IGE Bölüm206: Karmaşık izler

22 Eylül 2018
0
Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm

Bölüm206: Karmaşık izler

 

Liu Yuqing başını salladı. “Menekşe Yedi Yıldız tarikatından[Ejderha Kamçısı] Jing Qiming, Çin Mersini tarikatından Li Qiushui, Batan Güneş ve Büyük Nehir tarikatından Quan Zhendong, Geyik Kazanı tarikatından Wang Yifeng şimdiden Youyan Sınırına geldi. Ejderha Kaplan tarikatından Zhao Shanhe, Eşsiz Kılıç Şehrinden Qin Zhishui bu öğleden sonra gelmeli. İlk altı tarikatın yeni neslinin en üst düzey uzmanları… Onların gelişi Youyan Sınırının meşgul olacağını gösteriyor.”

 

Lu Zhaoge başını salladı. “Tarikatların insanları kendilerini çok büyük görüyor. Onların gücü ve yetenekleri olağanüstü fakat bu nedenle buraya geldiklerinde itaatkâr olmayacaklardır. Eğer orduda onları bastırabilecek bir şey olmazsa çok sıkıntı yaşanacak… Siufeng ve diğerleri onları bastırmak için statülerini göz ardı edemezler… Eğer yapamazsak, o zaman senin yanında ki kişiye sorun çıkartacağız. ”

“Söylemek istediğiniz… İyi, şimdiki durumdan sadece bunu yapabiliriz gibi görünüyor. ”Liu Yuqing başını salladı.

 

“Yıllar geçse bile [Youyan Ordusunda] hala genç bir dahi yetiştiremedik. Sadece tarikatlar mı üst düzey bir genç yetiştirebilir?” Lu Zhaoge bir süreliğine iç geçirdi. “Geçmişte onlar Yan Buhui’yi barındırmamışlardı ve bugün böyle acı verici bir sonuca yol açtılar… Yuqing sence geçmişte olan şeyleri düzeltmek için hala bir şeyler yapma şansım var mı?”

 

Liu Yuqing bir şey söylemedi.

 

Lu Zhaoge bugün diğer günlerden farklıydı. [Duygusuz Kalp Sutrasında] gelişim yapan kişiler bu tür pişmanlıklara ve endişelere sahip olmamalıydı.

 

Birçok insan geçmişteki konuların ne olduğunu sadece tahmin edebiliyordu. Yan Buhui başlangıçta ölüme mahkûm edilmişti fakat nihayetinde yaşaması mümkün olmuştu. Köklerini ve dallarını kesmek yerine aksi gerçekleşti. Aslında bu [Youyan ordusunun] kurulduğundan beri en büyük aşağılamasıydı fakat çok sayıda insan bu aşağılamanın [Youyan ordusu] tarafından doğrulmamış olduğunu biliyordu. Kesin öldürme planında Yan Buhui’nin nasıl yaşıyor olduğu geçmişte bu konuya dâhil olan merkezi güçlerin en büyük gizemiydi.

 

Fakat bugün Yan Buhui ve Lu Zhaoge’nin konuştuklarını duyan bazı kişiler muhtemelen cevabı zaten bulmuşlardı.

Liu Yuqing, Lu Zhaoge’nin neden böyle sözler söylediğini bilmese de Lu Zhaoge’nin bilgeliğinden dolayı içinde yer alan çok derin bir anlam olmalıydı.

 

[Youyan Ordusunun] neden hala gerçek üst düzey genç uzmanlar üretemediğine ve Sınırı desteklemek için hala yaşlı kişilere güvenmesi çok karmaşık bir konu olmalıydı. Lu Zhaoge bunun arkasındaki gerçek sebebi bilmediğinden sadece iç geçiriyor da olabilirdi. Bu konunun arkasındaki gerçeği bilsen bile değiştirmesi çok zor olacak gibiydi…

 

Ancak ortaya çıkan gerçek bir dahi olmadığını doğru değildi.

 

Liu Yuqing birdenbire bir isim düşündü.

 

Konuşmak üzereyken Lu Zhaoge’nin devam ettiğini duydu “Ah, bu doğru, Ye Qingyu… Onun hakkında ne düşünüyorsun?”

 

Liu Yuqing hafifçe gülümsedi, o bu ismi belirtmek üzereydi. O aniden başını salladı. “Harika potansiyel.” “Harika potansiyel mi?” Lu Zhaoge, Liu Yuqing’e bir gülümseme ile konuştu “Bay Liu nadiren bir insanı bu kadar kolaylıkla değerlendirirsin. Bu Ye Qingyu iştahını gerçekten açıyor gibi görünüyor. Başlangıçta askeri bölüm bu gence [Youyan Ordusuna] gelmeden kılıç devriye elçisi görevini verdi. Ben aslen bu meselenin çok karmaşık olacağını düşündüm fakat düşmedim ki… ”

“Bu doğru aslında öyle olduğunu varsaydım. Fakat [Gölge Kampının] uzmanlarının soruşturmasından sonra geçmişinin tamamen temiz olduğunu öğrendim. Bu emrin doğrudan İmparatorluk sarayından geldiği haberi var… “Liu Yuqing cevap verdi.” Belki de basit bir meseleyi karmaşık bir şeye dönüştüren bizleriz. Bu genin bir askeri kahraman rozeti var, aslında güvene layık biri. ”

 

Lu Zhaoge başını salladı. “Sözlerin doğru, mükemmel bir yetenek olduğunu hissediyorum. Sadece onun mizacı biraz aceleci ve doğrudan. Onun gücü ve mizacı biraz uyuşmuyor. Aslında ona büyük sorumluluk vermek istedim fakat şahsiyeti ne kadar güçlü olursa o kadar fazla insanı kışkırtacaktır. Bu durum onun için aksine kötü olacaktır ve onun yolunun erken son bulmasına ve onun zarar görmesine neden olacaktır. Yan Buhui örneği açık. ”

 

Liu Yuqing bir şey söylemedi.

 

Lu Zhaoge’nin değerlendirmesi mantıklıydı. Ye Qingyu yaptığı şeylerde hiç kendini bükmüyordu. O Zhang San gibi büyük bir figürle yüzleşse bile sert bir şekilde dövüşmeyi seçmişti. Sonuç herkesin beklentilerinin dışında bir şey olmasına rağmen, Liu Yuqing’in bu genç kahramanın bir şeyleri yapma yolu için ter döküyordu.

 

“Eğer gücü bir adım daha ilerlerse şimdikinden daha fazla sorumluluk üstlenebilir.” Lu Zhaoge gülümsedi. “Aslında, onun için beklentilerim hala yüksek. Bu küçük adam keskin bir kılıç olarak bilediğimiz ve cilaladığımız sürece onun sırası yakında gelecek.”

“Fakat bize verilen zaman an be an azalıyor. Yazık. Ye Qingyu on yıl önce ortaya çıksaydı… Hayır, beş yıl, hatta üç yıl, o daha fazlasını üstlenebilirdi… Zaman bizi beklemiyor. ”Liu Yuqing iç geçirdi.

 

Lu Zhaoge başını salladı ve şaşkın bir ses çıkardığı zaman bir şey söylemek üzereydi.

 

Onun yüzünün rengi değişirken pencerenin dışına bakmaya başladı.

 

“Bu da ne?” Liu Yuqing’in ifadesi şaşkındı.

 

“Biraz ilginç.” Lu Zhaoge’nin yüzünde bir merak izi vardı. “O gün savaşta bir damla kan kaybettim. Daha sonra dikkatlice algıladım ve kaybolduğunu keşfettim. Varlığını hafifçe hissedebiliyorum fakat eğer detaylı olarak incelersem hiçbir iz bulamıyorum. Bu gerçekten çok ilginç.”

“Böyle bir şey mi oldu?” Liu Yuqing tamamen sarsıldı.

 

Lu Zhaoge gücüyle saçının bir tüyü bile düşse yüzlerce mil uzaklıktan onu bulabilirdi. Onun bilinci ve duyuları o kadar güçlüydü ki, eğer tüm gücünü kullanırsa tüm Youyan Sınırı içindeki alanı kontrol edebilirdi. Onun kanında gücü ve ruhu vardı. Birisi tarafından alınmış olsa bile bunu hissedebilirdi. Böyle tuhaf bir şey mi oldu? “Bu çok ilginç. Şu anda kandamlasındaki lanetin ve karanlığın alevlerinin gücünün az da olsa söndüğünü hissedebiliyorum.” Lu Zhaoge’nin yüzünde garip bir ifade vardı. “Birisi kandamlasını elde etti ve hatta kandaki lanetli gücünü çözdü. Bu konu gerçekten çok ilginç.”

 

Liu Yuqing bunu duyunca derin düşüncelere daldı. “Eğer o kişiyi bulabilirsek ve o kişi İnsan Irkından biriyse, o zaman bu… Büyük komutanın yaralarının tamamen iyileşebileceği anlamına gelmez mi?”

 

Lu Zhaoge kafasını salladı. “Sorun şu ki bu insanı bulması çok zor. Benim hislerim beklenmedik bir şekilde bedeninin nerede olduğunu bulamıyor. Onun aurasını benden gizleyen gizemli bir güç var. Kuzey Doğu yönünde olduğundan emin olabilirim… Yuqing, biz bir dikkatsizlik yaptık gibi görünüyor. Youyan Sınırında böyle bir uzman var fakat onu bulamıyoruz. ”

 

Liu Yuqing’in ağırbaşlı ifadesinde bir şok ortaya çıktı. O kafasını sallayarak konuştu, “Araştırmaya gideceğim”

 

… … … …

 

Beyaz at kulesi.

 

Ye Qingyu’nun yüzünden damla damla ter düşüyordu.

 

O avcuna bakıyordu.

 

Gerip kandamlası tekrar sakinleşmişti.

