IGE Bölüm215: O Marki Ye olabilir mi?

22 Eylül 2018
0
Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm

Bölüm215: O Marki Ye olabilir mi?

 

“Yuanxing, Ling’er-i savaş kalbini, meridyenleri ve yeteneklerini ölçtürmek için Öncüllere götür. Sonra geri gel ve bana rapor et. ”Ye Qingyu’nun bu küçük velede öğretmesi için ilk önce Ling’er-in yeteneğini ve temelini açık bir şekilde öğrenmesi gerekiyordu. Beyaz At Kulesinde hiçbir test aracı ya da Formasyonu yoktu onların Öncüllerin gücünü ödünç alması gerekiyordu.

 

Ye Qingyu yönlendirdi.

 

Ye Qingyu şu an Öncüllerden birisi olarak sayılabilirdi. Bai Yuanxing Öncüllere birçok kez gitmişti bu nedenle Öncüllerdeki insanlara aşinaydı.

 

Bai Yuanxing biraz hazırladıktan sonra Jin Ling’er-i götürdü.

 

Ye Qingyu kahvaltıyı ve sabah erken saatlerde gelişim eğitimini tamamladıktan sonra yeni bir kıyafet giydi. O da ayrıldı.

 

Belli bir amacı yokken ellerini sırtında kenetlemiş bir şekilde sokaklarda dolaşıp insan akıntısıyla birleşti.

 

… … … …

 

Dört saat sonra.

 

Öğle vakti.

 

[Halkın Likör Evi]

 

Ye Qingyu gülerek kısa kapıyı itti. Sıcak ve hareketli bir atmosfer dışarıya kabardı.

 

“Seni küçük çocuk tekrar gelmeye cesaret mi ettin?” Ye Qingyu’yu gören büyük bir adam masayı tokatladı ve ayağa kalkarak bağırdı. “Kardeşlerim dışarı çıkın. Bu küçük velet tekrar geldi. Dünkü durum çok utanç vericiydi. Bu kadar çok insan nasıl bu küçük çocuğa yenilebilir bugün kaybetmemeliyiz… Küçük çocuk hadi içelim, cesaret edebilir misin? ”

 

Ye Qingyu yüksek sesle kahkaha attı. “Gel, gel, gel. Kim bir torununun meydan okumasını kabul etmez.”

 

[Halkın Likör Evi] içindeki herkes yüksek sesle kıkırdadı.

 

Bir kova gibi figürü olan kadın restoran sahibi haberleri duyduğu sırada atıldı. Ye Qingyu’yu gördüğündeki gülümsemesi o kadar büyüktü ki gözleri dar çatlaklar oluşturdu.

 

Çabucak küçük likör evinin içinde alkol oyunları yüksek sesle çılgınca kabarmaya başladı. Ye Qingyu’yu merkez alan bir grup büyük ve iri yarı adam ​​kırmızı yüzleriyle çılgınca yumruklarını salladılar ve tükürükleriyle salyaları her yere uçuştu. Ye Qingyu kimseyi reddetmeden bacaklarından birini masaya kaldırdı ve kollarını sıvayıp göğsünde birleştirdi ve yüksek sesle bağırarak oynamaya başladı…

 

Likör evinin her yerinden gürültülü kahkahalar çınlıyordu.

 

“Hey, duydun mu Yong’an Sokağında birisi ölmüş. Tarikat insanları tarafından birkaç kişi ölümüne dövülmüş.” “Zaten duymuştum. Tarikatların pislikleri şeytanları yakalamayı bahane ederek genç bir bayanın yolunu engellemişler. Onlar ne olursa olsun vücudunu araştırmak istemişler ve bu kızın annesi onları durdurmak istemiş fakat onların her ikisinin de bacaklarını kırmışlar. Bu çok trajik; Onlar kurallara ve Cennetlere saygı duymadan hareket ediyorlar. Sonuç olarak ordunun uzmanları bunu izlemeye katlanamadılar ve altı tarikat pisliğini cezalandırmak istediler. Bu pislikleri sokakta ölümüne dövdüler… ”

 

Likör evinde yüksek sesle tartışan insanlar vardı.

 

Öğlen yemeği zamanı gelmişti. Daha fazla insan likör evine giriyor ve çeşitli bağlantılardan gelen her türlü bilgiler müşterinin ağzında bu yerde konuşuluyordu.

 

Daha sonra gelen insanlar kendilerini alışkın olarak kolayca bu tür konuşmaların içine soktular.

 

“Sadece Yong’an Sokağında değil. Ana Batı Yolu’nda da dövülerek öldürülen onlarca tarikat uzmanı olmuş… Bu adamların onlarcasının [Zhen Köşkü Mağazasını] şeytanları gizlemekle suçladıkları söyleniyor.  Onlar zorla girerek pek çok şeyi kırmışlar ve ayrıca bu mağazaya ait hazineleri çalmak istemişler. Bunun sonucunda yakınlardaki insanlar onları yumruk üstüne yumrukla öldürmüşler… ”

“ Bu vahşice? Bu günlerde şehir neden bu kadar karışık? ”

“Hala bilmiyor musun? Xuan okulunun patriği bile birileri tarafından öldürüldü. Tüm vücudunun buzla mühürlenerek buz heykeline dönüştüğü söyleniyor. Onun bedeni güneşin acımasız parıltısı altında erimiş ve bir su birikintisine dönüşmüş… ”

“ Duydum ki birisi tarikat insanlarından çizginin dışına çıkan kişileri sabahları hedef alarak öldürmeye başlamış. ” “Siz çocuklar hala bilmiyor musunuz? Kahraman savaşçı Marki Ye Qingyu çöpleri temizliyor…” birisi bunu gizemli bir ifadeyle söylemişti.

 

Yan taraftaki insanlar anında meraklandı.

 

“Marki Ye mi? Yani daha önce Zhang San’la Beyaz At Kulesinde doğrudan savaşan Marki Ye mi demek istiyorsun?”

“Eğer o değilse başka kim olabilir? Siz bunu bile bilmiyor musunuz? Marki Ye o gün Yüz Bitki Salonunda Menekşe Yedi Yıldız tarikatı insanlarını [Youyan Ordusunun] şehit olmuş bir savaşçısının ailesi için işleri zorlaştırdığını görmüştü. Öfkeyle sözlerini Youyan Sınırındaki tüm tarikatlara yaymalarını ve daha dürüst olmalarını söylemişti. Eğer daha fazla sorun çıkaran olursa merhamet göstermeyecekti. Onun sözleri şehre gelen bütün küçük ve büyük tarikatları öfkelendirmişti… ”

 

Konuşan önceki genç adam bir hikâye anlatıyormuş gibi davranıyordu. İlk önce Yüz Bitki Salonunda meydana gelen olayı anlattı.

 

Bugünlerde tarikatlar Youyan Sınırında ki sivillere sıkıntı çıkarıyordu. Genç adamın böyle şeyler söylediğini duyan etraftaki insanlar anında tezahürat etmişti.

 

Likör evindeki insanlar bu tartışma konusu tarafından yavaş yavaş cezbedelerken herkes sohbet etti. Ye Qingyu iri yarı adamlarla içme yarışı yaparken yavaş yavaş gözler üzerinden çekildi.

 

Giderek daha fazla insanın onu çevrelediğini gören genç adam giderek daha da heyecanlandı.

 

Bir fincan çay içtikten sonra devam etti. “Marki Ye öfkesiyle birlikte tüm büyük tarikatları uyardı. Fakat herkes bilir ki Jianghu insanları bir hıyardır ve her birinin tokatlanması gerekir. Marki Ye’nin uyarısıyla onlar haysiyetlerine meydan okunduğunu ve aşağılandıklarını hissettiler. Marki Ye’nin kasıtlı olarak üzerine giden insanlar oldu. Bu sabah ölümden korkmayan bazı tarikat insanları kasıtlı olarak Marki Ye’nin çizgisine meydan okudular… ”

“Ölmeyi hak eden çöp yığınları! ” “Bu tarikat insanları gerçekten gülünç palyaçolar. Onların her biri uzman olarak bilinir fakat Şeytan Irkı ile savaşmazlar. Bu yıllarda eğer[Youyan ordusu]  sınırları savunmasaydı muhtemelen İmparatorluğun yarısından fazlasının Şeytan Irkının eline geçmiş olacağını düşünüyorum. Fakat bu adamlar hala [Youyan Ordusunun] savaşçılarını ve askerlerini düşük görerek çok harika olduklarını düşünüyorlar… ”“ Bu doğru. Bu günlerde Sınırda sorun çıkartırken hiç doğru bir şey yapmıyorlar. ”

 

Etrafındaki insanlar istemsiz olarak küfretmeye başladı.

 

Birisi sabırsızca sordu. “Yarıda kesmeyin. Konuşmaya devam et Marki Ye harekete geçti mi?”

 

Genç adam bir ağız dolusu çay içerken kasten durakladı. Sadece ondan sonra devam etti. “Tabii ki, hareket etti. Siz zaten daha önce söylediniz. Yong’an Sokağı, ana Batı yolunun yanı sıra [Zhen Köşkü Mağazası] olayı. Onların hepsinde Marki Ye’nin harekete geçtiği söyleniyor. Hehe, Marki Ye söylediği gibi, acımasızlaştı. Bu sabahtan itibaren hiç bir merhamet göstermedi. Birbiri ardına yumruk attıktan sonra lüzumsuz sorunlar çıkarak tarikat insanlarını katletti… ”

 

Si! Si!

 

Her taraftan soğuk soluk alma sesleri geldi.

 

“Bunu yapanın Marki Ye olduğunu nereden biliyorsun?” Birisi şüpheyle konuştu. “Hareket eden başka biri olamaz mı?”

 

Genç adam bu kişiye küçümser bir şekilde baktı. “Bu konu çoktan dışarı yayılmış durumda. Marki Ye’nin harekete geçtiğine şahsen tanıklık eden pek çok insan var. Sizler, şu anda tüm Youyan Sınırının kaynıyor olduğunun farkına varmalısınız…”

 

Herkesin dili tutulmuştu.

 

Bir an sonra herkese düşük sesle bir soru sordu. “Siz çocuklar Marki Ye’nin neye benzediği hakkında ne düşünüyorsunuz? Gerçekten de herkesin kalbini büyük ölçüde memnun eden bir şey yaptı. Askeriye Marki Ye’nin eylemlerini kamuoyuna duyurduğunda bilhassa ben de buna inanmadım. Fakat şu anda tamamen inanıyorum ki bizimde Youyan Sınırı ordusunda ki Marki Ye gibi sıkı adamlar olmamız gerek ve bu kritik zamanda sözlerini yaymalıyız.” “Söylediklerine göre. Marki Ye gibi bir kahraman sekiz metre boyunda, altın zırh giymiş bronz bir dev olmalı… ”“ Saçma, Marki Ye’nin hala çok genç olduğunu duydum. ” “Ne kadar genç olsa da yaklaşık otuz beş yaşında olmalı. Onun gücü çok fazla olduğundan eğitim ve gelişim için zamana ihtiyacı var. Fakat bu âlemdeki uzmanlığı için gerçekten çok genç sayılabilir.”

 

Kalabalık heyecanla konuşmaya başladı.

 

Diğer tarafta.

 

Ye Qingyu alkol içme yarışında bir kez daha zafer elde etti.

 

Silahlı koruma şirketinden gelen yedi ya da sekiz iri yarı ama bir kez daha masanın üstüne düşmüşlerdi, onlar tamamen sarhoştu.

 

“Bu velet kim ki bu kadar çok içebiliyor.” “Özel bir bünyesi mi var?” “O binlerce kadehten sonra bile gerçekten sarhoş olmuyor.”

 

İnsanların bakışları bir kez daha bu tarafa döndü.

 

Şu anda—

 

Kadong.

 

Likör evinin kısa kapısı ağır bir şekilde itildi.

 

İnsanlar içeri daldı.

 

Beyaz renkli kıyafetler giyen onlarca insan içeri atıldı. Birisi bir değneği beyaz bir bezle kaplamışken evladı ölmüş gibi matem havası taşıyordu. Lider olan kişinin kaslı bir vücudu ve domuz kılı benzeri bir sakalı vardı. Küçük bir dev gibi vahşi bir ifadesi varken gözleri tamamen kırmızıydı. Ondan çıkan pat pat sesleriyle etrafındaki insanları anında korkutan bir öldürme arzusu yayılıyordu.

 

Onu takip eden diğer onlarca insanın da kötücül ve öfkeli ifadeleri vardı sanki birilerini yemek istiyorlarmış gibi bakıyorlardı.

 

Bu onlarca insan içeri girdiğinde [Halkın Likör Evinin] önceki atmosferi donmuştu. Havada soğuk bir atmosfer varken herkesin yüzündeki gülümsemeler donmuştu. Sanki soğuk ve ürpertici bir kılıç boğazlarına dayanmış gibiydi.

 

“İlgisi olmayan insanlar dışarı defolup gitsin” Sakallı olan kaslı adam bu sözleri şiddetle haykırdı.

 

Herkes bu adamın ne demek istediğini anlamadan birbirine baktı.

 

“Sen kimsin?” Birisi onun emrini kabul etmeyip masasına tokat attı ve küçümseyerek. “Ne demek istiyorsun?”

 

Xiu!

 

Bir kılıç o kişinin masasına saplanırken sürekli titreşti.

 

“Xuan okulu intikam almak istiyor. Bununla hiçbir ilgisi olmayanlar geri çekilsin. Biz savaştığımızda kılıç ve mızrakların gözleri olmaz. Eğer birini yanlışlıkla öldürürsek bizi suçlamayın.” İri yarı adamın arkasında kaba matem kıyafetleri giyen uzun ve ince bir kişi öfkeyle kükredi.

 

Xuan okulu mu?

 

İçki evinin içindeki herkesin yüzü değişti.

 

Tarikatlardan birisi mi? “Neye bakıyorsunuz. Hepiniz defolun. Üçe kadar sayacağım eğer defolmazsanız, siz bir grup çöpü katledeceğim.” Xuan okulunun bir başka öğrencisi kılıcını kınından çıkarken öldürme arzusuyla kaynadı. Doğrudan bir masaya tekme attı ve bir müşteriyi dışarı uçurdu.

 

Odada anında şok ve küfür sesleri çıktı.

 

“Marki Ye, Marki Ye. Bugün bize bir açıklama yapmak zorundasın. Neden ustamızı öldürdün?” Odanın merkezindeki lider gözüken kaslı adam konuştu.

 

Marki Ye mi?

 

Tüm çığlıklar ve küfürler aniden durdu.

 

Herkes kaslı adamın bakışlarını takip etti ve yerin üstündeki sarhoş olan yedi ya da sekiz erkeğe tamamen sersem bir şekilde baktılar.

 

Bunun anlamı da neydi?

 

Marki Ye sarhoş adamlardan biri miydi?

 

Hey, bu doğru değil. Sarhoş olmayan biri var.

 

Alkole şok edici bir tahammülü olan beyaz cüppeli genç.

 

Masada sakin bir şekilde otururken Xuan okulunun insanlarının bakışlarına çenesini tutarak bakıyordu.

 

Olabilir mi… Bu beyaz cüppeli genç…

 

O… Ye Qingyu muydu?

 

 

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm
0
Lightning Novel
error: Kopyalamak yasak kardeş !!
%d blogcu bunu beğendi: