Hachi-nan Bölüm 3 – Güney Sınırındaki Fakir Soylu Evi

21 Ağustos 2017
0
Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm

Çeviri: Manhuman
Düzenleme: Alkkjj

Önceki Wendelin’in hatıralarını rüyadayken özümsedikten sonra, konağın yemek odasında kahvaltı yapmak için yeni kardeşlerimle birlikte uyandım.

Konak desem de sadece alt sınıf bir soylunun konağıydı.

Sınırlı sayıda oda bulunduğundan, odalar işe yararlığına göre bölünüyor.

Bir tane çalışma odası; yiyecek, para, eşya ve zırh için bir depo ve diğerleri… Bana göre, en çok zengin bir çiftçinin evine benziyor.

Kendi kişisel odalarına sahip olanlar şu anki aile reisi Artur (45 yaşında) ve yasal karısı Johanna (44). Diğerleri arasında Kurt (25, ilk ve en büyük oğul) ve Hermann’ın (23, ikinci oğul)odası var.

Hukuki eşinin kalan dört oğlu bir odaya itilmişti.

Benim yanımda olanlar Paul (19, üçüncü oğul), Hermut (17, dördüncü oğul) ve Erich (16, beşinci oğul).

Eski bir roman için iyi bir ortam olsa da bu kalabalık bir evin iç karartıcı görüntüsüydü.

Belirtilmeli ki metres Lelia (31) babasının evi olan köy başkanının villasında yaşıyor.

Çocukları yani, Walter (14, altıncı oğul), Karl (13, yedinci oğul), Agnes ve Karina da onunla (metres) yaşıyorlar.

Her ne kadar adları alman soylularına ait olsa da gerçek her iki dünyada da aynı.

Dünkü gördüğüm rüyadan edindiğim bilgilere göre, konakta ikamet eden herkes için yeterli oda olmadığını söyleyebilirim.

Metresin çocuklarının soylu eğitimi alması gerekli olmadığı için, konakta kalmaları veya konaktakilerle etkileşim kurmaları gerekmiyordu.

Buna rağmen, önceki Wendelin’in hafızasında onlarla birkaç kez karşılaşmıştım.

Orada yaşayan kişiler arasında, köyün etkili şahsiyetlerinden olan köy başkanının varisi ve eşi var; ancak siyaset benim için önemli değil çünkü hiçbir şey devralamayacağım.

Konağın arkasında uşakların kaldığı bir ev var. Abel (71), önceki aile reisinden beri ailenin hizmetinde olan uşak. Dört işçi de var, ama hepsi köyden gelen büyükanneler. Çünkü Artur’un sıfır aile planlaması ve değerleri ile onları hamile bırakma ihtimali var.

Savaş zamanında milisleri komuta eden korucular da var, ancak aslında köydeki sıradan çiftçiler, esnaflar, avcılar veya demirciler. Köşkte yaşamak istemediklerinden hepsi köydeki aile evlerinden çalışmaya gidiyor.

Sınırdaki yoksul köylerde, savaşçı ve çiftçi arasında bir fark yoktur.

Acil bir durum söz konusu olduğunda, baştaki soylular onları silah altına alabilirler.

Buna rağmen, son 200 yıldır böyle küçük bir alanda çatışma meydana gelmedi.

Öncelikle, Baumeister ailesinin mevcut aile başkanı, Artur von Benno Baumeister, toprakları Lingaia kıtasında Helmut Krallığının güney ucunda.

Helmut Krallığı için potansiyel tek düşman, kıtanın kuzeyinde bulunan Urquhart Kutsal İmparatorluğu idi. Bununla birlikte, iki ülke büyük bir ormanlık alan tarafından bölünmüş durumda.

Urquhart Kutsal İmparatorluğu, bu alanın gelişimi için para ve emek harcayarak ilerledi, ancak güneyde bulunan Helmut Krallığı’na henüz güvenli bir şekilde yaklaşmayı başaramadı.

Yani, her iki taraf da lojistik harcamalar yüzünden savaş açamazlar.

Yine de yaklaşık 200 yıl öncesine kadar, her iki ülke de tedbirli bir önlem olarak orduları defalarca çağırdı.

Tatbikatlarla sadece yiyecek ve kaynakları boşa harcadıkları için, ateşkes antlaşması imzaladılar. Böylece barışçıl bir sınır çizgisi kuruldu.

Buna ek olarak, iki ülke arasında ticaret başladı ve bazı savaş yanlıları hariç tutulduğunda, savaş alevlerinin söndüğü söylenebilir.

Dolayısıyla, savaşı yaşamak zorunda kalmayacağımdan rahatım.

Bu bakımdan şanslı olduğumu söyleyebilirim.

“Sevgilim, sorun nedir?” (Johanna)

Bakışı önümdeki yemeğe çeviriyorum. Kahverengi ekmek, küçük parçalar halinde et ve sebze. Sadece tuzla terbiyeli bir kâse çorba.

İnanılmaz derecede mülayim bir yemek, ancak sabah et yemek soylu olduğumuzu kanıtlıyor.

Soylular günde üç öğün yiyor, çiftçiler ise sadece iki öğün.

Her iki menü de ekmek ve çorba içerdiğinden sosyal ayrımlar o kadar farklı görünmüyor.

Kahverengi ekmek sert ve tatsız, keşke biraz yumuşak beyaz ekmek, reçel, tereyağı, peynir ve çay ya da benzer bir şeyler olsaydı. Zavallı çorba seti sadece bu kadar muhteşem olurdu.

Kırsal, kentsel ve diğer alanlar arasında menüde büyük farklılıklar olduğunu duydum.

Bu doğru mu? Gerçi diğer alanlara gitmediğimden bilmiyorum.

Doğruysa, o zaman hayal kırıklığı yaşatan bazı haberlerim var: Baumeister topraklarımız çok fakir görünüyor.

“Maceraperest Loncasının bir şubesinin kurulması meselesi reddedildi.” (Artur)

“Başka bir işle meşgul olabilirler.” (Johanna)

“Ulaşım güzergahının veya benzeri araçların temizlenmesi iyi olurdu” (Artur)

Yeni babam Artur, kalan çorbanın üstüne ekşi bir bakış attı.

Bu sihrin bu yeni dünyada olduğu kadar ünlü Maceraperest Loncası’nda da olduğu teyit edildi.

Canavarlar gibi büyü ve yaratıklar da var, bu nedenle yaşamak için onu avlayan maceracılar olmalı.

“Bölgemizdeki canavarlar oldukça güçlü olduğundan…” (Artur)

“Baba, onları avlamak için orduyu çağıramaz mısın?” (Kurt)

“Kurt, bu mümkün değil. eski Breithilde Margrave-Dono(Dn: uçbeyi)’yla aynı gafleti tekrar edemeyiz.” (Artur)

Veliaht ve büyük oğlu Kurt nii-san, bir ordu çıkarmayı önerdi ancak hemen Artur tarafından reddedildi.

“Bir şey söyleyebilir miyim… Baba?” (Wendelin)

“Ne oldu, Wendelin? Ve sizin için artık çorba yok.” (Artur)

Dün hayallerinden ben, sekizinci oğluyken, yeni yılı da sayarsam 6 yaşındayım. Yedinci oğlundan bile yedi yaş küçüktüm.

Dolayısıyla koltuğum yemek masasının uzağında, hatta kenarındadır.

Ben sadece bir soru sormak üzereydim, ancak ikinci bir servis istediğim düşünüldüğünden dolayı yanlış anlaşıldı. Bunun, bu evin fakir olduğunun daha fazla kanıtı olabileceğini düşünebilirsiniz.

“Hayır, daha fazla çorba istemiyorum. Canavarları avlamaya çalışan Breithilde margrave-sama hakkında sormak istiyorum.” (Wendelin)

“Birkaç yıl önce Baumeister topraklarındaki canavar boyunduruğundan kurtulmak için yardım istedik…” (Artur)

İsteğin koşullarına bakarsak, çabalardan emin olduklarını düşünüyorlardı, fakat canavarları kendi alanlarında sınırsız bir şekilde tahrik ettikten sonra 2.000 kişilik margrave ordusu sefil bir ezici darbe aldı.

Yeni Breithilde margraviate başkanının devralmasının hemen ardından, ilk işi yıkılan orduyu yeniden inşa etmekti.

“Yeni Breithilde margrave-dono, asil olarak şu anda canavarların bulunduğu topraklarda hak sahibi olmadığını söyledi. Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, Baumeister topraklarındaki canavarlarla bir daha asla ilişki kurmayacağı anlamına gelir” (Artur)

Böylelikle büyürken hayatımı çok uğursuz bir yerde geçirmeliydim.

Bunu düşündüğümde, ağzımın içine koyduğum çorba tatsız hissettirdi.

Yalnızca az miktarda tuzla terbiyeli olduğu için başlangıç lezzetli değildi.

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm
0
Lightning Novel
error: Kopyalamak yasak kardeş !!
%d blogcu bunu beğendi: