IGE Bölüm225: Kadın türüne karşı ölümcül bir silah

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm

Bölüm225: Kadın türüne karşı ölümcül bir silah

 

Song Xiaojun’un kaşları kavislenmişken gözleri hilal haline gelmişti.

 

Xian’er onun yanında ayakta dururken gözlerini inanmayarak genişçe açmıştı.

 

Onun anılarında kız kardeşi Xiaojun böyle mutlu bir ifadeyi Karanlığın Hareketsiz Şehrini kontrol ettikten sonra ilk kez göstermişti. O Karanlığın Hareketsiz Şehrinin Karanlık Tahtına otururken bile yüzünde hiçbir duygu yoktu. Onun ifadesi sakin ve soğuk halini sürdürmüştü.

 

Kacha! Kacha!

 

Buzun kırılma sesi duyuldu.

 

Buz parça parça yere düşerken sonunda, Ye Qingyu’nun bedeni buz katmanlarını delmişti. O ayakta dururken nefes nefeseydi.

 

Vücudunda Küçük Gümüş’ün buz gücüne karşı çıkan [Yüce Buz Alevi] olmasaydı Marki Ye de Wen Wan gibi canlı bir şekilde donmuş olurdu. O zaman sadece sabırla Küçük Gümüş’ün onu kurtarmasını bekleyebilirdi.

 

“Küçük Gümüş nerede?” Ye Qingyu dişlerini sıkıyordu.

 

Xian’er kıkırdayarak işaret etti. “Kâsede.”

 

Ye Qingyu Küçük Gümüş’ün ciddi bir şekilde ölmüş numarası yaptığını anladı. O buzun gücüyle kendini katı bir şekilde dondurarak kâsenin en altına batmıştı ve en ufak şekilde hareket etmiyordu. Ye Qingyu aslen çok öfkeli değildi ve bu sahneyi gördükten sonra sadece kafasını tuhaf bir şekilde sallayabildi.

 

 

O bu küçük arkadaşı çimdiklemek için elini uzattı ve vücudundaki alkolü sildikten sonra Küçük Gümüş’ü bir saç tokası gibi başına koydu.

 

Küçük Gümüş hareket etmeyerek itaatkâr bir şekilde, Ye Qingyu’nun süsü oldu.

 

“Wa, bu küçük yılan bu şekilde kullanılabiliyor. Böylesine güzel bir gümüş ejderha saç tokası. Bu fikri daha önce nasıl düşünemedim ki?” Xian’er abartılı bir şekilde bağırdı. Onun gözleri küçük gümüş ejderhaya hevesle baktığında parıldıyordu.

 

Ye Qingyu bunu görmemiş gibi davrandı.

 

Karşı taraftaki Song Xiaojun’un yüzündeki ifade daha da etkileyici oldu.

 

Onun ilk seferki yaklaşan herkesi reddeden ürpertici ifadesi artık yoktu.  Hatta Song Xiaojun’un Beyaz Geyik Akademisindeyken ki hafif bir gölgesi vardı. Böyle küçük bir değişim diğer insanlar tarafından tespit edilemezdi fakat Ye Qingyu bunu kolayca ayırt etmişti.

 

O kalbinde çok sevindi.

 

Bu zaten çok iyi bir işaretti.

 

Ye Qingyu’nun aklından geçen sayısız konuşma vardı fakat ağzını açtığı an bir sebepten dolayı bunları söyleyebilmişti. “Sen öğle yemeği… Yedin mi?”

 

Xian’er ona anında küçümseyen bir bakış attı.

 

Kız kardeşimle flört etmek istiyorsan lütfen böyle işe yaramaz kelimeler kullanma.

 

Kim Song Xiaojun’un ciddi bir yanıt vereceğini tahmin edebilirdi ki, sadece tek bir basit cevap olsa bile. “Biz yemedik.”

 

Song Xiaojun doğrudan ayağa kalktığında, Ye Qingyu onları öğle yemeği için davet edip edemeyeceğini sormak üzereydi. O hiçbir şey söylemeden oyuncak ayısını aldı, belli ki ayrılmak istiyordu. Xian’er mutlu bir yüzle, Ye Qingyu’ya dilini çıkardı ve daha sonra hızlıca Song Xiaojun’un arkasından takip etti, iki kız böylece ayrılmıştı.

 

Onlar ayrıldı mı?

 

Ye Qingyu biraz hayal kırıklığına uğramıştı.

 

“En azından ben… Merhaba dedim.” Ye Qingyu başını iki yana salladı fakat havası hala iyiydi.

 

Ye Qingyu’nun kalbindeki tüm olumsuz duygular bu basit görüşmeyle ortadan kalkmıştı ve tekrar heyecanlı hale gelmişti.

 

Elini kaldırarak şarap testisinin içindeki Küçük Dokuz’u kavradı ve masanın üzerine attı. “Hey, ölmüş gibi davranmayı bırak. Sen benim kalleş ve uğursuz olduğumu söylediğine göre bundan sonra söylediğin gibi kalleş ve uğursuz olacağım.”

 

Uzuvları donmuş olan köpek anında zıpladı onun yüzünde, Ye Qingyu’yu memnun etmeye çalışan bir ifade vardı. “Woof, woof, ben sadece o iki kızla üstünkörü bir şekilde konuşuyordum…”Bunu söylediği gibi, bir hırsız gibi gülümserken kaşları aşağı yukarı hareket etti. Sesini bastırarak. “Usta, neden altın maske takan küçük kızı daha önce görmüş gibi hissediyorum.”

“Eh?” Ye Qingyu kayıtsızca konuştu. “Kime benziyormuş?”

“Woof!” Küçük Dokuz bir kere havlayarak konuştu. “Usta biraz daha ciddi ol, ben burada ciddiyim. Bu küçük kız Beyaz Geyik Akademisinde her zaman senin ardından takip etmeyi seven küçük kız Song Xiaojun gibi. Onu çoktan unuttun mu? ” “Bu seni ilgilendirmez.” Ye Qingyu doğal olarak kabul etmedi.

 

Bu aptal köpek sadece bir obur değildi, onun büyük ağzı da ünlüydü.  O her şey hakkında konuşur ve yayardı. Eğer o gerçeği bilirse bunu yayıp yaymayacağını söylemesi zordu. O zaman Song Xiaojun’un güvenliği tehdit altında olurdu.

 

Aptal köpek Küçük Dokuz hoşnutsuz bir şekilde havladı. “Hmph, usta ben senin için vücudumu kurban ettim ve o atkuyruğu olan kız tarafından kıstırıldım. Benim için küçük bir bilgi almak bile zordu, hmph. Ustam bu konuda bir şey bilmek istemediğinden ben de ağzımı kapatacağım.”

 

Piç!

 

Ye Qingyu bu sözleri duyduğunda gözleri parlarken tavrı hemen yumuşadı. “Konuş.”

 

Aptal köpek Küçük Dokuz kuyruğunu sallayıp dudaklarını yaladı ve gülmeye başladı.

 

“Anne Wu’ya yemen için sana köpek rostosu yapmasını söyleyeceğim.” Ye Qingyu rüşvetini vermişti.

 

Küçük Dokuz aslen ben köpek eti yemek istemiyorum demek istemişti. Fakat o anında Anne Wu’nun o gün yaptığı köpek güveci kâsesini hatırladı, gerçekten lezzetliydi… İyi ve gerçekten çok ayartıcıydı.  Ne olursa olsun köpek olup olmadığı umurumda değildi, sonuçta o gerçek bir köpek değildi.

 

Hiç bir dürüstlük içermeden başını salladı. “Bu bir anlaşma.”

 

Sonra gizemli bir şekilde titreşen kafasıyla çevreye baktı ve Ye Qingyu’nun omuzlarına bir hırsız gibi atladı. Ye Qingyu’nun kulağına yaklaştı ve konuştu. “Usta, bu iki kızın geçmişi gerçekten şüpheli. Onların Şeytan Irkının casusları olduklarından şüpheleniyorum, onlar her zaman Sınır Lordunun konağını hedefliyorlar. Ben onların [Kara Ayın Lotus Alevi] denen bir şeyi aradıklarını duydum. Ben şimdi Atkuyruklu kıza Sınır Lordunun konağına kadar eşlik ettim… “[Kara Ayın Lotus Alevi] mi?”

 

O da ne?

 

Ye Qingyu şakaklarını ovuşturdu. Gerçekte Küçük Gümüş onu dondursa bile dışarıdan gelen sesleri duyabiliyordu. Xian’er [Kara Ayın Lotus Alevinden] bahsetmişti fakat Ye Qingyu o an çok fazla dikkat etmemişti.

 

Şimdi nihayetinde bir şeyleri anlamıştı.

Song Xiaojun’un uzun süre Youyan Sınırında kalarak risk almasının sebebi [Kara Ayın Lotus Alevi] diye çağrılan şeyi araştırmasıydı. Bunun için böyle büyük bir tehlike aldığına göre, bu onun için çok önemli bir şey olduğu anlamına geliyordu.

 

Bekle, aptal köpek onu Sınır Lordunun konağına mı götürmüş?

 

Ye Qingyu kafasını ona bakmak için çevirdiğinde aniden bir şeyi fark etti. “Ne dedin sen? Xian’er-in Sınırı Lordunun konağına gizlice girmesi için eşlik mi ettin? Sen Sınır Lordunun konağına girebiliyor musun? Neden ona eşlik etmen gerekiyordu? ” “Woof…” Küçük Dokuz anında kekelerken kuyruğunu salladı ve havladı. “Önemsiz küçük ayrıntılara takılarak kendini endişelendirme. Önemli olan şey bu iki kızın şüpheli olması. Biz Öncüllerden Çılgın Adam Wen’e haber verip bu ikisini yakalayıp sorguya çekelim mi?”

“Bence sorguya çekilmesi gereken kişi sensin.” Ye Qingyu Küçük Dokuz’a uğursuz bir gülümsemeyle baktı. Onun boynundan yakalayıp gözlerine kadar kaldırdı ve karanlık bir sesle konuştu. “Doğruyu söyle, ne yaptınız? Sınır Lordunun konağına girdiniz mi? ”

 

Küçük Dokuz artık daha fazla gizleyemediğini görünce, onun bedeni anında cansızlaştı. Dört pençesi de güçsüzce aşağı sarktı. “Gittim, pek çok kez gittim… Çok sıkı korunduğundan birçok lezzetli yemek olacağını düşünmüştüm. Sınırı Lordunun konağının her köşesini tamamen arasam da hiçbir hazine bulamayacağı mı kim düşünürdü. Bu gerçekten büyük bir hayal kırıklığı. ”

“Sen Sınır Lordunun konağında suç mu işledin?” Ye Qingyu son derece sarsılmıştı. “Her köşeyi mi aradın? Abartıyorsun değil mi?”

 

Eğer Youyan Sınırında güvenliği İmparatorluk Sarayı ile karşılaştırılabilir olan bir yer varsa, o zaman kesinlikle Lordun konağıydı. Ye Qingyu şu anki gücüyle bile gizlice konağa girmek ve etrafta dolaşmak konusunda kendine güvenmiyordu. Fakat bu aptal köpek Sınır Lordunun konağının her köşesini tamamen aradığını söylüyordu.

 

Ye Qingyu’nun ifadesini görünce Küçük Dokuz küçük dişlerini ortaya çıkardı ve küçümseyerek konuştu. “Bunun hakkında harika olan ne. Youyan Sınırında giremeyeceğim hiçbir yer yok.”

 

Aptal köpeğin ifadesine bakıldığında yalan söylemiyor gibi görünüyordu.

 

Gerçekten böyle bir yeteneği olabilir miydi?

 

O keşfedilmeden her hangi bir yere girebilir miydi?

 

Sınırı Lordunun konağındaki [Youyan Sınırı Savaş Tanrısı] bile onun tespit edememiş miydi?

 

Bunun anlamı… Bu aptal köpek nihayetinde bir değeri olduğunu mu gösteriyordu?

 

Ye Qingyu bu günlerde gelişimi üzerine çok fazla odaklanmış olduğunu ve iki savaş hayvanıyla ilgilenmeyi ihmal ettiğini hissetti. Bu kadar uzun bir zaman olsa da hala ne tür yeteneklere sahip olduklarını ya da ne yaptıklarını tam olarak bilmiyordu…

 

En…

 

Ye Qingyu düşünceli bir şekilde kafasını salladı.

 

Onun bu ikisinin yeteneklerini geliştirmek için zaman ayırması gerekiyor gibi görünüyor.

 

“O halde iki kızı daha önce tanıyor muydun?” Ye Qingyu Küçük Dokuz’u hafifçe masanın üzerine yerleştirdi ve sorular sorarken karnını kaşımaya başladı.

 

Küçük Dokuz ustasının ifadesini gördüğünde fırtınanın geçmiş olduğunu anlamıştı. Köpek anında çok daha rahat hale geldi.

 

Rahatça inlerken sırt üstü uzandı ve Ye Qingyu’nun kaşıması için tüylü karnını ortaya çıkardı. Heyecanlı bir şekilde solurken, “Bir gün, ben ve Küçük Gümüş dolaşıyorduk… Yani ben etrafta devriye geziyordum. Sonra, bu iki kızın şüpheli davrandığını gördük, o yüzden bir bakmaya geldik. Hehe, usta, çok güzel, sevimli ve kadın türüne karşı ölümcül bir silah olduğumu bilmelisin. Beklendiği gibi atkuyruklu kız beni gördüğünde onun gözleri parladı ve benim sevimli şeytani bir küçük köpek olduğunu söyledi. Ben küçük bir plan yapıp onun amacını ortaya çıkarmak isterken buraya geldim, woof, woof, hehe… ”

 

Ye Qingyu’nun kafasında çaprazlamasına siyah çizgiler ortaya çıkmıştı.

 

Sersem Xian’er ve bu güvenilmez beyaz köpek…

 

Birisi böyle kişiliklerin kolaylıkla bir araya geleceğini itiraf etmesine engel olamazdı.

 

Onlar konuşurken likör evinin dışından bir kargaşa geldi. Aceleci ayak sesleri ve ardından takip edenlerin sesi geliyordu. Sanki birisi kaçmak için çılgında koşuyordu fakat arkasındaki insan tarafından yakalanmıştı. Onlar doğrudan yere düştükten sonra çelik zincirler ile yakalandı ve küfürlerle birlikte çığlıklar süzülürken uzaklara doğru götürüldü…

 

Tezgâhın üzerinde.

 

Can sıkıntısından kabak çekirdeği çitleyen kadın restoran sahibinin yüzünün rengi değişti.

 

Dükkânın kapılarını kapatmak için hızla koştu. Fakat ulaşamadan önce ahşap kapı tekmelenerek açıldı. Tedarik bölümünden birkaç zırhlı asker kurt ya da kaplanlar gibi atıldılar.

 

“Kapıları kapatmak mı istiyorsun? Senin bir konuda suç işlemiş olabilir misin?” Lider olan zırhlı asker dağınıktı ve yüzü çok vahşiydi. Yüzünde kırkayak benzeri bir kılıç izi vardı. Kadın restoran sahibine soğuk bir şekilde alayla güldü.

 

“Cüret edemem, cüret edemem. Efendim, ben burada sadece küçük bir işyeriyim. Bu günlerde onlarca kez geldiniz. Bizim küçük likör evinimiz artık buna dayanamıyor, lütfen durun, biraz merhamet gösterin…” Kadın restoran sahibi ağlamak üzereydi—

 

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm