ve gizlenmiş şiddetli sele karşı birbirlerini destekleyebilirlerdi.

 

Lu Zhaoge’nin durumu dış dünya için bilinmezdi ve durumu bilinmediğinden bazı insanlar doğal olarak kendilerini terkedilmiş hissediyordu.  Eğer dört büyük kampın içinde gelgitleri tersine çevirebilecek ve gerçekten güvene layık birisi varsa, Ye Qingyu onun Liu Siufeng olduğuna inanıyordu.

 

O sonunda ortaya çıkmıştı.

 

O amiral gemisinin üzerinde ilkel bir canavar gibi uzayı parçalayarak geliyordu.

 

Formasyon gemileri Sağ Kampın kurduğu geçidi geçerken kıpkırmızı amiral gemisini takip etti.

 

Liu Siufeng’e sadece Öncüllerin içinde değil ordunun içinde büyük saygı duyuluyordu. Eğer Lu Zhaoge Youyan askerlerinin kalbinde yüce bir tanrıysa Liu Siufeng Savaş tanrısının elindeki keskin mızraktı. Yok edemeyeceği hiçbir şey yoktu; O savışız askerin zafer ve şanını taşıyordu.

 

Amiral gemisi yavaşça aşağı indi.

 

Sonunda antik bir canavar gibi olan kıpkırmızı gemi eğitim kampının yüz metre yukarısında durdu.

 

Formasyon ışıkları titreşiyordu. Amiral gemisinden yayılan gümüş bir ışık altını ışıldatıyordu.

 

Elli zırhı asker kayboldu ve bir ışıkla yeniden ortaya çıktı; Işınlanma dizisi onları zemine ışınlamıştı.

 

Onlara öncülük eden Sang Fusheng idi.

 

Sorgulama odasında birkaç gün işkence görmüş ve ciddi yaraları olmasına rağmen o tekrar zırhını giymiş gibi görünüyordu. Ye Qingyu’nun yanına büyük adımlarla geldikten sonra saygılarını sunmuş ve saygılı bir şekilde konuşmuştu. “Marki, Komutan bizzat geldi. Burası Sağ kampın bölgesi olduğundan birkaç sorun yaşadık ve anca şimdi gelebildik…”

 

Ye Qingyu gülümsedi. “Önemli değil, gelmiş olmanız güzel. Sonraki meselelerden sen sorumlusun.” “Bana güvenebilirsiniz Markim.” Sang Fusheng askeri bir selamdan sonra komutası altındaki askerlere işleri paylaştırmaya başladı.

 

Sang Fusheng sayısız yıl Liu Zongyuan’ı takip etmişti ve deneyimleri zengindi. O ilk olarak yeni aceme asker eğitim kampının kontrolünü Sağ kamptan Gao Yun’un elinden almıştı. İnsanları eğitim kampının farklı yerlerini araştırmak için yönlendirdi. O başka bir gruba dağın içindeki hapishanedeki suçsuzları serbest bırakma emri verdi. Son olarak birkaç güvenilir astıyla sorgulama odasındaki bütün kanıtları şahsen toplamak istedi.

 

Ye Qingyu Ye Congyun’a yardım ederken havaya doğru parlayan figürü doğrudan amiral gemisine doğru ilerledi.

 

Genç subay sadece omzunun biraz sıkıldığını ve görüşünün bulandığını hissetti. Her şey istikrara kavuştuğunda zaten amiral geminin pruvasındaydı.

 

Şafak rüzgârı dalgalandı ve sabah güneşi kan gibi parladı.

 

Çelik zırhlı askerler mızrak gibi dik duruyorlardı; Onlardan her biri Ölüm Tanrısı gibiyken kan kırmızısı pelerinleri rüzgârda çırpınıyordu. Onlar Öncüllerin seçkin ve sadık askerleriydi; Her biri kan ve kılıç aurası taşırken, Ye Congyun’un kalbinin bir an için pırpır etmesine neden olmuşlardı. Duygusal olarak etkilendiğini hissetmişti; Bu gerçekten arzuladığı askeri çevreydi.

 

Bu sırada, Ye Congyun gerçekten bu insanlardan biri olduğunu hissetmişti.

 

Fakat onun lanet olası zayıf bünyesi…

 

Şafak güneşinin altında.

 

“Ye Qingyu, Komutana saygısını sunar!”

 

Ye Qingyu elini kenetledi.

 

“Haha, Marki Ye senin cesaretin hiç küçük değil…” Liu Siufeng yüksek sesle gülümserken onun tombul yüzünde hafif bir gülümseme ortaya çıktı ve gözleri daraldı. Onun atmosferi son derece sevimliydi. “ Sen şimdi büyük bir arı kovanına çomak sokmuşsun gibi görünüyor.” “Ben buraya gelerek beni desteklemenizden dolayı size teşekkür ederim komutanım.” Ye Qingyu gülümseyerek cevapladı.

 

“Ben buraya seni desteklemek için gelmedim. Ben buraya sadece üstün körü bir şekilde bakmak için geldim.” Liu Siufeng’in elindeki çelik toplar gıcırdadı ve ciyakladı. O sırıtarak zemine baktı. “ Sen sıçtığına göre kendi bokunu temizlemelisin. Bana doğru bakma kokmak istemiyorum.”

 

Liu Siufeng’in tonu sanki kendisine eşit bir arkadaşıyla konuşuyormuş gibi aşını rahattı.

 

Ye Qingyu bir an gülümsese de hiçbir şey söylemedi.

 

O Liu Siufeng’in böyle söylese de bugün buraya gelmesinin zaten kendisi için bir tür destek olduğunu biliyordu. Öncüllerin komutanının amiral gemisi kısa bir süre burada durduğu sürece sorun çıkarmak isteyen herkesin kendi gücünü iyi bir şekilde değerlendirmesine neden olacaktı.

 

Dahası Öncüllerin gelecekteki yıldızlarından biri olan Sang Fusheng astlarıyla birlikte sorgulama odasının kontrolünü ele geçirmişti. Bu Öncüllerin bu savaşa resmen müdahale ettiğini dünyaya duyurmuştu.

 

“Seni küçük velet…” Wen Wan Ye Qingyu’ya bir yumruk attı. “Neden her şeyin merkezindesin? Gerçekten sorun çıkarıyorsun. ”

 

Ye Qingyu gözlerini yuvarladı. “Neden böyle siniz bozucu sözler söylüyorsun. Ben Youyan Sınırında bir şeyler yaptım ama sen imparatorluğun emanet ettiği askeri savaş subayı görevini elinde tutarken bu günlerde nerde olduğunu kimse bilmiyor. Bu bir grup gülünç Jianghu insanı bu günlerde Youyan Sınırını tamamen karmaşaya sürükledi fakat ben senin bir şey yaptığını görmedim.”

 

Wen Wan ağzını açtı fakat bir şey söyleyemedi.

 

Onun ifadesi utanmış bir hale gelmişti çünkü Ye Qingyu onu suçlasa bile onu çürütemiyordu.  O bu günlerde askeri emirlerden doları asker olmaktan çok uzaktaydı ve o gerçekten bunu durdurmak için hiçbir şey yapmamıştı.

 

Ye Qingyu çılgın kaplan Wen’in bir kazık gibi tutulduğunu görünce kıkırdadı.

 

“Haha, Marki gerçekten de savaşa giden yolun yüzeyinde yürüyor. Sadece Yaşlı Wen’in yüzünü tokatlamakla kalmadı aynı zamanda Komutanı ve benim yüzümü de tokatladı.” Liu Zongyuan kıkırdarken bir şeyler ima etti. “Fakat başka bir seçeneğimiz de yoktu. Bir askerin doğal olarak emirleri dinler. Lordun konağının emri olmadan biz de istediğimiz gibi davranamayız. Komutanın kendisi bile emirlere karşı çıkamaz. Öncüllerin savaşın dışında da sorumlulukları var; Youyan Sınırının içinde ki emirlerin verilmesinden ve iç güvenlikten sorumlu kişi. Belki de sen bunu durmadın fakat iç güvenlik sorumlusu tedarik bölümümden Zhang San’dır. ”

 

Liu Siufeng bir yanda gülümseyerek çelik topları tutarken konuştu. “Bu doğru, Jianghu insanları arzularına göre hareket ediyorlar fakat onlar asker değiller. Her şey askeri komutaya göre yapılmalı ve herkese özel bir sorumluluk verilmeli. Her ne kadar ben de bu gibi durumlar görmek istemesem de bu konu durum komutam dâhilinde değil, bu yüzden müdahale edemem. Aksi takdirde herkes istediği gibi davranırsa, Sınırındaki durum daha da karmaşık hale gelir. ”

 

Marki Ye’nin yüzü biraz kızardı.

 

O şu anda Wen Wan’ı azarlamıştı fakat gerçekte Liu Siufeng ve diğerlerini de gizlice azarlamıştı. Ancak Liu Zongyuan ve Liu Siufeng’in şu anda söylediği sözler mantıklıydı. Her askerin özel bir pozisyonu vardı; eğer bir şeyleri arzularına göre yapar ve askeri emirleri göz ardı ederlerse, ordu ile Jianghu insanları arasında hiçbir fark kalmazdı.

 

Liu Siufeng ona bir bakış attı ve konuştu. “Bu günlerde ki eylemlerinin biraz düşüncesiz olduğunu hissediyor musun?”

 

Ye Qingyu başını salladı. “Gerçekten biraz aceleci fakat ben hiçbir şey yapmazsan doğru hissetmeyecektim. Ben Savaş Tanrısı Lu’nun ne için beklediğini bilmiyorum fakat benim önsezim kısa vadeli. Eğer ben kızgın hissedersem uzun bir süre beklemeden öfkemi çıkarırım…” Ye Qingyu buraya kadar konuştuğunda bir tereddütle Liu Siufeng’e baktı ve sordu. “Bizler bazı zamanlarda daha büyük bir şey için az sayıda denilen insanları kurban mı etmeliyiz?”

 

Liu Siufeng afalladı.

 

Bu kasabın ismi Youyan Sınırı boyunca ünlüydü, onun yalnızca ismi duyan şeytanlar dehşetle titrerdi, onun ellerinde garip bir ışık parladı. O bir an sonra gülümsese de artık zengin şişman bir iş adamı gibi görünmüyordu. Onun yüzündeki çizgi bir anda kasvetli ve keskinleşirken ondan yayılan garip baskı, Ye Qingyu’nun boğulmasına neden oldu. Sanki görünmez den bir al onun boğazına baskı yapıyordu.

 

Fakat Ye Qingyu geriye tek bir adım bile atmadı.

 

Uzun sürmüş gibiydi fakat aynı zamanda çok kısa sürmüştü… Liu Siufeng’in yüzündeki çizgi tekrar nazik hale geldi ve kıkırdadı. “Biliyor musun, bu sözleri benim önümde başka biri daha söylemişti…”

 

Ye Qingyu hiçbir şey söyledi.

 

Fakat o zaten bu sözleri kimin söylediğini büyük oranda tahmin etmişti.

 

“Sen iyi bir asker değilsin. Ya da belki de sen iyi bir asker olmaya uygun değilsin.” Liu Siufeng aşağıdaki alana baktı, aşağıdaki yeni acemi asker eğitim kampında daha da fazla insanın toplandığı görülüyordu. “Senin dövüş yolun askeri dövüş yolu değil. Senin savaş kalbin askeriyeye uygun değil. Belki de henüz kendini bile keşfedemedin fakat senin yaptığın şeyler Jianghu insanlarında daha Jianghu’ca.

 

Ye Qingyu sessiz kaldı.

 

Belki de.

 

Fakat bununla ilgili bir sorun olduğunu hissetmedi.

 

“Askeri yol da askerleri çamur gibi kullanılır. Birisi fedakârlık ettikten sonra birisi fedakârlık etmeli. Kurban olmadan hiçbir şey elde edilemez; askerleri komuta edenler duygusuz olmalı… Bu günlerde yaptığın şeyler askeri planları bozmuş olsa da herkes neden yapmana izin veriyor biliyor musun? ” Liu Siufeng gülümsedi. Onun kelimelerindeki ‘herkes’ açıkça ordunun gerçek yüksek kademelilerine atıfta bulunuyordu. “Çünkü bazı insanlar yaptığın şeyin doğru olduğunu hissediyor. Ayrıca bazı insanlar senin bir parazit olduğunu hissediyor, konu daha da ilginçleşecek…”

 

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm