IGE Bölüm233: İşkence

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm

Bölüm233: İşkence

 

Bu iki figür açıkça hayal edilemeyecek derecede acımasız işkenceler görmüştü.

 

Onların ayak ve bacakları sehpanın üzerine çelik zincirlerle sıkıca bağlanmıştı, onların uzuvları en uç noktaya uzatılmıştı. Onların en ufak şekilde hareket etme durumları yoktu. Onların derileri zaten soyulmuştu ve iki sarıbalık gibi havaya asılmışlardı. Hayır, sarıbalık değil kanla kaplı bir balık.

 

Onların şu anda yüzlerinden ayrı olarak bozulmamış tek bir inç deri parçaları kalmamıştı. Vücutlarının her parçası, soruya anlatabilecek bir örnek verilirse – Kılıç yaraları, yanıklar, kırbaç izleri ve tüm bedenleri tamamen iğne delikleriyle doluydu.

 

Yırtılmış deriden sürekli olarak dışarı et ve kanları bir ejderhanın su fışkırtması gibiydi. Ayaklarının dibinde bir metre genişliğinde küçük bir su birikintisi vardı. Bu keskin kan kokusu tüm odayı tamamen doldurmuştu. Eğer iki insanın gelişimci olması ve güçlü ve sağlam bedenleri olduğu gerçeği olmasaydı, büyük ihtimalle ölmüş olurlardı!

 

Onlar ne tür insanlardı ki böyle acımasız ve zalim bir işkenceye maruz kalmışlardı?

 

Ye Qingyu’nun bakışları ikisinin yüzüne döndü.

 

Bu her ikisinin de bozulmamış kalan tek yeriydi.

 

Fakat bir bakış attığında bir şimşek dünyasını yangın yerine çevirmiş gibiydi.

 

Ye Qingyu olduğu yerde durdu.

 

Onun vücudu tarif edilemez muazzam bir öfkeyle hafifçe titremişti.

 

Bu ikisi… Olduğu için!

Onlar neden yakalanıp buraya getirilmişti?

 

Ye Qingyu her ikisini de tanımıştı.

 

Soldaki sehpadaki genç adam tamamen kan ve yaralarla kaplanmıştı fakat yine de net ve dürüst bir yüze sahipti. O Ye Qingyu’ya derin bir izlenim bırakmıştı. O Song Xiaojun Youyan Sınırına saldırdıktan sonra etkilenen insanlara yardım eden genç ordu subayıydı. O Mor Yedi Yıldız tarikatının sıkıntılarıyla yüz yüze kaldığı zaman bile sabırlı ve sakin kalan kişiydi. Onun normal bir insanı aşan tahammülü vardı.

 

Ye Qingyu bu genç subayı net bir şekilde hatırlıyordu.

 

Sağ tarafta asılı duran diğer kişi de çok genç bir yüze sahipti. Ye Qingyu onunda kim olduğunu çok net biliyordu. Öncül Kampından askeri savaş subayı Liu Zongyuan’ın yanında görev yapan güvenilir askerlerden biriydi. O gün [Meltem Ve Ahmak Islatan Binasındaki] savaş sırasında, o da savaşmıştı. Bir kılıç darbesiyle, Huang Ran’ın değneğini kesmişti. Şiddetli kişiliği ve yüksek gücüyle Liu Zongyuan’ın son derece yüksek beklentileri olan kişiydi. Liu Zongyuan, Ye Qingyu’nun önünde Sang Fusheng denen bu genç yetenekten sürekli bahsetmiş ve onu övmüştü ve onun gelecekte bir askeri savaş subayı olacağını söylemişti.

 

Ye Qingyu bu iki insanın yakalanacağını asla hayal etmemişti.

 

Neden bu ikisi yakalanmıştı?

 

Küçük subayın ortalama bir gücü vardı bu nedenle kolayca yakalanabilirdi. Fakat Sang Fusheng’in gücü aşırı derecede fazlaydı ve son derece ihtiyatlı ve uyanık bir tutumu vardı. Ayrıca zengin bir savaş deneyimine sahipti. Daha da önemlisi her ikisi de [Youyan Ordusunun] askeri subaylarıydı. Birilerinin onlara karşı hareket etmeye cüret etmesi, bu yeri yöneten tüm yasaları göz ardı etmek değil miydi?

 

Bu duruma bakıldığında, onları sorgulayanların bu iki kişiye karşı büyük bir düşmanlığı var gibiydi. Bu ikisine hiç merhamet göstermeden çılgınca işkence etmişlerdi, onlar iki genç oğlanın üzerinde her türlü işkence araçlarını kullanmışlardı.

 

Küçük Dokuz’un daha önce ki soytarılıklarından sonra, Ye Qingyu’nun öfkesi bir miktar azalmıştı. Fakat Ye Qingyu’nun kalbi bu anda bir kez daha çılgınca yanmaya başlamıştı.

 

Şu an yakınlardan soğuk kahkahalar geliyordu.

 

Ye Qingyu kafasını çevirdi.

 

Sorgu odasının merkezinde tamamen et ve alkolle dolu büyük bir masa vardı.

 

Masanın etrafında toplanmış yemek yemekle ve içmekle meşgul olan onlarca Jianghu insanı vardı.

 

Alkolün ve etin kokusu bu kanlı ve acımasız sorgulama odasında son derece tuhaf bir durum sergiliyordu.

 

Bu Jianghu insanları dışarıdaki Youyan askerleri gibi görünen insanlardan farklıydı. Askeri üniforma giymemişlerdi ve ne giydikleri konusunda aşırı derecede rahattılar. Kimliklerini hiç gizlemiyorlardı. Üst kısımları tamamen çıplak insanlar vardı ve bedenlerinin üstündeki siyah kıllar onları vahşi bir yaratığa benzetiyordu. Onlar yiyecek ve alkolleri yutarken masayı kahkaha sesleri çevreliyordu. Tamamen kalabalık ve uğursuz bir atmosfer vardı.

 

Ye Qingyu’nun burada olduğunu hiç biri tespit edememişti.

 

Arada bir yanlarındaki kanlı figürlere göz attıklarında gülümsemeleri daha da büyüyordu. Sanki inanılmaz bir sanatsal çalışmayı tamamlamış gibiydiler. Orospu çocukluğunda zirveye oynuyorlardı!

 

Ye Qingyu’nun göz bebekleri daraldı.

 

O bu Jianghu grubunda tanıdık birkaç kişi görmüştü.

 

[Bağırsak Kesen Avuç] Qi Yong.

Menekşe Yedi Yıldız tarikatından kollarından birini Yüz Bitki Salonunda kestiği kişi.

 

Bu pisliğin de burada olacağını kim düşünürdü.

 

Bu insan grubunun içinde Menekşe Yedi Yıldız tarikatının başka öğrencileri de olmalıydı.

 

“Hahaha, gel, gel, gel, kıdemli kardeş Qi Yong, senin için bir kupa kaldırıyorum!” Bir Menekşe Yedi Yıldız tarikat öğrencisi kadeh kaldırmıştı. “Haha, kıdemli kardeş Qi Yong çok inanılmaz, yaptığı plan yüksek kademeliler tarafından çabucak onaylandı. İtiraf etmeleri için bu iki domuzu hızlıca yakalamayı başardık. Ben Ye Qingyu’nun kesinlikle sorun yaratabileceğini ve o köpeğin bizim planlarımıza müdahale edebileceğini düşünüyordum. ”

 

“Haha, bu doğru, kıdemli kardeş Qi Yong gerçekten zekâsıyla ünlü birisi. Hehe, şu anda Ye Qingyu’ya karşı harekete geçemeyiz fakat yanındaki insanlara karşı harekete geçersek ne olur? Bu Liu Zongyuan da bize karşı çıkmak istediğini göre ölmek istiyordu. Bu sefer en güvenilir yardımcılarından biriyle ilgileneceğiz, bir dahaki sefere, onu bitireceğiz.” Tarikatlardan başka bir öğrenci gülerek konuştu.

 

En?

 

Neden bu konunun onunla bir alakası varmış gibi görünüyordu?

 

Ye Qingyu şaşırmıştı.

 

Sonra bir şey düşündü. Hemen harekete geçmeyip sadece biraz geri çekildi ve taş kapının yanına gizlenerek dinlemeye devam etti.

 

Belki daha fazla bilgi elde edebilirdi.

 

O sırada sehpanın üzerindeki iki kişiden birisi kendine geldi— genç subay aniden hareket etti. O bir ağız dolusu kan tükürdü ve ağzından hafif boğuk bir soluma sesi çıktı.

 

“Eh, biri uyandı.”

 

Bir Menekşe Yedi Yıldız tarikat öğrencisi bakmak için başını çevirdiğinde yüzünde uğursuz bir gülümseme vardı.

 

O şarap kupasını yere koydu ve diğerlerinin dizginsiz sakin kahkahalarının arasında genç subayın yanına yürüdü.

 

“Haha, bu küçük çocuk erken uyandı, bu tekrar onunla oynayabileceğimiz anlamına geliyor. Haha, ölü odun gibi baygın olmaları hiç de eğlenceli değil. Sadece karşı koyarken ilgi çekicisiniz. Bu gerçekten bizi mutlu yapıyor, herkesin daha fazla alkol içmesini sağlayacağım! ” Hahaha!” “Güzeeel!” “Bu küçük çocuğun hala sert bir ağzı var, onunla uygun bir şekilde ilgilenmeliyiz…”

 

Bu Jianghu kalabalığı şiddetli vahşi bir hayvan sürüsü gibi yüksek sele onayladı ve kahkaha attı.

 

“İlk meze geliyor!”

 

Pak!

 

Bir kırbaç sesi!

 

Bir Menekşe Yedi Yıldız tarikatı öğrencisi sehpanın yanından demir bir kırbaç çıkardı.

 

O bileğiyle bir fiske attığında kırbaç dikenlerle dolmuştu ve kırbaç bu öğrencinin kontrolü altında kanlı bir yıldırım gibiydi. Genç subayın bedenine acımasızca indi ve anında kanlı bedenine saplandı. Kırbacı kardırdığında bir parça kanlı deri kırbaçla yükseldi.

 

Chi!

 

Subayın şakaklarındaki damarlar zonklarken ağzından düşük sesli bir tıslama çıkmıştı.

 

Fakat bu genç subay gururluydu. Böylesine muazzam bir acı çekse bile acı dolu tek bir çığlık bile atmamıştı.

 

“Hehe, sen çok fazla et yedin fakat yine de sikik bir şekilde zayıfsın! Onun daha zevk bile almadığını görmüyor musun? ”

 

Qi Yong’un uğursuz gülümsemesi küçük askeri subayın kararlılığını gördükten sonra daha da arttı.

 

O bir kolunu kaybettikten sonra tamamen psikopatlaşmıştı. Onun yüzü yüksek sesle yönlendirme yaparken uğursuzlukla doluydu ve o bu öğrenciye genç subaya daha da zalim yöntemlerle işkence yapmasını emrediyordu.

 

“Evet, evet, evet! Kıdemli kardeş Qi Yong sadece izle!”

 

Bu öğrenci dalkavukça başını sallarken siyah renkli bir kutuya uzandı ve bir şeyleri dışarı çıkardı. İçeriden mavi bir kristal gömülmüş siyah bir sopa çıkardı. Bu mavi kristalden bir ateş ışıltısı parıldıyordu ve bu da tüm sorgu odasının anında trajik mavimsi-yeşil bir renkle parlamasına neden olmuştu.

 

“Bu bugün gelen yeni eşyalardan Cehennem Ruhu sopasıdır. Formasyonlar kullanılarak yaratılmıştır ve Cennetsel Eserlerin malzemelerinden biridir. Onun doğrudan bir kişinin ruhunu yakabileceği ve tipik bir çelik çubuktan on bin kat daha fazla acı çektireceği söylenir. Hehe, bugün sonunda etkilerini göreceğiz! ”

 

İyi!

 

Çabuk ol!

 

Herkes gülmeye ve beklentiyle kahkaha atmaya başlamıştı.

 

Şu anda tarikat öğrencileri insan derileri kuşanmış hayvanlar gibiydi. Böyle bir işkenceye karşı herkes beklenti ve arzu dolu ifadeler sergiliyordu ve genç askeri subay karşısındaki korkutucu Cehennem Ruhu sopasına bakıyordu.

 

Sssss!

 

Ahhh!!!

 

Korkunç bir yanma sesi duyuldu.

 

Kadong! Kadong!

 

Sehpaya bağlı olan genç subay çılgın bir şekilde titremeye ve boğuşmaya başladı.

 

Genç subayın vücudundaki bütün kan mücadele ettiği sırada her tarafa sıçrıyordu. Fakat öyle olsa bile hala dişlerini vahşice sıkıyordu, çelik gibi olan dişleri neredeyse parçalara ayrılacaktı. O yine de acıyla çığlık atmadı fakat yine de ağzından yaralı bir vahşi hayvanın kaba nefes alma seslerine benzer sesler geliyordu.

 

Onun ruhu yanıyordu!

 

Bu aletin etkilerini duymak bile bir kişinin kemiklerini ve kafasını uyuşturmaya yeterliydi.

 

Fakat onun önündeki hayvanlar bunu gerçekten Youyan Sınırının bir askerine karşı kullanmışlardı.

 

Cennetler böyle eylemlere izin vermezdi, onlar on bin kez ölmeyi hak ediyorlardı.

 

Genç subay kısa bir süre dayandıktan sonra yine bayıldı.

 

Ye Qingyu’nun omzundaki Küçük Dokuz’un dişlerini birbirlerine karşı çarpma seslerini şu anda açıkça duyabiliyordu. Eğer Ye Qingyu’nun emir vermediği gerçeği olmasaydı o muhtemelen bu insanların boğazlarını parçalamak için ileri doğru atılırdı. Ama Ye Qingyu ona gitmemesini söyledi…

 

Aptal köpek, Ye Qingyu’nun gözlerine bakmak için döndü.

 

Siktir, çok korkunç!

 

Küçük Dokuz, Ye Qingyu’nun daha önce kızgın olduğunu görmüştü.

 

Fakat Ye Qingyu’nun yüzünün soğukluğu onu on bin kez dondurmak için yeterliydi. Bu, böyle bir ifadeyi onun gözlerinde gördüğü ilk seferdi.

 

Bu bir grup insan… Kesinlikle berbat bir şekilde ölecekti.

 

Küçük Dokuz soğuk bir ürperti hissetti.

 

Ye Qingyu’nun şu anda neden harekete geçmediğini bilmiyordu fakat bir çeşit özel sebebi olmalıydı.

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm