IGE Bölüm201: Gereksinimleri karşılıyor mu?

22 Eylül 2018
0
Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm

Bölüm201: Gereksinimleri karşılıyor mu?

 

Herkes sesin geldiği tarafa baktı.

 

Yirmi yaş civarında kabartmalı bir cüppe giyen genç bir adamın tozun ortasında kızgınlıkla bir eliyle burnunu tuttuğu görülebiliyordu. Öteki eli sık sık kol yeninin üstünde ki kiri silkiyordu ve şu anda doktorların onun yanına gelmesi için bağırıyordu.

 

Bu genç adam mor renkli ipek bir cüppe giyerken kartal gibi bir burnu ve kılıçlara benzer kaşları vardı. Belinde uzun kıpkırmızı bir kılıç vardı ve kılıcın kabzası üzerinde Büyük Kepçe* deseni vardı. Her yıldız soluk mor renkteydi ve onun belli belirsiz bazı özellikleri var gibiydi. Kelimelerinin tonunda derin bir kendini beğenmişlik duygusu vardı.

*Büyük Ayı Takımyıldızının en parlak yedi yıldızın ismi Büyük Kepçedir.

 

Tarikatlardan gelen birisi mi?

 

Ye Qingyu hafifçe kaşlarını çattı.

 

Bu kanca burunlu genç adam açıkça tarikatlardan gelen birisiydi.

 

Sanki herkesten daha iyi olduğunu düşünen bu tür bir tutum, bugün [Meltem Ve Ahmak Islatan Binasında] tanıştığı Jianghu halkına çok benziyordu. Açıkça aynı türden insanlardı.

 

“Kıdemli kardeşin mi?” Bilgin görünümlü küçük askeri subay kafasını çevirerek kanca burunlu genç adama baktı. O bir işaretle askeri doktorun yaşlı kadını acil tedavi etmesi için yönlendirdi.

 

“Menekşe Yedi Yıldız Tarikatı, [Bağırsak Kıran Avuç] Qi Yong, benim kıdemli kardeşim.” Kanca burunlu adamın yüzünde bir gurur ve övünme varken devam etti, “Oldu mu? Sen şimdi biliyorsun… Senin gibi küçük bir subayla konuşmak bir ineğe arp* çaldırmak gibi… Doktor nerede, hızla beni takip et…”

*Telli bir müzik aleti oluyor kendileri.

 

Menekşe Yedi Yıldız tarikatı mı?

 

Herkes şokla birlikte bir nefes verdi.

 

Menekşe Yedi Yıldız tarikatı, Çin Mersini tarikatına benzer şekilde Kar İmparatorluğundaki en büyük altı tarikattan biriydi. Aynı zamanda Kar İmparatorluğu sınırları içindeki en gizli dövüş alanlarından biri olarak sayılabilirdi. Birisi tarihini ve geçmişini karşılaştırırsa Menekşe Yedi Yıldız tarikatı Çin Mersini tarikatından daha uzun bir tarihe sahipti. Oldukça eski bir tarikattı.

 

Bilgin görünümlü genç subay şuursuzca bayılmış olan genç adamın ve yaşlı annesinin oldukça ciddi yaralanmalarına baktı. O yüzünde çatışmayla konuştu, “Küçük kardeşim şu an burada sadece bir doktorumuz var. Çadırda tedaviye ihtiyacı olan çok sayıda yaralı var. Kıdemli kardeşinin sakatlığı ciddi değilse lütfen kısa bir süre bekleyin ya da onu tedavi için çadıra getirin. Bu nasıl? ”

 

Böyle bir yöntem sorunu makul bir şekilde çözmek sayılabilirdi.

 

Ye Qingyu bilgin görünümlü askeri subaya ikinci bir bakış daha attı.

 

[Youyan Ordusunun] düşük rütbeli subayları gerçekten iyi eğitilmişti, birisi onları övmeden edemezdi. Karşılaştırırsak savaşın ana katılımcıları olan kamp askerlerinin kalitesi tedarik bölümünün askerlerinden çok daha fazlaydı. Bu Ye Qingyu’nun [Youyan Ordusu] hakkındaki izlenimini önemli ölçüde artırdı.

 

Fakat – “Senin küçük kardeşin kim? Beni kardeşin olarak çağırmaya uygun musun? Ayrıca sen ne dedin? Beni reddetmeye cesaret mi ediyorsun?”

 

Menekşe Yedi Yıldız tarikatının kanca burunlu öğrencisi anında açıklanamaz bir şekilde bağırmaya başladı.

 

Gözlerinde hem şok hem de öfke vardı. Parmağını küçük askeri subayın burnuna doğrultarak yüksek sesle azarladı, “Sen sadece küçük rütbeli bir subaysın. Sen gözlerimde bir osuruk bile değilsin. Ben [Youyan ordusuna]yüz verip sana soruyorum fakat sen kendini özel zannedip beni ret mi ediyorsun? Ölmek mi istiyorsun? Konuş, adın ne? ”

 

Ye Qingyu neredeyse hamle yapacaktı.

 

Onun ne tür bir rahatsızlığı vardı?

 

Seninle tartışmadı bile?

 

Senin isteğini ne zaman reddetti?

 

Bu Menekşe Yedi Yıldız tarikatının öğrencisinin beyninde bir sorun mu vardı?

 

Bilgin görünümlü genç adam afalladı. Açıkça o kanca burunlu öğrencinin şiddetli tepkisi ile biraz hayrete düşmüştü.

 

Ama mizacı son derece iyiydi. Kanca burunlu genç adamın burnuna işaret ederek onu azarlamayı bitirmesi ve tüm yüzünü tükürüklerle kaplayana kadar sabırla bekledi, sonra şöyle dedi. “Şu an sizinle konuşuyorum. Tek bir askeri doktor var ve orada birçok yaralı insan var, bu nedenle… ”

“ Bana ne söylediğin umurumda bile değil. Söyle gitsin. Askeri doktorun beni takip etmesi için siktiğimin iznini verir misin? “Menekşe Yedi Yıldız tarikatından kanca burunlu öğrenci kudurmuş bir köpek gibiydi.

 

Çevredeki askerlerin yüzlerinde öfke ifadeleri vardı.

 

O büyük bir tarikatın öğrencisiydi fakat çok kibirliydi.

 

Küçük subayın ifadesi her zamanki gibi sakindi. O bir adım geri çekilerek kanca burunlu adamın parmağını gözlerine saplamasından kaçındı. Bir gülümsemeyle, “Sen kıdemli kardeşinin buraya getirebilirsin, bu daha uygun olacaktır…”

 

O bitirmeden önce Menekşe Yedi Yıldız tarikat öğrencisi öfkeyle ayrıldı.

 

“Sen bekle.”

 

Gitmeden önceki sözlerini bıraktı.

 

Herkes birbirine baktı.

 

Bu da neydi?

 

O hiç bir sebebi dinlemedi.

 

Ye Qingyu’nun kalbinde Menekşe Yedi Yıldız tarikatı öğrencisinin şimdiki gösterisinden olayların bu kadar kolay son bulmayacağına dair bir his vardı. Zaten bizzat tarikat insanlarının küstahlıklarını ve kibrini deneyimlemişti “Güzel, her şey iyi, herkes hızlıca işleriyle ilgilensin.” Küçük subay, hiçbir şey olmamış gibi davranarak ellerini çırptı ve yaralılara yardım etmek için insanları yönlendirmeye devam etti.

 

Doktor Xu yaralara bandaj uygularken son derece pratikti. Neyse ki o tecrübeliydi ve ilaç ve benzeri konularda bir eksikliği yoktu. Genç adamın ve annesinin yaralanmalarını çok hızlı bir şekilde yaşamlarına karşı herhangi bir tehdit olmayacak şekilde dengelendi.

 

Yaşlı kadının inlemelerinin durması ve solumasının dengelendiğini gören genç adam son derece minnettardı.

 

O kendi yaralarına dikkat etmeyerek subayın önüne diz çökmek için atıldı ve askeri doktora da teşekkürlerini ifade etti. Daha sonra, Ye Qingyu’nun önüne gelerek saygılı bir şekilde teşekkür etti, “Hayırseverimize teşekkür ederim. Ben Wang Xiao’er benim için yaptığın bu büyük kibarlığı sonsuza dek hatırlayacağım… Eğer siz olmasaydınız annem kesinlikle ölecekti. Benim düşük hayatım sonsuza dek sizlere ait olacak, efendilerim… ”

 

“Küçük kardeşim hızlıca kalk. Birilerini kurtarmak bizim yapmamız gereken şey.” Bilgin görünümlü genç askeri subay Wang Xiao’er-e hızlı bir şekilde yardım etti.

 

Şu an da saat zaten biraz geç olmuştu.

 

Diğerleri yardım etmek için zamanı hızlıca kullanarak tamamen çökmüş binaları dikkatlice araştırdılar.

 

Ye Qingyu gibi Herkül gücüne sahip bir kişinin yardımıyla yardım süreci sorunsuz bir şekilde uygulandı. Güneş batmadan önce küçük subayın sorumlu olduğu alan temel olarak tamamen temizlenmiş ve bitirilmişti. Her kurtulan güvenli bir şekilde çıkarılmıştı ve şu anda tedavi görüyordu. Ye Qingyu ellerini çırptı. Vücudunun her tarafındaki hem kir hem de savaştan kalan kan duruyordu fakat havası çok iyiydi.

 

Aslen o halktan geliyordu. Küçükken halktan gelenlerin bölgesinde büyümüştü. Bugün bir kez daha Youyan Sınırının sivilleriyle etkileşim kurmuştu. O hafifçe küçükken sahip olduğu hislere bir kez daha geri döndüğünü hissetmişti. Tüm gün boyunca gelişim yapmaktan çok daha mutlu hissetmesini sağlamıştı. Ye Qingyu’ya göre bu zihninin ve ruhunun rahatlamasıydı.

 

“Küçük kardeşim bugün için teşekkür ederim. Bize çok yardımcı oldun.” Küçük subay, Ye Qingyu’nun omzunu sıvazlarken sürekli teşekkürünü dile getirdi. O tekrar devam etti, “Senin böyle doğal bir ilahi güçle kesinlikle dövüş sanatları uygulamak için iyi bir kumaşın var. Yazık ki… Yaşın biraz büyük. Fakat şimdi başlasan da hala zamanında olur. Öncüllere katılmak ister misin? Öncüllerin içinde birkaç dövüş öğretmeni var onlar senin Cennetsel ilahi gücünü tam olarak kullanmanı sağlayacaklardır. ”

 

Bu askeri subay, Ye Qingyu’nun gerçek kimliğini tanıyamamıştı.

 

Ye Qingyu hafif bir gülümseme attı. “Bunu iyice düşüneceğim. Subay… Hala evde ilgilenmem gereken şeyler var, görüşürüz.”

 

O bunları söyleyerek döndü ve ayrıldı.

 

“Eh? Senin adın ne? Bugün yaptığın katkıları geri döndüğümde subaylara bildireceğim ve işaretleyeceğim. Evine parasal bir ödül de gönderilecek…” Bilgin görünümlü subay bağırdı.

 

Ye Qingyu gülümseyerek elini salladı ve iyi olduğunu belirtti. O döndü uzak bir sokakta kayboldu.

 

“Bu küçük çocuğun kesinlikle iyi bir kumaşı var. Neden orduya girmediğini merak ediyorum.” Bilgin görünümlü subay bu sözleri sakin bir şekilde, yüzünde hafif bir gülümsemeyle söyledi.

 

Çevredeki insanlar da gülümsedi.

 

Ye Qingyu’nun performansı herkese iyi bir izlenim bırakmıştı.

 

O anda yan taraftan soğuk bir kahkaha geldi.

 

“Haha Li Xiu, bahsettiğin küçük subay bu mu?” Mor cüppe giyen başka bir genç adam yan taraftan geldi, onun cildi beyaz ve temizdi. O asalet ve patronluk havasıyla yirmi yaşında bile gözükmüyordu. Onun giydiği kıyafet Menekşe Yedi Yıldız tarikatının öğrencilerinin kıyafetiydi.

 

Onun arkasında ki beş ya da altı Menekşe Yedi Yıldız tarikat öğrencisinin atmosferi düşmancaydı.

 

Onlardan birisi askeri doktor bulmak için gelen çılgınca öfkeli kanca burunlu adamdı.

 

“Bu doğru küçük kardeş Lin. Bu küçük askeri subay Menekşe Yedi Yıldız tarikatına yüz vermeyecek kadar çok kibirliydi. “Kanca burunlu adam hikâyeyi yeniden anlattığın da süslemiş ve abartmıştı. Subaya attığı bakışlar kötü niyet ve sevinçle doluydu.

 

“Sizler Menekşe Yedi Yıldız tarikatının öğrencileri misiniz? Acaba kıdemli öğrenciniz [Bağırsak Kıran Avuç] Qi Yong, geldi mi?” Küçük subayın ifadesi değişmezken ellerini kenetledi. “Askeri doktor bu an boş bu nedenle kıdemli kardeşinin yaralarını kontrol edebilir…”

“hahaha…” kanca burunlu adam çılgınca gülmeye başladı ve bilgin görünümlü adamın burnunu işaret etti. Yüksek sesle bağırarak, “Hayvani köpek, şu an korkuyor musun? Peh, önceden yaptıkların için pişman mısın? Askeri doktorun şu an boş fakat kıdemli kardeşim Qi şimdi boş değil… Benimle oyun oynağın için ben de senin köpek gözlerini körleştireceğim. ”

 

Küçük subay hâlâ kızgın değilken sabırla açıkladı. ” Her şeyden önce ilk önceliğimiz hizmet vermek. Ayrıca, durum…” “Ben seni açıklamalarını duymak istemiyorum.” Genç öğrenci Lin adındaki kişi sabırsızca elini salladı. “Adın ne? Söyle ve kişisel olarak kıdemli kardeş Qi’nin önünde af dilemek için gel. Eğer bunu yaparsan bu konuyu daha fazla takip etmeyeceğim.”

Bu kelimeler söylendiğinde tüm sivil ve askerler öfkelenmişti.

 

Bu tarikat öğrencileri çok kibirli ve zorbaydı. Başkalarına yardım ederken gölgeleri bile görünmemişti fakat şu an rahatsızlık vermeye ve başkalarına hakaret etmeye gelmişlerdi. Bu gerçekten çok fazlaydı.

 

Bilgin görünümlü askeri subay kaşlarını çattı. “Yapmak zorunda olduğum hala önemli şeyler var, ben ayrılamam. Yaralı kişileri ayırmayı bitirdikten sonra gidip sizin kıdemli kardeşiniz Qi’den özür dileyeceğim.”

 

Onun mizacı beklenmedik şekilde iyiydi.

 

Fakat bu soylu genç adam ona hiç zaman vermiyordu. “Hemen şimdi, gel ve özür dile. Eğer sen daha fazla gecikirsen bacaklarını kırarım ve seni ölü bir köpek gibi sürüklerim.”

 

O anda yan tarafta ki askerler daha fazla kendilerini tutamayarak kızgınca bağırdılar, “Siz tarikatlar çok fazla ileri gidip her seferinde bizi bastırmaya çalışıyorsunuz. Siz nerede olduğunu düşünüyorsunuz? Burası Youyan Sınırı büyük [Youyan ordusunun] karargâhı: Jianghu insan kalabalığı, imparatorluğun bir subayını işaret etmeye ve yönlendirmeye cesaret mi ediyor? ”

 

Kanca burunlu adam ve diğerleri bunu duyunca bir süre sessiz kaldı.

 

Sonra büyük kahkahalarla güldüler.

 

“Hahahaha…” “İmparatorluğun subayları mı? Çok korktum.”

“Genç kardeş Lin, bu hayvanlar hala bizim kimliğimizi bilmiyor gibi görünüyor.”

“Hey, hey, onlara genç kardeş Lin’in kimliğini hızlıca söyle yoksa bu askeri hayvanlar yenilgiyi kabul etmeyecek.”

 

Genç Menekşe Yedi Yıldız tarikat öğrencileri askerlere palyaçolara bakıyormuş gibi bakıyorlardı.

 

Genç kardeş Lin’in dudakları da alaycı ve hafif bir eğriyle kıvrıldı.

 

Genç kardeş Lin’in yanında duran kanca burunlu adam boğazını temizledi ve neşeli bir tavırla konuştu, “Dinle, genç kardeşim Lin, Doğru Bakanı’nın yeğen oğlu*. O zenginlikleri ve onuru miras alan İmparatorluğun dördüncü sınıf bir Markisi. O imparatorluğun soyluluğunun saf kanını taşıyan gerçek bir aileden geliyor… Haha, ne dersin… genç kardeş Lin’in statüsü senin gibi küçük bir subaya ders verme gereksinimlerini karşılıyor mu? ”

 

*Emin olmamakla birlikte bakanın yeğeninin oğlu olduğunu düşünüyorum ki muhtemelen de öyledir. Çokta önemli değil zaten.

 

 

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm
0
Lightning Novel
error: Kopyalamak yasak kardeş !!
%d blogcu bunu beğendi: