DB 1 – Reenkarne Olduktan Sonra Böyle Oldum

Sonraki Bölüm

Çevirmen: Hideyoshi
Düzenleyici: Yarım Novel

Bu neden oldu?
Hayır, cidden bu neden oldu?

Beyaz renkli oda vardı.
Ayrıca Tavan da beyazdı, zemin ve duvarlar da aynıydı; bu yer bir spor salonu mu? Orda benimle birlikte başka biri daha vardı.
Güzeldi ve Hint sarisi (Dn: Sari Hint kadınların giydiği renkli kumaştan bir giysi ve bu giysinin yapıldığı kumaş. Hintçe’den Türkçe’ye olduğu gibi geçmiştir.) giymişti. Alnının üstünde bir bindiyle (Dn: Sankritçe, nokta anlamına gelen bindu kelimesinden türemiştir. Hint kadınların kaşlarının ortasına boya ile yaptıkları kırmızı noktalara verilen isimdir. Erkeklerinkine “tilak” adı verilir. Türkçe karşılığı bulunmamakta.). Onun güzelliğinin emsalsiz olduğunu söyleyebilirdiniz.
“Eeeh~, baş sağlığı dilerim. Öldün.”

Acınası bir tutumla söyledi.

Büyük feci bir olay olmuştu.
Çok fazla insan kurtardım, ama sonunda yorulmuştum.
“Doğrusu, o durumlarda çok fazla diğer insanları kurtardığın için, tavlanmış (Dn: “tempered”. Bakınız) ruhunun gücü harika. Bir sonraki hayatın için oldukça büyük bir ödül elde edeceksin.“

Reenkarnasyon hakkında bir şeyler söyledi. Düşündüm de, o da kim… İmkânsız, bir tanrı mı?
“Hayır, Ben genel idareciyim. Bunu Japon değerlerini kullanarak söyleyecek olsaydın, ben muhtemelen sadece sayısız tanrılar arasından değersiz bir parça olurdum.”
Hikâyesine geri dönerek, konuştu.
“Lütfen farklı bir dünyaya reenkarne ol.”
Şaşırmıştım.

Pişman bir suratla, Dünyaya neden geri dönemeyeceğimi açıkladı.
“seninki gibi güçlü bir ruhun reenkarne olması gereken Dünyadaki üzerindeki insanların miktarı çok fazla arttı. Üstelik ruhtan anıları silip atmak için, büyük bir miktar güç gereklidir.
Hiçbir şeyi gözden kaçırmadan konuşmaya devam etti.
“Evet, bu şekilde farklı bir dünyaya reenkarne olursan, yeniden doğduğun zaman belli bir dereceye kadar anılarını koruyabileceksin. Bu tür bir şey çok alışılmamış değil, çünkü şu ana kadar oradaki herkes dünyadan reenkarne olmuştu.”
Anlıyorum, eğer öyleyse, ne tür bir dünyaya doğru reenkarne olacağım?
“Ayrıntılı konuşamam, ama orası kılıçların ve büyünün dünyası.”

Kılıçlar.

Kalbim kışkırtıldı, Anılarımı hatırladım.
Neredeyse tüm hayatım yeteneklerimi parlatmak için kullanılmıştı.
Bambu bir kılıç savurmak, tahta bir kılıç savurmak, daha da güçlenmek ve bir katana savurmak, Dehşet verici bir şekilde mızrakla talim yapmak, Bir bıçakla dans etmek.
Ben hayatta iki şey başardım. İkisi de sahip olduğum zamanı tamamlayan, hayatın ve ölümün zorluklarıydı.

Ve yani, işte bu şekilde yaşadım öldürme sanatı parlatıp, yine de ironik olarak sonunda pek çok hayatı kurtarmak.

Eğer dünya savaşta olsaydı, bu sefer başkalarını hayatlarından mahrum bırakabilmem muhtemeldi.
Yine de büyü konusunda birazcık endişeliyim, herkes reenkarne olduktan sonra buna sahip.
“Hiç itirazın yokmuş gibi mi gözüküyor? Öyleyse, lütfen bu ödülü kabul edin.”

O dünyada, hediyeler (“gifts”) ve yetenekler (“skills”) adında şeyler var gibi gözüküyor.
İsimden de anlaşılacağı üzere, hediyeler senin doğal olarak birlikte doğduğun şeylerdir yetenekler ise edinilen.
Mesela, ilki daha kolay kas geliştirmek için yatkınlık gibi bir şey olarak tarif edilebilir. Ya da hastalıklara ve toksinlere karşı direnç olarak ya da hepsinin üstüne sonsuz gençlik bile var gibi gözüküyordu.
Sonraki ise daha basit, kılıç ustalığı yetenekleri ve diğerlerinin arasında büyü yetenekleri. Yine de doğumdan sonra büyük çaba göstermek dışında yapılabilecek bir şey olmamasına rağmen, reenkarne olduktan sonra anılarımı koruyacağım için avantajlı başlayacağım.
“Ödülün bin on iki puana sahip olmak. Peki, öyleyse lütfen seçin.”

Yarı saydam bir ekran önümde belirdi. Üstünde hediyeler varmış gibi gözüken çeşitli eşyalar vardı yanlarında sayılarla. Bunlar muhtemelen onları seçebilmek için gerekli puanlardı. Vücut güçlendirmesi, büyü güçlendirmesi. Ve dahası bunların yanında seviyeler de vardı. Güçlendirmenin sınıfı, sanırım. Bin on iki puana denk gelen bir puanım olduğundan ötürü, vücudumu maksimuma güçlendirecek olsaydım, yüzde bir bile tükenmezdi.
Ekran sadece bununla ilgili düşününce kaydırıldı. Kaydırıldığı sırada, sonsuz gençlik ve hastalık bağışıklığı vardı, öğrenilmesi puanlarımın yarısını kullanacak olsa bile. Doğal kılıç yeteneğini görmezden geldim. Savaşlar dünyasında, basit kılıç yetenekleri önemli bir şey olmazdı.

Ve sonrasında 1000 puan gerektiren kayıtları gördüğümde. Ağzım açık kaldı.

Yarı-tanrı. Ölümsüz. Devrim (Dn: İngilizce çeviride “Revolution”, evrim (Evolution) mi demek istediler acaba?). Melek Kanatları. Doğuştan Hükümdar. Bunları edinmenin karşılığı 1000 puandı.
Ancak, onu elde etme yeteneği ruhun kalitesine bağlı olmasından ve benimki bir ödül olduğundan, buna layık hissetmedim.

“Kendini hayattayken tavladıktan sonra, bu başka bir dünyaya reenkarne olurken fayda sağlar, ayrıca ölmeden önce pek çok insanın hayatını kurtardığın için; senin hediye puanların istisnai.”
Yaklaşık 50 puan, çoğu insan için maksimum gibi gözüküyor. Bonus olarak bu kadar puanı neden aldığımı merak etsem de, hiçbir şey söylemedi. Pekâlâ, normalde kazanabileceğim bir şey seçtim.

Ve öyleyse diğer, 1000 puan gerektiren bir hediye ise-
[Ejderha Soyu]
“Ejderhanın soyunun mirasıyla doğdun. Fiziksel güç, büyü gücüne devasa bir güçlendirme ve bunlara ek olarak çeşit çeşit başka yararlar sağlar; birden fazla hediyeyi birleştirmek gibi.”
Makul bir şekilde, açıklamaya başladı. Bu hediye doğumda aniden ortaya çıkmıyordu, ama onun yerine kendini süreç geçtikçe belli ediyordu. Sonunda hediye iyice çalışılmış yetenekle aynı etkiye sahip olacaktı.
Bu arada, elde edeceğim yetenek kararlaştırılmıştı.

“Bu iyi olur mu? Küçük miktarda puanlarla pek çok hediye alınabilir, bence sana daha uygun olabilecek diğer şeyler de var.”
Son zamanlarda Japon insanların orda reenkarne olduklarını duydum, bu nedenle daha da fazla ihtiyatlı olmalıyım. Bazen bir kişi bitirmese bile bir risk almak zorundadır. Güç konumlarında olanlar cidden o tür insanları aciz bırakır.

Öyle bir şey, her nasılsa, sadece önsezi olabilir.

“Öyle mi? öyleyse, kalan yirmi puanın için sana özel olarak tavsiye vereceğim.”
Kahkaha attı, gülümseyerek. Böyle samimi bir gülümsemeye sahip olarak, Bir tanrıça gibi gözükmüyordu.
“Lütfen iki puan kullanarak can(vitality)  ile dayanıklılığın(stamina) ikisini birer puan arttır. Ondan sonra diğer on puanları öz kontrolde kullan. Bunu bir yetenek yoluyla elde edebilmene rağmen, buna başlangıçta sahip olmak işe yarar.”
Neden elverişli olduğunu açıkladı.
“Sahip olduğun yetenekleri tamamen algılama yeteneği. Ne kadar kuvvet kazandın? Kılıç yeteneğin ne kadar arttı? Ne kadar dayanıklılığın (Stamina) kaldı? Eğer bunu anlarsan, bir dövüşte ne kadar avantajlısın? Gerçi, senin durumunda bunu zaten anladığına inanıyorum.”

Bu doğru, açık bir şekilde eğitiminin sonuçlarını öğrenmek kesinlikle bir avantajdır.

“Peki, öyleyse, sessizce reenkarnasyonunu geçir. Bu talihsizce ama daha fazla soru cevaplayamam. Şimdiye kadarkiler ödülünün bir parçası olmuştu.”

Bu bilgiye sahip olarak, kesinlikle böyleydi. Kafamı eğdiğim sırada, oda sisle örtüldü ve ortadan yok oldu.
“Umarım ki umutların bir sonraki hayatında fark edilir.”
Tanrıça sonunda bunu söyledi.

“Sana ilahi koruma verildiğinden dolayı, çabanı ortaya koymalısın.”

İçinde kimse olmayan odada başka bir kişi-hayır, başka bir tanrı fark edilmeden ortaya çıktı. Güzellik bulunduran suratla; öyle ki bir kadınınki ile karıştırabilirdiniz, gerçek karakterinin savaş tanrısı olmasına rağmen. (Çn: bu arada kadın değil erkek.)
“Demek o kadar ileri gittin. Reenkarnasyon işlemi çabucak sona erdi ve ona bir hediye verdin.” (ÇN: Ana karakter fark etmeden ona verdiği kutsamadan bahsediyor.)
Bu doğru, tanrılar birinin zamanını almadığında, bir parça ilahı korumadır. Diğer küçük hediyeleri bir kenara bırakınca, bu çok büyük bir lütuftu.
“Ama senin burada ne işin var?”
“Ne, o kişi önceki hayatından başka bir ilahı koruması daha vardı. Birazcık telaşlıydım.”
Önceden bir tane daha, Ruhlar normalde hayatları sona erdikten sonra temizlenir, daha sonra geri dönüştürülür. Bu onların üstündeki yıpranmayı kaldırır. Ruhu yeniden doğurarak, bu o tür uzun bir döngüydü.
“Hangi İlahı koruma?”
“Savaş tanrısının kutsal koruması tabi ki. Bir hayli etkili kullanılmış gibi gözüküyor. Maalesef ki yine de, hastalık yüzünden erken öldü.”
Normal olarak konuşursak, bu normal bir kutsal koruma gibi gözüküyordu. Bu şüphesiz ki bir sonraki dünyada faydalı olurdu. Yine de ilahi koruma ruha kazındığı için, reenkarne olurken bile kaybolmazdı.
“Huh? Öyleyse, benim ilahi korumamın korumasıyla, savaşın ilahi korumasıyla ve bunu hediyeye eklersek…”
“Uh huh, muazzam güçte bir canavar olabilir. Hayatı talihsizlik çekmekle geçmiş gibi gözüküyor, yine de ilginç olsa bile. O dünya milenyumunu tekrardan selamlayacak.”
Erkek tanrı gürültülü bir şekilde güldü, aynı zamanda tanrıça zarafetle kaşlarını çattı.
“Referans olarak, o adamın adı neydi?”
Aniden erkek tanrı gülmeyi kesti, aynı zamanda hareketlerini de durdurdu.
“Hm? Unuttun mu?”
“H-hayır, ben kesinlikle savaş tanrısıyım, ama sözde kas kafalılardan biri değilim! Bir zapt edilmiş Kumaso (Çn: Kumaso, eskiden Kyushu’da yaşayan Japonya yerlileri.) da kafasını kullanır… Doğru! Kumaso’nun arasında bir samuray vardı! Bekle! Ayna kullanırsam hatırlayacağıma eminim.
“Hayır, eğer hatırlamıyorsan bu kadar ileri gitmene gerek yok… Sadece basitçe meraklıydım.”
Biraz önce gönderdiği ruha bir kere daha iç çekti, zira ona zekânın ilahı korumasını vermişti.

Boşluk içerisindeki bir farkındalıkla, sadece uyumak ve yemek yeme arzusu vardı.

Bu devam etti ve tekrarlandı… Bir süre geçtikten sonra ve farkındalık sonunda geri döndüğünde, anılar yeniden yüzeye çıkmaya başladı.
(Çn: https://www.youtube.com/watch?v=mM3Q1zou7bQ 1.32 dakikayı açın.)
Bir geçmiş yaşam. Bir tanrıyla konuşmak. Bu şeyleri düşündükçe git gide, bir şeyler tuhaf hissettirmişti. Uyu, ye, boşaltım yap. Hemen hemen tüm bebekler bu 3 şeyi yapar, ama dil istisna olarak hızla kavranmıştı, bu tecrübe önceki hayatından mıydı?

Bir şeyler ters hissettirmişti.
Ve daha sonrasında, ikna olmuştum.

“Tamam Ria~, Şimdi bezini değiştirelim~.” (Aile bebeğe sesleniyor)
(O-oooh! Ben bir Kadınıııııııııııııııım~~~~~~~~~~!!!!!)

Bu neden oldu?
(Çn: Ve böylelikle Ejder doğanın hikâyesi başlamış oldu.)
(Çn: Ve neden yarı tanrı olmak yerine ejderha olmayı seçti bu.)
(Dn: Şirke girmemek için.)

Sonraki Bölüm