DB 6 – Savaş Hazırlığı

Önceki Bölüm

Çeviri: Hideyoshi
Düzenleme: Yarım Novel

 

Ryuke Riana Crystal Casalia, on üç yaşında.
Ülkedeki en güzel kız diye atfedilen onun için, bir dönüm noktası gelmişti.

“Yakında, evlilik eşini düşünemiyorum…”
Babası bunu kahvaltı masasında söyledi anda, Ria elindeki çatalı ezdi.
Arka plandaki bir hizmetçide kasılmış bir surat ifadesi olmasına rağmen, Ria ağzını boş bir suratla açtı.
“Baba, bunu önceden söylediğimi düşünüyorum ama…”
İlk önce onu baba diye çağırmıştı, ama şimdi, şövalye eğitimiyle ilişkilendirilmekten onu çağırdığı şey değişmişti.
“Ben. Kadın. Seviyorum.”
Bunu 9. kez ilan etmişti. Saklamamıştı, bu sekiz yıl için bile.
Neyas’ın aklı durmuştu.
“Bu nasıl oldu…”
“Sorun değil, bu babanın suçu değil. Doğduğumdan beri böyle oldum ben.”
Kibar bir sesi vardı, ama içerikler hiç de kibar değildi bile.

Her şeyden önce, Ria’nın evliliğinin ele alınmasının bir sebebi vardı.
Bu yarım yıl evvelki Efendi Rufus’un ölümüydü.

Rufusun ihtiyar yaşlı 318 yaşında ölmesine rağmen, ölümünün etkisi büyüktü.
Öncelikle, Casalia krallığının en güçlü büyü savaşı potansiyeli kaybolmuştu. Bilgisini katınca, bu büyük bir darbeydi. Başarılı Casalia kralları nesillerinin danışmanı olarak, Rufusun katkıları büyüktü.

Ondan birkaç hafta sonra, bir salgın kraliyet başkentine vurdu, kraliyet sarayına kadar uzanarak, Neyas’a büyük miktarda sıkıntı vermişti.
Rufus hastalığı defetmek orda olmadığından ötürü, birinci ve ikinci çocuklarını kaybetmişti.

Ria saraya girdikten sekiz yıl sonra, Neyas’ın başka üç çocuğu daha vardı. Her anne farklı olduğundan, grupların oluşması doğaldı. O zamana kadar yasal eş en büyük çocuğu doğurmuştu ama bu sonrasında başarısız olmuştu. Çünkü çocuklar öldüler.
Ria şimdi en büyük çocuk olmasına karşın alakalı gözükmüyordu çünkü taht için hakları yoktu. Kraliyet ailesinden olduğuna şüphe yoktu eğer Ria ile evlenirlerse sarayda etkileri yükselirdi.

On üç yıl önce bir kadın olarak yeniden doğmuştu. Ergenliğinden beri bir kadın olmaya karşı uyum sağlasa da, hala imkânsızdı.

“Zamanı geldi mi acaba…”
Saraydaki her gün eğlenceliydi. Şövalyelerle birlikte talim yapmak, Rufus tarafından ders verilmek birazcık hizmetçilere cinsel tacizde bulunmak ve yarı-elf Lulu’nun tipik olmayan büyük göğüslerini ovmak.
Gerçekten de eğlenceliydi.
Zehirli yiyecekler yemekten zehir direnci kazanmak bile, hepsi iyi anılardı.

“Ancak, bir pişmanlığım var.”
Ria talim kıyafeti içerisinde eğitim sahasına gitti. Saray içindeki eğitim sahası yolunda, üstünde bakışlar hissetti.
“Ah, bu Ria-sama.”
“Dahası, böyle giyinmiş…”
“Aa~hn, bugün de güzel!”
Öyle güzel çağrılmasına rağmen, bu bir adam için utanç verici bir namdı. Öngörmediği bir şey değildi.
Çevredeki saray bayanlarının arasındaki sıradan fısıldamalara kulaklarını kapasa bile, çok fazla vakti yoktu.

Parlak güneş ışığının altında krallığın en elit şövalyeleri kılıçlarıyla kapışıyorlardı, tam olarak bire bir dövüş zamanıydı.
Ria onları gözetleyen yarı elfe doğru dümdüz hareket etti.

“Reyas, nasılsın?”
“Prenses.”
Şövalye sadece hafifçe eğildi. Talim yapıyordu görgü buydu.
Casalia Krallığının şövalye yardımcı kaptanı uzun yaşamış bir yarı elf, ve ayrıca Şövalyeler arasındaki en güçlü kılıç ustası.

“Bugün bence ben kazanacağım.”
“Görüyorum senin rakibin ben olacağım.”
Reyas tahta kılıcını ve kalkanını hazırladı.

Düzinelerce kez darbe çarpıştırdıktan sonra, Ria sonunda tahta kılıcını düşürdü.

Fiziksel ve zihinsel yorgunluktan Nefes alması sertti. Reyas da ağırca nefes almasına karşın Ria’nın ki kadar fazla değildi.
“Ah~, tekrar kaybettim.”
Ria kumun üstüne oturdu. Önceki hayatındaki 40 yıllık eğitimle bile, bir yüzyıldan daha fazla kılıç tutmuş yarı elfe karşı kazanmaması doğaldı.
“Geçen aya kıyasla epey yol aldın belki de başka bir yılla, kazanabilirsin.”

Güçlendirme yetenekleri ve hediyelerini kullansa farklı olurdu da, Reyas da bunu yapabilirdi.
Bu saf yeteneğin ötesindeydi. Bekleyeceğiniz gibi seviye 8 kılıç kullanmayla birlikte aklın gözü ve kaçınma gibi yetenekleri kullanabilirdi ama hiç beden güçlendirme kullanmadan o kazanabilirmiş gibi gözükmemişti.
“Yani? Başka bir müsabaka daha yapalım mı ?”
“Kulağa hoş gelse de, bugün yapacak şeylerim var.”
Şövalyelere el sallarken başka tarafa yöneldi ve Büyü bakanlığı için yola çıktı.

Rehber olmadan samimilikle içeri girdi Kütüphane koltuğunda Lulu yalnız oturuyordu.
Rufus öldükten sonra çalışma zamanı serbest zaman olmuştu. Kolay bir işe döndüğünü söyleyebilirdiniz. Kendisi de bunun hakkında çok endişeleniyormuş gibi gözükmüyordu.
“Yo, Lulu.”
“Prenses, lütfen kütüphanede sessiz olun.”
O alçak bir sesle uyarıyı verdiğinde Ria çabucak Lulu’nun arkasına hareket etti kibarca göğüslerine masaj yaptı.
“P-prenses!”
“Lulu, lütfen kütüphanede sessiz ol.”
Onlara kibarca masaj yaptı ve bir süre sonra tatmin oldu ve onu serbest bıraktı.
Güzel beyaz suratı parlak kırmızıya dönmüştü.

“Öyleyse, bugün ne tür bir işin var? Serbest vakit olmasına rağmen, iş olmadığı anlamına gelmez”
“Evet, senden rica etmek istediğim bir şey var.”
Lulu’nun uzun kulağının yakınına fısıldadı. Bir elfin kulakları pek erojen (Dn: cinsel istek uyandıran.) değildi.
Güzel heykel suratı şaşkınlığın renkleriyle boyanmıştı.
“… Cidden mi?”
“Tabi ki. Bunun gibi bir şey hakkında şaka yapmazdım.”
Ria gülümserken onayı verdi. Birbirlerini 3 yıldır tanıyorlardı ve böylelikle birbirlerinin doğalarını biliyorlardı.
“Bu doğru. Anlıyorum ancak bu durumda bir şartım var.”
Ria, Lulu’nun şartı olmasını beklememişti.

Ria, o gün şehir merkezine giderek Agatha’yla uzun bir konuşma yaptı.
Gece toplu hamama gitti, yaşlı ve genç kadınların çeşitleri bedenlerini takdir etti.
(Ah… Kadınların hepsi iyidir sonuçta…)
Kendi “oğul”una (Dn: Anlamını biliyorsunuzdur.) sahip olamamanın tatsız hissinden kurtulamamasına rağmen, bir kadın olmak hala müthiş bir şey olarak görünüyordu.
Küçük gelişen göğüsler. İnce uzun uzuvlar. Yuvarlak omuzlarından beline kadar kıvrımlar. Bu bir erkek için imkânsız bir şeydi.

Ria, gün tamamen karanlık olduğunda kraliyet sarayına geri döndü.
Herkes hızla dolanıp duruyordu. Başka bir gün sona gelmişti. Doğumundan beri, vaktinin çoğunu burada harcamıştı buraya bağlanmıştı.

Fakat kontrol edilemez dürtüsü şişirilmişti.

Şehirden ayrılmayı istemişti ve ülkeden ayrılmayı.

Dünyayı görmek istemişti, her güçlü kişiyle tanışarak.

Kanı kaynadı. Önceki hayatından gelmişti, yapabileceği bir şey yoktu.

Ria’nın macerası şimdi başlıyor.

Önceki Bölüm