 

Ye Qingyu aşağı yukarı bir saat önce avucunda keskin bir ağrı ortaya çıktığında avucunun içiyle birleşmiş ve batmış olan garip kandan tuhaf bir enerji dalgalanması yayıldığını keşfetmişti. Sanki onun kanında büyüyen zehirli sarmaşıklar vardı ve çılgınca kendi bedenine saldırıyordu.

 

Neyse ki Ye Qingyu ilk anda [Yüce Buz Alevini] etkinleştirmişti. Sadece bunu yaparak bu tuhaf enerjiyi bastırabilmişti.

 

Gerçekten o kandamlasında garip bir şeyler vardı.

 

“Neyse ki bu garip gücün dörtte biri benim [Yüce buz Alevim] tarafından söndürüldü. Geriye kalanlar da sakinleşti…” Ye Qingyu avucuna baktığında biraz depresif hissetti. Bu da neydi, eğer bu kan çok kritik bir anda birdenbire harekete geçerse kesinlikle hayatı tehlikede olurdu.

 

Fakat sorun şuydu ki harekete geçmediği zaman, Ye Qingyu’nun [Yüce Buz Alevini] kullanarak onu ortadan kaldırmasının bir yolu yoktu.

 

“Bu kanda, toplam da üç çeşit enerji var. Birincisi nispeten saf ve sakin olan kanın orijinal gücü. Diğeri ise şeytani güç ve başka bir kızıl kavurucu enerji.  Son iki enerji hiç arkadaş canlısı değilken son derece yıkıcı bir güce sahip… ”

 

Ye Qingyu şu anda hissettiklerini dikkatlice hatırlıyordu.

 

O az önce hafifçe kıpkırmızı kavurucu gücü görmüş gibi hissediyordu.

 

“İlerde dikkatli olmalıyım ve bu bir damla kandan çabucak kurtulmalıyım. Aksi halde büyük bir problem çıkacak.” Ye Qingyu kalbinde ürpermişti.

 

… … … …

 

Bundan sonraki birkaç gün içinde Youyan Sınırında Şeytan Irkını keşfetmek ve öldürmek için yapılan faaliyetler gittikçe daha da yoğunlaştı.

 

Şeytan Irkı Youyan Sınırına çan sıkıcı bir şekilde saldırmıştı. Bu olay kontrolsüzce bir alev yakmak gibiydi.

 

Bu alev tüm Youyan Sınırı boyunca çılgınca yanmaya başladı. Ordunun uzmanları her yerde Şeytan Irkını aradılar. Hem Şeytan Irkından dolayı ailelerini yitiren siviller hem de parasal ödüllerle hareket eden Jianghu bu çılgın harekâta Şeytan Irkını aramak ve avlamak amacıyla katıldı.

 

Onlarca yıl yaşamış olan insanlar yapabilecekleri bir şey olmadığını hissediyordu.

 

Çünkü uyandıklarında birdenbire komşularının, tanıdıklarının, konuştukları insanların… Bir zamanlar çok aşina oldukları insanların gizlenmiş şeytanlar olduğunu fark ediyorlardı.

 

Buna inanamayan pek çok insan vardı. [Youyan Ordusu] tarafından titizlikle geliştirilmiş olan Sınırın içinde gizlenmiş olan birçok Şeytan Irkı casusu vardı.

 

Her gün Şeytan Irkının casusları keşfediliyordu. Onlar öldürülmeleri için[Şeytan Kafa Kesme Platformu] üzerine yerleştirilirlerdi ve kanlı kafa ve cesetleri ibret olsun diye çelik kafeslere koyulurdu.

 

Kan kokusu Youyan Sınırı boyunca sinmişti.

 

Başlangıçta bu harekât kendi alanı içinde normal olarak kontrol edilirken zaman geçtikçe kanlı koku tüm Sınır boyunca yayılmıştı ve bazı insanlar da güdüleriyle bu alevleri körüklemeye başlayınca durum çok daha çılgınca bir hal almıştı. Herkesin gözleri örtülmüş ve taze kanla boyanmış gibiydi, gözlerinde sadece öldürmek vardı…

 

Yangın sırasında bazı soygun izleri bile oluşmuştu.

 

Youyan Sınırında eşi benzeri görülmemiş bir karışıklık ortaya çıkmıştı.

 

Ordu durumdan faydalanan bazı insanları tutuklamış olmasına rağmen Sınırın karışıklığı bununla durmamıştı.

 

Jianghu insanlarının bazıları da dayılık taslamaya başlamıştı. Onlar yanlarından geçen insanlara düşmanca ifadelerle bakıyorlardı. Şüpheli bir şey bulduklarında sanki kuduz bir köpek gibi anında onları sorgulamak için atılıyorlardı. Ellerinde her türlü afiş ve Formasyon aracı varken gözlerinde yanan kavurucu bir ışık vardı.

 

 

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm
0
Lightning Novel
error: Kopyalamak yasak kardeş !!
%d blogcu bunu beğendi: