DB 3 – Bir Ejderhanın Evrimi

17 Ağustos 2017
0
Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm

Çevirmen: Hideyoshi
Düzenleyici: Yarım Novel

Bu dünyanın bir adı yok…
Tabi ki tanrılar kolaylık uğruna bu dünyada yaşayanlar bilmese de, ona bir isim verdiler. Sonuç olarak, bu toprakların adlandırılması-

Ejderha Kemiği Kıtası.

Bu kıtanın kuzey batısına konumlanan, Casalia Krallığıydı. Agatha’nın Büyü dükkânı Kraliyet başkenti Anise’in şehir merkezi içerisindeydi.
Dükkânın bir bahçesi vardı ve ayrıca onların konaklama yeri olma amacına hizmet ediyordu Agatha orayı 10 yıllık maceradan kazandığı hazineyle satın almıştı. Ve küçüklüğüne rağmen yaşaması hoş bir evdi.
Sabahları, Agatha ikinci kattaki odasında uyanırdı ve penceresinden bahçeyi kontrol ederdi. Bahçede günlük bir rutin olmuş görüntü vardı.
“…Merak ediyorum da neden böyle oldun…”
Küçük bahçede, kendi başına yaptığı tahta kılıcı savuran sevgili kızının çehresi yer alıyordu.

Riana Crystal, 5 yaşında. Onun sabahları güneş açmadan başlardı.
(Çn: https://www.youtube.com/watch?v=c8IWtKQXgQI)
İçinde hareket etmesi kolay olan kıyafetleri değişip, kendine yaptığı tahta kılıçla bahçeye çıkardı. Annesinden ödünç aldığı mitril bıçakla Kara çelik ağacının dalından bir kılıç yapmıştı, bazı düşük kademe metallerden daha güçlü bir tahtaydı.
Bahçeye gittikten sonra yapılacak ilk şey jimnastikti. Bir çocuğun muhteşem esnekliğiyle, geçmiş hayatındaki gerinmeler saçma bir şekilde kolay olmuştu, vücudu ısınmıştı.
Temel olmuş hareketlerle kılıcı savurduktan sonra, yüzünü hayali bir düşmana çevirdi.

Dünyada canavarlar var.
Kurtlar ve ayılar gibi tehlikeli vahşi yaşam tabii ki var, ama nihai pozisyon ejderhalar tarafından tutuluyor. Ejderhalar.
Agatha’nın hikâyelerine göre, yüksek kademeli ejderhalar kolayca bir ülkeyi yok edebilecek güçlere sahipler.
Ve Ria’da bir ejderhanın gücü var.

(Bunu söylesem bile, o gücü nasıl kullanacağımı merak ediyorum.)

Görünüşün aksine, çoktan muazzam gücü ve dayanıklılığı (Çn: “Stamina”) vardı.
Bu [Öz kontrol]ün [Ejderha Soyu]na bakmamı sağlayan bir kutsaması.
Şimdiye kadar, [Herkülvari Kuvvet] [Yüksek Hızlı Rejenerasyon] [Yüksek Hızlı İyileşme] [Çetin Sağlık] [Keskin Duyular] [Isı Direnci]ni gözden geçirmişti. Sıcak bir çorba içmekten ortaya çıkan [Isı Direnci] dışında, diğerleri eğitim yaparken ortaya çıkmıştı.

Bu arada, önceki hayatımda elde ettiğim kabiliyetler(Çn: “skill”) yeniden üretilmişti.
En yükseği 7. Seviyede [Kılıç oyunu]’idi. Anneme göre seviye 7 uzman seviyeydi. Önceki hayatımdaki eğitimimin ödüllendirilmesine memnun oldum.
Ama tanrılara eşit olduğu söylenen ejderha gücü için kesinlikçe çok adiydi.
(Çn: Fişiyle birlikte götürürsen değiştirebilirsin.)
(Dn: 7 Günü geçtiği için almazlar.)

(Düşündüğüm gibi, sanırım seviyemi yükseltmek dışında hiçbir seçeneğim yok?)

Ria’nın şu anki seviyesi 5’di. Eğitim yaparken yükselmişti. Yeri gelmişken Agatha 35 seviyeydi.
Görünüşe göre gençken hatırı sayılır miktarda absürt maceralara çıkmıştı.

Agatha tarafından büyü de öğretiliyordu. İlk önce tamamen bilgisizdim, ama ‘büyü gücü’ denilen şeyin önceki dünyamdaki ‘Ruh’ gibi olduğunu anladığım zaman öğrenmem daha hızlı oldu.
Agatha’nın Ateş büyüsü, Rüzgâr büyüsü, Su büyüsü, Doğa kanunları büyüsü ve Doğruluk yolu büyüsü yüksek seviyelerdeydi, yani bunları Ria’ya öğretmek günlük bir program olmuştu.
Fei’yle birlikte öğreniyordu ama, kontrolü bir kenara koyarak, büyüsel verim açısından o Fei’yi göz açıp kapayana kadar geçiyordu.

“Yetenek’ denilen şey… Çok acımasız…”
Fei söyledi. ‘bu doğru,’ diye düşündü. Ne olursa olsun, bu bedenin anlamsız derece yüksek özellikleri var. Anılar ve onun gibi şeyler de benim önceki hayatımdan açıkça daha iyi.

Büyü öğrenmek 3 aşamaya bölünmüştü, ilahiler yoluyla büyü yapmaya başlayıp, rünler yoluyla ve büyüyü aklında yapılandırıp hiç terane söylemeden.
İlahi söylemek büyüyü çağırmak için en basit yol ama terane vakit alır. Rünleme için ise kelimenin yazılı olması gerekir (Çn: Büyü kelimesi.) ya da üstünde büyü yazılı olan bir eşya tutmanı gerektirir.
Zihin yapılandırması en hızlısı ama görüntünün kesin olmalıdır.

İş net bir görüntü oluşturmaya gelince, Japonya’dan reenkarne olmuş bir kişinin avantajı vardır.
Zihninin içerisinde rünü hayal etmen gerekir; fakat harfin yapısı Japonca’ya benzerdi. Kanjide (Dn: Kanji, Japonca’nın Çince karakterleri ile yazılmış hali..) olduğu gibi, harflerin anlamları ve bağlaçları olması Hiragana (Dn: Japon’ların yazı olayını kolaylaştırmak için oluşturduğu harf dizisi.) gibiydi. Önceki hayatında Japon bir insan olmanın avantajı Ria çok açık bir şekilde biliyordu.

Ria’ya öğretilen mutlak ilk büyü [Yetenek kontrolü]’İdi. Agatha’ya göre “Eğer düşmanını tanımazsan, ölürsün”
Bu büyüyle, rakibin kutsamaları, teknikleri ve yetenekleri keşfedilebilir. Tabi ki bunu engelleyen bir büyü var ama belli ki standart canavarlar üzerinde kullanılabilir. Düşmanının yeteneklerini bilmek kesinlikle önemli bir şeydi.
Seviye çok fazla fark olduğunda kullanamıyorsun gibi gözüküyor, ama Agatha’nın yeteneklerini kontrol edilirken işe yaramıştı.

Buna ilaveten, Agatha gerçek bir macerada yararlı olabilecek büyüleri öğretmeye öncelik veriyordu. Tutuşturma, su arındırma, iyileştirme, toksinsizleştirme gibi büyüler. Henüz hiç ofansif büyü öğrenmedim.
Ria vücudunu güçlendirecek büyülerle ilgileniyordu. Yine de hâlihazırda, kutsamaları yüzünden yeterince sahipti.
“Bu Ria ise, belki de neticede uzay zaman büyüsünü kullanabilirsin.”
Agatha’nın bunu şaka yaparak söylemesine karşın, Uzay zaman büyüsü büyü sisteminde görünürde en yüksek kademeli büyü olarak sınıflandırılıyordu.
Ria’nın da sonradan öğreneceği gibi, nihai büyünün ‘Dünya Yaratma’ olarak nitelendiriliyordu. Sadece teorik bir büyü olarak var oluyordu.

Ve şimdi, Ria Sabah egzersizini bitirmişti ve kuyudan su çekmişti, terini silip atmak için ama…
(İç çekme…)
Su tarafından yansıtılan o suratı görmüştüm.
(Sevimli.)
On insan onu onun görünüşünün tatlı olduğunu söylerdi. Dolgun dudaklar, badem şeklinde gözler, porselen beyazı teni ve şekilli bir burnu.
Ancak bu benim yansımamdı. O Benim.

Bu arada, Agatha’ya beni erkeğe dönüştürebilecek bir büyü olup olmadığını çoktan sormuştum.
“Var,” yanıtı buydu.
“İllüzyon büyüsü en kolay yol olurdu. Yine de asıl bedenini değiştirmek istiyorsan, şekil değiştirme büyüsüne ihtiyacın olacak.”
Oh, aslında bir tane olmasına şaşırdım, gerçi vücudun işlevleri değişmeyecekti. Ayrıca zaman kısıtlaması da vardı.
Başka bir deyişle, Agatha gerçek bir adam olmak için bir yöntem bilmiyor.

İç çektiği sırada, Ria vücudunu silmeye devam etti. Anise’de ortalama bir hanede, su ve kanalizasyon hizmetleri vardı, beklenildiği gibi de banyolar yoktu.
Bedenini temizlemek için teri tempolu bir şekilde silip atmak için havlu kullanırken, Ria bir şey fark etti.

Göğsü sertti.

Bu normal deriden apaçık farklı hissettiriyordu. Yakından bakınca, karın boşluğunun hemen üstünde 4 pul şekli vardı, Pulların rengi siyahtı.
(Eh? Eh?)
Sizin de bekleyeceğiniz gibi, şaşırmıştım.
“Anne!”
“Acaba… Nedir bu?
“Belki bir Lizardkin’in (Dn: Kertenkele adam gibi bir şey.) kanı karıştı ya da öyle bir şey?”
“İnsanlar ve Lizardkin karışmadığından dolayı, olayın bu olduğunu sanmıyorum”
Agatha ve Fei Pullara bakarken tartıştılar.
“Bir Dragonkin (Dn: Ejder adam gibi bir şey.)… Belki? Gerçi bir tür hastalık da olabilir.”
“Yönetici, Dragonkin ile neyi ima ediyorsunuz?”

Agatha çabucak işaret parmağını kaldırdı ve açıklamaya başladı.
“Bu biri bir ejderhayla anlaşma yaptığı yaptığında ve bedenlerine o ejderhanın gücünün bir bölümü verildiği zaman olur. Anlaşmanın sembolü olarak, ejderhanın bir özelliği bedenin bir kısmında ortaya çıkar. Ancak…”
“Bir kontrat olmadı, değil mi?
“Bu doğru~”
Öyleyse belki bu bir tür hastalıktır, düşündükleri buydu bu yüzden onu çabucak dünyadaki bir tapınağa getirdiler. Tapınak rahipleri aynı zamanda doktordular.

“Bilmiyorum. Daha doğrusu, benim tanımlama büyüm hiçbir etki göstermiyor…”
Çabucak Pes ettiler.

Üçü yolu takip ederek tapınaktan zorla yürüdüler, ama yoldayken Agatha aniden yürümeyi kesti.
“bu hale geldiğinden dolayı, son çareye güvenmek dışında başka bir seçenek yok. Fei lütfen Ria’yı al ve benden önce eve git.”
Pelerinini sallayarak, Agatha az önce geldiğimiz yere doğru geri döndü. Hoşça kal dedikten sonra, Fei Ria’ya iç bakarak iç çekti.
“Eve gidelim mi? sorun değil, eğer bunu yöneticiye emanet edersek bir şeyler bulacaktır.”
“Tamam.”
Ria depresif bir surat ifadesi göstermiş olsa bile, her nasılsa o durumu anlamıştı. Agatha’nın ilk dediği şey muhtemelen doğruydu.
Ria bir ejderhaya anlaşma gibi bir şeyle bağlantılı değildi, ama ‘Ejderha Soyu’ hediyesine sahipti. Bunun bir şekilde olayla alakası olduğuna şüphe yoktu.
Ama eğer bunu söyleseydi daha sonrasında şu ana kadar sakladığı şey hakkında konuşmak zorunda kalacak olması muhtemeldi.

Reenkarne olmuş ve hala eski hayatının anılarına tutunan bir çocuk, bir adamın anıları.
Dahası, Ria bir çocuk olmanın özel ayrıcalığından faydalandı ve Agatha’nın bol ve Fei’nin gösterişsiz göğüsleriyle kendini özgürce tatmin ediyordu.
(Çn: 40 yıllık hayatında yapamadığını 5 yaşında haliyle yapıyor. :P)

Beni dışlasalardı iyi olurdu. Ama eğer beni terk etselerdi…
(Hayır, bir şekilde muhtemelen idare ederdim?)
Tapınağa gidip daha sonrasında yetimhaneye girebilirdim ve iyileştirme büyüsüyle yardımcı olabilirdim. Daha büyük olduktan sonra kılıç yeteneklerimden faydalanabilir ve bir işe girebilirdim.
Bu dünyada, kadın paralı askerler gibi şeyler var.

Ria hayatta karamsar bir bakış açısı almaya başladıysa da, sonuçta o gün hiçbir şey olmadı. Agatha ona sadece her zamanki büyü alıştırmasını yaptırdı.
Ertesi gün de hiçbir şey olmadı ve Ria ilgisini kaybetti, ama ondan sonraki gün bir değişimdi.

Ria en iyi kıyafetlerini giyinmişti ve Agatha bir takım birinci sınıf cüppe giymişti. Gerçek bir büyücü gibi gözükmüştü.
İkisi dükkânı Fei’ye bıraktılar, bir araba ayarladılar ve şehrin merkezine gittiler.

“Anne, nereye gidiyoruz?”
“Kale. Bununla ilgili çok endişelenme.”
Kale!

“Eh? Neden kale? İmkânsız, anne, sen bir soylunun kızı gibi bir şey misin?”
“Hayır, hayır ben sıradan bir çiftçilik köyündenim. Saray büyücüsüyle birazcık bağlantım olduğundan dolayı, Seni göreceğini düşünüyorum.”
Anlıyorum, demek bu yüzden böyle giyindik.

Araba devasa kapının önünde durdu ve ikisi oradan yürüdü. Önceden bana söylendiğinden ötürü, içeri gitmekten suçlanamazdım.

“Ooh~”
Ria sesini isteksizce yükseltti. Kale duvarları 20 metre uzunluğundaydı, tamamen taştan yapılmış.
Önceki hayatımda yabancı mimarisini bilmeme karşın, Avrupai binalardan ziyade, bence daha çok İslami mimari gibiydi.
“Ria, buraya gel.”
Agatha tereddüt etmeden ileriye yürüdü. Nereye gittiğini biliyor gibi gözüküyordu.

Neredeyse, pek dekorasyonu olmayan bir yere vardık, kütüphane binası gibiydi.
“Casalia Krallığının büyü bakanı. Bilge Rufus-sama burada.”
(Dn: Yazarın anlatımı çok garip. Bazı yerlerde üçüncül kişi ağzıyla anlatırken bazı yerlerde Ria’nın gözünden birincil kişi ağzıyla anlatıyor. Çeviri ile ilgili değil.)

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm
0
Lightning Novel
error: Kopyalamak yasak kardeş !!
%d blogcu bunu beğendi: