Bölüm209: Sen bu vuruşu hak ettin

22 Eylül 2018
0
Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm

Bölüm209: Sen bu vuruşu hak ettin

 

“Ne? Yüz Bitki Salonu hakkında muhteşem olan şey ne?” Jianghu insan kalabalığından mor cüppeli bir genç aniden arkasını döndü. O mağaza sahibi Sui’yi soğuk bir bakışla değerlendirirken yüzünde küçümseme vardı.

 

” Yüz Bitki Salonu hakkında çok muhteşem bir şey yok.” Mağaza sahibi Sui sert bir şekilde cevap verdi. “Fakat eğer benim Yüz Bitki Salonumun bitkisel ustalarımı yakalamak istiyorsanız bunu iki kez düşünmelisiniz.”

“Hmm, gerçekten mi?” Mor cüppeli genç adam güldü.

 

Çevredeki Jianghu insanları da kıkırdamaya başladı.

 

Ye Qingyu bu insanlara bir bakış attı ve onları Menekşe Yedi Yıldız tarikatı öğrencileri olduğunu anladı. İçlerinde daha önce onun tarafından ilgilenilen insanlar vardı— genç kardeş Lin de dâhildi. Şişmiş yüzü çoktan normale dönmüştü ve dökülen dişlerinin yerinde yenileri vardı. Her zamanki görünüşünden çok fazla farklılık gözükmüyordu. Sadece onun ifadesinde, gözlerinin içinde gizlenen zehirli bir bakışın içine gizlenmiş bir şeytani ateş titreşiyordu.

 

“Uzun zamandır Yüz Bitki Salonunun provoke edilmemesi gerektiğini duyuyoruz. Ancak…” Bunu söyleyen genç adam sadece soğuk bir küçümsemeyle devam etti. “Ancak biz Yüz Bitki Salonunun Şeytan Irkını barındırıyor olduğunu hayal etmemiştik. ”

 

Bu sözler söylendiğinde herkesin yüzlerinin ifadesi değişti.

 

Şeytan Irkını barındırmak mı?

 

Yüz Bitki Salonu?

 

Bu gerçekten ciddi bir konuydu.

 

O anda herkes mağaza sahibi Sui’ye baktı. Eğer Yüz Bitki Salonunun Şeytan Irkıyla bir ilişkisi olduğu kanıtlanırsa bu sadece bir bitki ustasının sürüklenmesi kadar basit bir konu olmazdı. Muhtemelen tüm Yüz Bitki Salonu bile bu suçu taşıyamazdı. Youyan sınırı içerinde insanların Şeytan Irkından konuştuğunda yüzlerinin solduğunu bilmek gerekirdi.

 

Mağaza sahibi Sui şaşkınlığından sonra soğukça kıkırdadı. “Şeytan Irkına koruduğum ya da korumadığım sizin gibilerin bir ispat olmadan karar verebileceğiniz bir şey değil. Yalanları ve söylentileri yaymaya çalışmayın. Eğer gerçekten şüpheleriniz varsa o zaman [Youyan Ordusunun] araştırmasına izin vermelisiniz.  Siz sadece Jianghu’dan statüsü olmayan kişileriniz Yüz Bitki Salonunun adını lekelemek mi istiyorsunuz? Artık yaşamak istemiyor musunuz? ”

 

Bu sözler oda boyunca güçlü bir şekilde yankılandı.

 

Yüz Bitki Salonu hiçbir zaman statüden eksik kalmamıştı; Bütün bu yıllar boyunca orduyla işbirliği yaptıktan sonra Jianghu’nun insanları tarafından tehdit edilmeleri nasıl mümkün olabilirdi.

 

“Haha, Yüz Bitki Salonu gerçekten çok görkemli.” Menekşe Yedi Yıldız tarikatının genci kıkırdamaya başlayarak oval şekilli bir mühür çıkardı ve onu salladı. “Şehrin içindeki şeytani yaratıkları yakalamak için askeri tedarik bölümünün emirleri altındayız, bu nasıl? Bu [Youyan Ordusunun] kararı sayılabilir mi? Sizin Yüz Bitki Salonunuz bunu kabul etmiyor mu?”

 

Mağaza sahibi Sui ona bir bakış attığında kalbi tekledi.

 

Bu oval şekilli mühür gerçekten tedarik bölümünün askeri mührüydü.

 

Neden bu Jianghu insanları tedarik bölümünün askeri mührünü taşıyordu?

 

Konunun ele alınması zorlaşmıştı.

 

Yüz Bitki Salonu orduyla her zaman mükemmel bir ilişki kurmuştu fakat askeri tedarik bölümünün başkanı Zhang San ile küçük bir çatışmaya girmişti. Aralarındaki ilişki o kadar iyi değildi. Bunun başlıca nedeni Zhang San’ın kişiliğinin çok açgözlü olmasıydı; O Yüz Bitki salonunun orduya verdiği vergilerini gittikçe daha fazla arttırmaya başlamıştı. Bu şimdiden Yüz Bitki Salonunun uyarı limitlerini aşmıştı. Yüz Bitki Salonu için Zhang San’a biraz bitki ve para vermek çok bir sorun değildi. Fakat asıl problem Zhang San’a çok fazla şey hediye etmeleri İmparatorluğun kanunlarını çiğneyecekti. Bu gerçekten dikkatli olunması gereken bir şeydi.

 

Ancak Zhang San bu perspektife katılmıyordu.

 

Bu son bir iki yıldır onlar arasının kötü olmasının sebebiydi.

 

Bu Zhang San’ın sahnenin arkasındaki yönlendirmelerinden birisi olabilir mi? “Anne, anne, ben acıyor…” Çelik kelepçeler takılan küçük çocuk titrerken dikenli çelik kelepçeler derisini parçalamış ve neredeyse kemiklerine ulaşmıştı. Onun yüzü kötü bir şekilde seğiriyordu belli ki çok korkmuştu. O annesine sıkıca sarıldı; Şu anda ona hayatındaki en önemli kişi bir güvenlik hissi verebilirdi.

 

“Ling’er ağlama…” Huang Zhen çelik demirler oğlunun vücuduna daha fazla saplanmaması için eliyle çelik demirleri tutarak oğlunun kendi bağrına basıyordu. Fakat onun her iki eli de zaten tamamen parçalanmış ve kan damlatıyordu. Çelik dikenler zarif ellerini tamamen delmişken saçları yüzünün etrafına bulut gibi düşmüştü. O başını kaldırdı. “Ben Şeytan Irkı ile gizlice anlaşmadım.”

“Şeytan Irkı ile gizlice anlaşmadın mı?” Mor cüppeli genç adam soğuk bir şekilde küçümsedi ve arkasındaki insanlardan trigram şekilli bir yeşim taşı çıkardı. Daha sonra küçük oğlanın başına yönlendirdi. Beyaz yeşim parçasının üzerinde birdenbire yanıp sönen açık kırmızı bir ışık görüldü.

 

“Şeytan Arayan Yeşim Parçası. Eğer onlar Şeytan Irkındansa bir kez bu yeşim parçasının yakınında olduklarında kırmızı bir renk ortaya çıkacaktır. İnsanlar yalan söyleyebilir fakat bu yeşim parçasındaki Formasyon söylemez.” Mor cüppeli genç kişi elinde zincirleri hızla çekerken soğukça konuştu, “Oğlu Şeytan Irkından biriyken annesi ne oluyor? Haha, Şeytan Irkı ile ilişkisi mi var? Ya da belki de Şeytan Irkından birisidir? Yüz Bitki Salonu bu şeytanları gizledi, ben siz çocukların sorumluluklardan kaçamayacağınızdan korkuyorum. ”

 

Çelik zincirler hareket ettikçe çocuk acı ile çığlık attı.

 

Mağaza sahibi Sui’nin yüzünün ifadesi bakılması zor bir hal almıştı.

 

“Hayır, böyle değil. Ling’er erken doğmuştu bu yüzden doğumdan beri zayıf bir bünyesi vardı. Onu tedavi etmek için ona her gün yemesi için Yanankan şeytan ayısının bir damla kanını verdim, bu onun Yang Qi’sine yardımcı olabilirdi. Bu yüzden Şeytan Arayan Yeşim Parçasının böyle bir tepkisi oluyor… ” Huang Zhen yüksek sesle açıklarken oğlunu sıkıca korudu.

 

“Şahit olabilirim.” Mağaza sahibi Sui yüksek sesle bağırdı. “Bir yanlış anlaşılma var.”

 

Fakat onlara bakan Jianghu insanları gülmeye başladı.

 

“Ne yanlış anlaşılması, bu senin konuşabileceğin bir şey değil. Onları araştırmak için götürmek zorundayız.” Mor cüppeli genç adam uğursuzca konuştu. “Sizin de dediğiniz gibi bu çocuğun bedeninde Yanankan şeytanının kanı var. Gelecekte Yan Buhui’ye benzer bir şey yapıp İnsan Irkına ihanet etmeyeceğini kim bilir. Biz birisinin haksız yere ölmesine neden olmayacağız. ”

“Sen…” Mağaza sahibi Sui öfkeyle tamamen donmuştu.

 

Küçük çocuk annesine sıkıca sarıldı. Huang Zhen onun delinmiş olan eline bakarken ölümcül derecede solgun olan yüzündeki gözyaşlarını ovuşturdu. Çocuk ağlayarak konuştu “Anne, Ling’er acımadı. Zincirleri bırakmalısın senin elinden kan damlıyor…”

 

Huang Zhen’in kalbi bıçaklar saplanmış gibi acıyordu.

 

Şu anda bu inatçı kadın bitki ustası umutsuzluk hissediyordu.

 

Şeytan Irkı ile savaştığı sırada hayatını kaybeden kocasını tekrar düşünüp genç ve zayıf çocuğuna baktığında kalbi ezilmek üzereydi.

 

“Haha, neden hala tereddüt ediyorsunuz. Şeytan çocuğun yanı sıra Şeytan Irkı ile ilişkisi olan sürtük kadını da getirin. ”Figürü iki metreyi aşan kaslı bir adam ortaya çıktı; O daha önce bu sahneyi sadece soğuk bir gülümseme ile izliyordu. Bu kişi normal kişilerden çok daha büyük olan avcunu kaldırmıştı. Onun parmakları ve avuçlarının etrafında hafif bir karanlık varken besbelli bir avuç içi dövüş sanatı yeteneği kullanmıştı.

 

Bu kişi konuştuğunda mor cüppeli genç adam sanki Huang Zhen ve Ling’er-i zorla sürükleyecekmiş gibi anında çekil zincirleri çekmişti.

 

Huang Zhen’in yalvaran bakışları mağaza sahibi Sui’ye doğru döndü.

 

O mağaza sahibi Sui’nin öfkeden titreyen figürüne baktı. Fakat gözbebeklerinin derinliklerinde tereddüt ve çatışma vardı. Huang Zhen bu anda nihayet anlamıştı. O sonunda umutsuzluğa düştü…

 

Fakat bu anda başka bir ses çıktı.

 

“Bir dakika bekle.”

 

Ye Qingyu mağaza sahibi Sui’nin arkasından dışarı çıktı.

 

Hiç zaman kaybetmeden herkesin bakışları bir kez daha Ye Qingyu’nun bedenine odaklandı.

 

“Kimsin?” Mor cüppeli genç adam şaşırdıktan sonra hemen alayla gülümsedi. “Ben seni tanımadığıma göre seninle hiçbir ilgisi olmayan işlere karışma. Aksi halde sonuçlarına katlanamazsın.”

 

Ye Qingyu onu hiç duymamış gibiydi.

 

O diz çöktü ve avucuyla hafifçe Ling’er adındaki küçük çocuğun başını okşarken ona gülümsedi. “Küçük adam Yanankan şeytanının kanı lezzetli mi?”

 

Küçük adam, Ye Qingyu’ya ihtiyatla baksa da Ye Qingyu’nun gülümsemesinden etkilendi. İçgüdüsel olarak başını salladı. “Acı, içmesi güzel değil, biraz kaynatınca… Fakat annem sadece bunu içerek daha da güçlenebileceğimi söyledi. Savaş alanına gitmek ve şeytanları öldürerek babam için intikam almak için daha güçlü olmalıyım…”

“İyi çocuk. Baban nerede?” Ye Qingyu avcunu Ling’er-in kafasına yerleştirildi.

 

“Annem babamın şeytan savaş alanında uyuduğunu ve artık geri gelemeyeceğini söyledi… Ben büyüdüğümde, onu bulmaya gideceğim …” Ling’er kafası indirdi ve küçük yumruğu sıkıca kenetlendi.

Huang Zhen, Ye Qingyu’ya baktığında yüzünde soru sorar gibi bir bakış vardı.

 

O ne bu yeşim gibi beyaz cübbeli genç adamın arkasını biliyordu ne de bu soruları sormasının nedenini biliyordu. Ancak umutsuzluğa düştükten sonra ki umut ışığı onu titretmişti.

 

Ye Qingyu gülümserken mağaza sahibi Sui’ye bakmak için başını kaldı. “Bu çocuğun babası savaşta ölen kahramanlardan birisi mi?”

 

Mağaza sahibi Sui hızla cevap vermek için atıldı. “Bu doğru, Ling’er-in babası Öncüllerin askeri savaş subayıydı. Patlayıcı Kar Buzulu savaşında, ne yazık ki vefat etti …”

“Güzel, güzel, bu hususta böyle işe yaramaz kelimeler söylüyorsun. Sen kim olduğunu zannediyorsun, hızlıca çek git. ” Mor cüppeli genç adam Ye Qingyu’ya düşmanca bakıyordu. “Bu sürtük ve onun küçük veledi hakkında çok endişeleniyorsun yoksa sende onların yoldaşlarından birisi misin?”

 

Ye Qingyu hala ona en ufak bir ilgi göstermiyordu.

 

O kafasıyla onayladı. “Bu doğru; bu küçük çocuk Yanankan şeytan ayısının kokusunu taşıyor. Fakat ben onun bedeninde Şeytan Irkı kan çizgisi olmadığını görebiliyorum. Şeytan Arayan Yeşim Parçasının tepki vermesine gelince bunun nedeni şeytan kanı içmiş olmasından… ” O buraya kadar konuştuğunda son hükmü verdi. “Bu çocuğun Şeytan Irkı ile bir ilgisi yok. ”

 

Mağaza sahibi Sui bir rahatlama nefesi verdi.

 

Yüz Bitki Salonunun diğer çalışanları da rahatlamıştı.

 

Fakat bu mor cüppeli genç adam öfkeden kükremeye başlamıştı. “Sen ne sikim olduğunu düşünüyorsun da ortaya çıkıp böyle sözler söylüyorsun. Haha, sen sözlerinin kanun olduğunu mu düşünüyorsun, sen…”

 

O bitirmeden önce.

 

Ye Qingyu ayağa kalktı ve elini salladı.

 

Pak!

 

Mor cüppeli genç adam yatay olarak uçarken konuşmasını bitirememişti ve ağzından çılgınca kan fışkırıyordu.

 

“Edepsiz, birilerinin sözlerini kesmemelisin. Sen bu vuruşu hak ettin.” Ye Qingyu ellerine hafifçe çırptı ve sayısız dili tutulmuş kişinin bakışlarıyla Huang Zhen ve Ling’er-i vücutlarındaki zincirlerden yavaşça serbest bıraktı. O Ling’er-in kafasına okşarken bir gülümsemeyle konuştu. “Şimdi her şey iyi… Ölmüş bir askerin oğlu Şeytan Irkından birisi. Bu tür bir gerekçe kullanmak gerçekten rezalet.”

“Teşekkür ederim amca.” dedi Ling’er zayıf bir sesle. Ağrı tüm vücudunun kıvrandırıyordu fakat o ilk anda teşekkürünü dile getirdi.

 

Ye Qingyu afalladı ve biraz kızmış bir tonla konuştu. “Ne amcası? Kaç yaşında olduğumu düşünüyorsun? Bana erkek kardeş de.”

 

Etrafındaki herkes gülmeye başladı.

 

Atmosfer açıkça biraz rahatlamıştı.

 

Fakat etraflarındaki öfke ve öldürme arzusuyla bakan Menekşe Yedi Yıldız tarikat öğrencilerinin yüzlerini gören herkes meselenin daha sonlanmadığını anlamıştı. Gerçekten korkunç bir şey olmak üzereydi.

 

 

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm
0
Lightning Novel
error: Kopyalamak yasak kardeş !!
%d blogcu bunu beğendi: